Obey

Obey
︎ Göründüğüm gibi, konuştuğum gibi, yaşadığım gibiyim ama düşündüğün gibi olmaya bilirim... ︎!? ︎
kaldırımlar sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.yolumun karanlığa saplanan noktasında,sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.in cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;biri benim, biri de serseri kaldırımlar.içimde damla damla bir korku birikiyor;sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;iki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi... // necip fazıl kısakürek
Reklam
“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.” Ahzab Suresi Ayet:56
dostoyevski "beyaz geceler" kitabında şöyle diyor: "arada bir kendime; "hayallerin nerede?" diye sorarım. fakat başımı sallayıp, "yıllar ne çabuk geçiyor!" demekten başka çarem olmaz. bu sefer başka sorular gelir aklıma: "peki, yıllarını ne yaptın? hayatının en iyi yıllarını nereye gömdün? yaşadın mı, yoksa yaşadığını mı sanıyorsun?" içimden bir ses yükselir; "bak, çevrende her şey nasıl gittikçe soğuyor? birkaç yıl daha geçsin, koyu bir yalnızlıkla birlikte bastonuna dayanmış, titreyen bir yaşlılıkla karşı karşıya kalacaksın. ondan sonra da umutsuzluk, keder, bezginlik... bir gün gelip hayal dünyam yerle bir olacak, hayallerim sarı yapraklar gibi bir bir dökülecek. Yani diyor ki ; “Hayat akıp giderken hayallerini erteleme. Yoksa bir gün yaşlanmış, yalnız ve pişman bir şekilde yaşıyamadığını anlarsın .”
“Allah, iyilik edenleri sever.” • Bakara, 195 “Allah, tövbe edenleri sever.” • Bakara, 222 “Allah, sakınanları sever.” • Âl-i İmrân, 76 “Allah, adâletli davrananları sever.” • Hucûrat, 9 “Allah, sabredenleri sever.” • Âl-i İmrân, 146 “Allah, tertemiz olanları sever.” • Tevbe, 108 “Allah, tevekkül edenleri sever.” • Âl-i İmrân, 159 “Allah, güzel davrananları sever.” • Âl-i İmrân, 148...
yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç sakladı bir dakika araba yerinde durakladı neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar, gözlerimin önünden geçti kervansaraylar... gidiyorum, gurbeti gönlümle duya duya, ulukışla yolundan orta anadolu'ya ilk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık! yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık, gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı... arkada zincirlenen yüksek toros dağları, önde uzun bir kışın soldurduğu etekler, sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler... ellerim takılırken rüzgarların saçına asıldı arabamız bir dağın yamacına, her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık, yalnız arabacının dudağında bir ıslık bu ıslakla uzayan, dönen kıvrılan yollar, uykuya varmış gibi görünen yılan yollar. başını kaldırarak boşluğu dinliyordu. gökler bulutlanıyor, rüzgâr serinliyordu. serpilmeye başladı bir rüzgâr ince ince, son yokuş noktasından düzlüğe çevrilince nihayetsiz bir ova ağarttı benzimizi yollar bir şerit gibi ufka bağladı bizi
Hayata Dair
Reklam