Her şeye birlikte inandık ve her şeyi birlikte reddettik; yaptık ve yıktık. Yan yana, el ele gerçekleri aradık, kitapları aç kurtlar gibi yalayıp yuttuk, söz götürmez zaferlerin peşinden koştuk. Aynı yatakta yattık, aynı masada yemek yedik ve aynı kitaplardaki aynı sayfaları işaretledik.
Düşündüğüm, önerdiğim her şeyde sen de vardın ve senin önerdiğin şeylerde benim de rolüm bulunmalıydı ve evren net bir biçimde bu şekilde bölünmüştü: Bir tarafında biz ikimiz, öbüründe tüm geriye kalanlar.
Akşam hızla çökerken ve çanlar unutulmuş bir yas için hiç durmaksızın çalarken, odanda, kuru odunların ılık kıvılcımları önünde yaptığımız sohbetleri hatırlıyor musun?