3 Mayıs, sadece bir tarih değil; bir fikrin, bir duruşun ve bir kimlik arayışının sembolüdür.
3 Mayıs 1944 Olayları ile birlikte Türkçülük, bir düşünceden çıkıp bir direniş ve ifade biçimine dönüşmüştür. O gün, fikirlerinden dolayı yargılanan, susturulmak istenen insanların aslında bir millete “ben buradayım” deme günüdür.
Türkçülük Günü; hamasetle bağırmak değil, kim olduğunu bilmektir.
Geçmişi romantize etmek değil, geçmişten güç alıp bugünü anlamaktır.
Birilerini dışlamak değil, kendi kökünü inkâr etmemektir.
Bugün 3 Mayıs;
ne sadece bir ideolojinin günü,
ne de tek bir kalıba sığacak bir düşüncenin yıl dönümü.
Bugün, aidiyet hissinin, kültürel hafızanın ve “ben kimim?” sorusunun cevabını arayan herkesin günüdür.
Kısacası:
3 Mayıs, sloganlardan çok daha derin bir şeydir.
Bağıranların değil, bilenlerin günüdür.