Umutsuzluğun son noktası kişinin kendiliğini yitirmesidir. Bu durumda kişinin odak noktası kendi dışına kayar ve kişi kendi hayatının itici gücü olmaktan uzaklaşır. Kendine ve gelişimine olan tüm inancını yitirmiştir. Bir çeşit ruhsal ölüm söz konusudur. Kendi potansiyeline inanmayan veya bundan vazgeçen kişi yaşayan bir ölüdür. Danışan-terapist ilişkisinde psikoterapist de hiçbir zaman hastadan umudunu kesmemelidir. Bunu sezinleyen danışan kendisinden vazgeçildiğini düşünürse tüm terapi süreci dağılacaktır.