Popüler bir dizi olan Bahar'ı izlerken ,uzun süredir izlemek istediğim bu filmi izlemeye karar verdim.iyiki de vermisim.(zamanında bayılarak izledigim bazı diziler ,su an beni cok bunaltıyor .Muhtemelen Bahar da öyle olacak)
Bildiğim kadarıyla Yıldız Kenterin izledigim ilk filmiydi.Baştan sona naif bir yaşamı izledim.Kendisi kanser son dönem hastası olan Olcay, kedisi Hanım'ı emanet edecek birisini arıyor.Yeri geliyor ,evinde kedi beslediği için insanların dalga geçmesine maruz kalıyor.Yeri geliyor hayvanların canına kıyan acımasız insanlarla karşılaşıyor.
Ana karakterin yaşlı bir kadın olması , benim daha önce çok az böyle bir yapımla karsılaştığımı fark etmemi sağladı.Tecrübeli bir karakteri izlemenin bana çok katkısı olabilir.Bu şekildeki filmlerin arayışında olacağım.
İstanbul'u şatafatsız sade bir şekilde görmek güzeldi.Bence İstanbul 'u bu şekilde kaydetmiş olan filmler çok değerli.Bana huzur veriyor.İnsanların kıyafetleri,birbirleriyle iletişim sekilleri öylesinelikten uzak .İhtiyacım olan şeyleri izledim.Ruhumun ihtiyaç duyduğu ..Daha çok böyle filmlere denk gelmek dileğiyle..
Her şeyi iyi yapması gerektiğini hisseden kişiler ,başarısız olmamaları ya da bir öğrenme eğrisi gerektiren yeni şeyler denememeleri gerektiğini düşünürler,o yüzden de bir işten daha başlamadan vazgeçerler.
Çocukların anneden yardım istemesinin ne zaman doğru olduğunu içgüdüsel bir şekilde bilmeleri beklenemez.
(Yani çocuk sana gelmeyecek ,sen çocuğa gideceksin)
Anne, yuvayı ve çocuğun henüz kendisini anneden ayrı olarak hayal bile etmediği bu yeni birleşik hale gelmiş ilişkiyi temsil ederken , baba annenin ötesindeki bir dünyayı temsil eder ve dünyanın geri kalanına açılmak için bir köprü oluşturur.