Etrafımdakiler ne tıynette insanlar olurlarsa olsunlar ben umdelerime sadık kalacağım. Bazı zayıf iradeli ve uşak ruhlu kimseler gibi şahıslardan gelen fenalığı memlekete atfederek ona küsmeyeceğim. Bilakis göreceğim zulüm ve gadrin benimle beraber o büyük mağdur anayı da vurduğunu, yaralarına bir fazla yara ilave ettiğini düşüneceğim ve daha kuvvetle, daha şevkle çalışacağım.
Ben zannediyordum ki ömürlerimizin teknesini istediğimiz sahile götürmek için yalnız onun dümenini ele almak kafidir... Şimdi anlıyorum ki değilmiş... Yollar görünmez kayalarla doluymuş... Onlara çarpmamak lazımmış... Daha fenası gizli cereyanlar varmış ki insan onlara kapıldığı zaman yolun değiştiğini, gittikçe uzaklaştığını farkedemezmiş. Ta kendisini başka sahillere düşmüş görünceye kadar...
Uğranılan haksızlıklara ve hakaretlere koyun gibi tahammül etmemek insanlığın başlangıcıdır evlat... Daima söylerim ya... Toysun... Bu hayatta nezaket sökmez... Çaresiz, mütecaviz ve haşin olacaksın... Meselenin ne olduğunu sormuyorum evlat... Fakat kısmen haklı, kısmen haksız olduğuna eminim...
Sırf kendi gayreti, kendi kendi doğruluğu sayesinde kazandığı bu muvaffakiyet, ona nihayetsiz bir gurur veriyordu. Zaafın, aczin, tereddütün uzlaşılmaz bir düşmanı olmuştu. Herkes, kuvvetle istediği halde , kendi hayatını istediği gibi sevk ve idare edebilirdi. Fenalara, düşkünlere acımak manasız bir mızmızlıktı.