Obey

Obey
︎ Göründüğüm gibi, konuştuğum gibi, yaşadığım gibiyim ama düşündüğün gibi olmaya bilirim... ︎!? ︎
Kalp düşünebilseydi, atmaktan vazgeçerdi.  "Ne uzun yaşadım hiç yaşamaksızın! Ne çok düşündüm hiç düşünmeksizin! Durgun şiddetlerle, kıpırdamadan aşılmış serüvenlerle dolu dünyalar çöküyor üstüme. Hiç sahip olmadıklarıma ve asla olmayacaklarıma doydum artık." Huzurlu odamda, kederler içinde yazıyorum, şimdiye kadar olduğum, bundan sonra da olacağım gibi yapayalnızım. Birden sıkıntı bastı. Sessizliğin nefesi kesilmişti bir anda. ...bende kalan hatıran öylesine temiz, öylesine okunaklı. “Ben ki hayatın ne olduğunu bile bilmezken,ben mi onu yaşıyorum yoksa o mu beni...” “Sevmekten âciziz, sevilmek için gereken sözlerse daha söylenmeden yorar bizi.” - Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum. Özlediğim hiçbir şey yok.Hayatım acıyor .Bulunduğum yer acıyor , kendimi bulabileceğimi düşündüğüm yer çoktandır acıyor. Çöküş, bilinçaltının tamamen yitirilmesi demektir, çünkü bilinçaltı yaşamın temelidir. insan baskı altında yaşamamışsa, özgürlüğün değerini ölçemez. Şu küçücük dünyada herkes incitilmiş, isimsiz, herkes yanlış yerde. Hissetmek ne renktir acaba? fernando pessoa // huzursuzluğun kitabı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
sana gitme demeyeceğim ama gitme lavini, adını gizleyeceğim sen de bilme lavinia. bilinmedik bir hüzün var içimde, bir gariplik. anladım ki, ya ben fazlayım bu şehirde ya da biri eksik... belki bizim kusur bildiklerimiz bizim güzel olmamızı sağlıyorsa. dindarlığınızı tanrıya gösterin, bana insanlığınız lazım. aslında bütün insanları sevebilirdim, sevmeye ilk senden başlamasaydım… gitmek istiyorsa, bırakacaksın gitsin. aklı seninle olmayanın bedeni yanında olsun ister misin? kadından meleklik bekliyorsan,ona cennetini sunacaksin. yerin seni çektiği kadar ağırsın kanatların çırpındığı kadar hafif.. kalbinin attığı kadar canlısın gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç… sevdiklerin kadar iyisin nefret ettiklerin kadar kötü.. `can yücel` // `güle güle seslerin sessizliği`
kaldırımlar sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.yolumun karanlığa saplanan noktasında,sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.in cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;biri benim, biri de serseri kaldırımlar.içimde damla damla bir korku birikiyor;sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;iki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi... // necip fazıl kısakürek
“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.” Ahzab Suresi Ayet:56
dostoyevski "beyaz geceler" kitabında şöyle diyor: "arada bir kendime; "hayallerin nerede?" diye sorarım. fakat başımı sallayıp, "yıllar ne çabuk geçiyor!" demekten başka çarem olmaz. bu sefer başka sorular gelir aklıma: "peki, yıllarını ne yaptın? hayatının en iyi yıllarını nereye gömdün? yaşadın mı, yoksa yaşadığını mı sanıyorsun?" içimden bir ses yükselir; "bak, çevrende her şey nasıl gittikçe soğuyor? birkaç yıl daha geçsin, koyu bir yalnızlıkla birlikte bastonuna dayanmış, titreyen bir yaşlılıkla karşı karşıya kalacaksın. ondan sonra da umutsuzluk, keder, bezginlik... bir gün gelip hayal dünyam yerle bir olacak, hayallerim sarı yapraklar gibi bir bir dökülecek. Yani diyor ki ; “Hayat akıp giderken hayallerini erteleme. Yoksa bir gün yaşlanmış, yalnız ve pişman bir şekilde yaşıyamadığını anlarsın .”