Hasret çeker, heves eder ve arzular aklına, gönlüne düşer insanın. Gözün gördüğü, hayallerin resmettiği ne varsa hep doldurur insanın dünyasını. Doldurur ve parçası olduğu "bütün"e doğru meyleder sürekli. Neyin parçası olduğu, hangi bütünün yarısında kaldığı, nasıl tamam olacağı muammadır hep ona. Bu bilinmezin ardına düşer ve ayrı kalışın sızısı hiç terk etmez insanı. Sıcak, sımsıcak yuvaya duyulan özlem gibi hep bütünün, tamam olmanın hasretini çeker.