Ayşe Nur Kırcalı

Ayşe Nur Kırcalı
@Nurluayse
Yaşamak
Kitaplardan ve Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Kadar
Dünya
Dünya, 8 Mayıs
22 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Acı; Tanrı'nın sağır dünyayı uyandırmak için kullandığı megafonudur. #shadowlands #anthonyhopkıns
Film Replikleri
Reklam
Lizbon'a Gece Treni
"Özgürlüğü ile tüy gibi hafif, belirsizliği ile kurşun gibi ağır... "
Film Alıntısı
Zihin Toparlamaca
Bel fıtığı ameliyatımın üzerinden bir ay geçti. Zannettiğimden, beklediğimden daha yavaş olsa da bedenen toparlanırken zihnen de toparlanmam gerekiyor, diyerek kitabın kapağı açıldı. Aslında bir diğer sebep de; arada bir gelen, acaba fıtık tekrarladı mı, ameliyat başarısız mı oldu, diye beni siterese sokan ağrılarımın olmadığı zamanlarda, oturmam yasak olduğu için yatarken yapılabilecek kitap dışında çok birşey olmaması. Sanılmasın ki hep yatıyorum. Doktor tavsiyesi ile yürüyüşe de çıkıyorum.🚶🏻‍♀️ Tek özlemim oturmak🙃 İtalyan yazar Buzzati'yi yedi sekiz yıl kadar önce okuduğum kitabı Tatar Çölü ile tanımıştım. Kitap bittiğinde uzun süre kala kalmıştım. Hayat, yaşam, umut ve akıp giden zaman üzerine eşsiz bir roman Tatar Çölü. Yıllar geçti okuyalı ama hâlâ favori romanlarım arasında ilk sıralarda. Tanrı'yı Gören Köpek kısa hikayelerden oluşan bir kitap. Ben öykü okumayı severim. Bence bir hikaye yazmak, dört beş sayfalık bir yazıda, bir duyguyu, bir mesajı, vurucu şekilde verebilmek, beş yüz sayfalık romanda bunları yazmaktan daha zor olsa gerek. O yüzden Sabahattin Ali'ye de ayrı bir hayranlığım var. Dino ise Tatar Çölü romanındaki kadar başarılı hikayelerinde. Özellikle bir Yedi Kat isimli bir hikayesi var ki inanılmaz. Bunu nasıl düşündün, nasıl böyle yazabildin, diye övgülerle okumuştum bir kaç ay önce. Tanrı'yı Gören Köpek ise tam bir efsane. Yazarımız pek dindar bir Katolik. İnsanlığın en büyük meselesi olan varlık üzerine bir kez kafa yormamış, popüler üç beş ateist söylemlerle gürültü yapan ucuz dinsizlerin dünyasında, varlık-din-Tanrı üzerine düşünen, yazan herkes bana sevimli geliyor. Yazar harika bir dini hikaye yazmış: Tanrı'yı Gören Köpek. Ben fazlasıyla beğenince, uzun uzun lafını edince neredeyse bütün öğretmenler odasının okuduğu kitap 🙈 Colombre de
Çukur
Modern Kore edebiyatından Çukur! Biraz farklı kültürlerin edebiyatını tanımak hevesiyle önce Japon edebiyatına sardım. Haruki Murakami, Osamu Daza falan derken oradan Arap edebiyatına atladım. Necip Mahfuz, Nizâr Kabbani filan... Sıra geldi Kore edebiyatına. Aradığımı buldum mu, tartışılır. Adının hiç de önemli olmadığı bu çekik gözlü yazarımızın Çukur romanı da pek edebî sayılmaz. Çok başarılı bir kurgu da değil. Lakin ben bu 168 sayfalık romanı bir ay kadar önce, bir pazar günü, elimden bırakmadan, bir solukta okudum. Günlerce de etkisinde kaldım. Aslında vasat olan bu kitapta beni sarsan şey konusuydu. Kitabın kahramanı kaza sonrası tamamen felç kalan bir adam. Adam yatıyor. Kıpırdayamıyor, konuşamıyor. Hikaye felçli adamın diliyle anlatılıyor ve siz onun gözünden hayata bakıyorsunuz. Çok başarılı bir anlatım değil. Ama ben okurken ürperdim. İnsanın bedeninin kontrollünü kaybetmesinin, temel ihtiyaçlarını görememesinin dehşetini derinden hissettim. Okulda arkadaşlara da uzun uzun bahsettim. Allah kimseyi yataklara düşürmesin, diye de not düştüm. Ve sadece bir kaç hafta sonra ben de yataklara düştüm. Ne kadar oldu emin değilim ama sanırım ben de bir aya yakındır yatıyorum ve sürekli Çukur'daki adamı hatırlıyorum. Altı yıl kadar önce şiddetli bacak ağrısı ile doktor doktor gezdikten sonra bir altın günündeki bir teyzenin teşhisi ile beyin cerrahına gitmiş ve emar sonucunda belimdeki iki fıtık netleşmişti. Doktor ameliyat olabilirsin ama istersen biraz idare et, dediğinden ben de altı yıldır idare ettim. Bazı sabahlar eğilip yüzümü yıkamak, bazen rükuya gitmek işkenceydi. Azıcık fazla yürüsem birisi sanki bacağımdaki damarları tutmuş çekiyor hissi korkunç olsa da gezdip tozdum. Tabi tedavi amaçlı bir ara yüzmeye, bir ara platese gittim ama hepsi korkunç ağrılara sebep
Duygu/Düşünce
Reklam