Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bazı kitaplar vardır, sadece sayfalarını çevirmezsiniz; o sayfaların altında kalırsınız. Kimsesizler Coğrafyası benim için tam olarak böyle bir yolculuk oldu.
Okurken kaç kez kapağını kapatıp, derin bir nefes alarak tavanı izlediğimi hatırlamıyorum. Hatay’ın tozlu enkazlarından Ali’nin yaralı geçmişine uzanan bu hikaye; bana bildiğim her şeyi, sahip olduğum her değeri ve "insan kalabilmenin" ağırlığını yeniden sorgulattı.
Kendi vatanında enkaz altında kalmakla, sığındığın yabancı bir coğrafyanın yıkıntısında umut aramak arasındaki o ince çizgide yürüdüm. Zekeriya Çetin, öyle bir "kimsesizlik" anlatmış ki; meğer hepimiz bir yerlerde, birilerinin hikayesinde eksik kalmışız.
Durdum, düşündüm ve en çok da şükrettim. Hayatın ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu bir kez daha iliklerime kadar hissettim. Kalbi olan herkesin, bu ağır ama tertemiz hikayeye bir kez olsun dokunması gerek.
Özne"nin dünyasına ufak bir ön yolculuk yaptım...
Kitabı okurken bazı satırlar vardı ki, sadece gözümle değil, kalbimle okudum. Her bir şiir farklı bir duygunun öznesi gibiydi. Bazılarında kendimi buldum, bazılarında ise hiç bilmediğim duygularla tanıştım. O kadar etkilendiğim bölümler oldu ki, hissettiğim bu derinliği kendi sesimle paylaşmak istedim.
Bu şiir bende çok başka bir yere dokundu. Umarım sizin de ruhunuza dokunur...