Geçen yüzyıllara ve sözde "demokratik" dünya düzenine rağmen,
Haçlı cephesinde Müslümanlara yönelik kinlerin hala bütün canlılığıyla yaşamaya devam ediyor oluşu, hepimize bir şey söylemeli.
Dış politikanın mantığını kurarken, dilini oluştururken ve uygulamasını yaparken,
İslam dünyasına karşı en az üç farklı yönelim ve üslup geliştirmek gerekiyor.
Balkanlarda "varlığı her zaman güvence gibi görülen bir ağabey" olarak;
Arap dünyasına karşı "ne zaman istenirse ve ihtiyaç duyulursa desteğe koşulacak samimi bir kardeş" olarak;
diğer coğrafyalara da "her zor durumda yetişmeye hazır yardım eli" olarak...
Endülüs tecrübesinden çıkacak belki de en önemli ders budur. Endülüs'ü yaklaşık 800 yıl, Hindistan 600 yıl, Balkanlar 600 yıl tamamen İslam'ın hakim olduğu topraklardı.
Sonrasında yaşananlar malum. Tarihi ibret almak için okuyacaksak, meselenin bu yönüne ağırlık vermek en doğrusu olacaktır.