Kaçınan bağlanma stiline sahip bireyler, ebeveyn olmayı en az oranda arzulayan ve olduklarında da bundan en az oranda doyum sağlayan gruptur. Eşe yönelik yoğun öfke ve saldırganılık gibi olumsuz davranışlar, kendilerinden daha fazla oranda yakınlık bekleyen bu eşi "bastırmak" için bir araç işlevi görür. Çocukluk dönemine ait olan ve ister üzüntü isterse de mutluluk verici olan olayları hatırlamakta güçlük çekerler. Üzüntü veren olaylar reddedilmişliği mutluluk veren olaylar da fazlasıyla yakınlığı içerdiği için yaşandığı anlarda bastırılmakta ya da yok sayılmakta, böylelikle de hatırlanması güçleşmektedir. Özellikle bir kayıp sonrası (ölüm ya da ayrılık gibi) en fazla oran da somatik (bedensel) şikâyetlerde bulunan grup kaçınan bağlanma stiline sahip bireylerdir.
Yine Münafikûn Suresi'nin yukarıda verdiğimiz ayetinin devamında Allah (cc) onları şöyle tasvir eder: "وَإِنْ يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُسَنَدَةٌ" "Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler." (Münafikûn, 4) Gerçekten çok ilginç. Kur'ân'ın dili çok etkileyicidir. "مُسَنَّدَةٌ” “müsennedeh" Bir şeylerin yan yana sıralanması demektir. Evlerin arka bahçelerindeki çitlerde uzun uzun tahtalar yan yana dizilir, arkalarına da hepsini aynı hizada sabit tutacak yatay bir tahta monte edilir. Uzun bir tahta ile sabitlenmemiş bir çit düşünelim. Tahtalar sadece yan yana durur. Çit uzaktan güzel görünür ama yan yana duran tahtalar, çok hafif bir rüzgârda domino taşları gibi art arda devrilecektir. Buna "خُشْبٌ مُسَنَّدَة" "husubun müsennedeh" denir. Diğer ilginç nokta ise "huşub" kelimesinin sadece uzun tahtalar için değil, aynı zamanda yakılmaktan başka bir amaçla kullanılmayan odunlar için de kullanılıyor olmasıdır. Allah (cc) münafıklar için sadece yakılmak için kullanılan odunlar benzetmesini yapar. Aslında bu bir bakıma cehennemdeki akıbetlerinin tasavvurudur. Allah (cc) bizi onlardan eylemesin.
Bizler nasıl ki güneşin ışığına gözlerimizi dikerek bakamıyor ama güneşin ısısını hissediyorsak kaybettiğimiz sevdiklerimizin varlığını da tıpkı güneş ışığı gibi üzerimizde hissedebiliriz.