firavun, musa'ya sadece “allah var mı?” diye sormuyor.
asıl olarak:
“allah nedir?”
“âlemlerin rabbi nedir?”
diye soruyor.
ibnü'l arabî'ye göre bu soru çok derin bir metafizik sorudur. çünkü “nedir?” sorusu, bir şeyin mahiyetini, yani “onu o yapan özü”nü tanımlamayı ister.
fakat hakk'ın zâtı tanımlanamaz.
bu yüzden musa'nın verdiği cevaplar, doğrudan “allah'ın mahiyetini tarif” etmez; o'nun fiillerini, tecellilerini ve rubûbiyetini gösterir.
buradaki en önemli ayrım şudur:
-allah › mutlak zât, gayb-ı mutlak, bilinemez yön.
-rabb › tecelli eden, terbiye eden, yöneten, âlemde görünür olan yön.
ibnü'l arabî'ye göre musa özellikle “rabb” diliyle cevap verir. çünkü zât tarif edilemez ama rubûbiyet müşahede edilir.
kur'an'daki cevapları sırayla açalım:
~”göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir”
şuarâ 23–24
firavun:
“âlemlerin rabbi nedir?”
musa:
“göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin rabbidir.”
burada musa şunu yapıyor:
allah'ın “ne olduğunu” tarif etmiyor;
allah'ın neyde zâhir olduğunu gösteriyor.
yani:
-göklerde,
-yerde,
-aradaki bütün mertebelerde
tecelli eden hakikat'tir.
ibnü'l arabî'ye göre bu cevap:
-allah'ın zâtını değil,