Balkanların sosyokültürelliği,acıları,dramları,eğlenceli folklörleri ve yaşam bicimlerini hep taraflı kişiler tarafından ve tek bir kültür üzerinden incelemiş biri olarak bu kitap benim 2024 yılında okuduğum en iyi kitaplardan biri diyebilirim.Müthiş bir hümanist olan ivo andriç bu yaşamı ve acı,sevinç dolu tarihi anlatmak için olayların öznesine bir köprüyü;vişegrad şehrinin iki yakasını birbirine bağlayan Drina köprüsünü koyuyor.Ihtisamli osmanli dönemlerinden çöküşe,avusturya-macaristan hakimiyetinden dünya savaşına uzanan bu serüvende olayları yaşamış kadar olurken hem molla ibrahim'in hem sırp rahip nikola'nın hem yahudi otel işletmecisi lotika'nın,köy güzeli boşnak fato osmanagiç'ten sırp devrimci nikola glasicanin'e kadar köprü üzerinde kurulan hayatları,dönem şartlarını,milletlerin ve dinlerin birbirine bakış açılarını bu şekilde müthiş bir objektiflik ve tarafsizlikla sanki ali hocanın dükkanına uğrayıp bir kahve içen kasabalı gibi veya kapiya'da kahve içip arkadaslariyla tartisan bir sirp genci gibi dinleyip yorumlayabilme şansını elde ediyoruz.Eminim Nobel ödülü kazanan bu eser birçok kimselere at gözlüğünü çıkartıp her insanın ortak acılarını ortak kaderlerini ve zevklerini yasama şansını verecek ve bir kere daha savaşların ve gözyaşlarının tıpkı yıkılmaz addedilen köprü gibi bizi birbirimizden ayırıp kopardığına,icimize birbirimizi ortak hedeflerden koparan bu gereksiz kin ve nefreti ektiğine sahitlik ettirecek ve insanlığın ortak hedef ve amacının daha doğrusu ideallerinin ne kadar ayristirici bir zemin üzerine kurulduğunu tekrar hatirlatacaktir.
Bir gün bu kitap ile drina koprusunun üzerinde foto çektirmek umuduyla incelememi tamamlıyor hepinize iyi okumalar diliyorum.
Kitapla kalın...