Kaybetmeyi göze almayacak kadar az dostum var. Bu dostluğa karşılık olarak endişelerini hafifletmek için elimden geleni yapmalıyım diye düşündüm. İşte muayenize gelme sebebim bu.
Orada geçirdiğim son iki yılda - Basel tarihindeki belki en iyi hoca olan ben yalnızca iki üç kişiden oluşan bir kitleye ders verdim. Bana anlatılanlara göre, Hegel ölüm döşeğindeyken, kendisini bir tek öğrencinin anladığını, ama onun da yanlış anladığını söylemiş! Benimse yanlış anlayan bir tek öğrencim bile olmadı.
"Tıbbi durumumla ilgili sakladığım bir şey yok kesinlikle," diye karşılık verdi nietzsche, "ancak paylaşılmasını istemedğim düşünceleri ise mümkün olduğu kadar sakladığım da bir gerçek! Hiçbir şeyin gizlenmeden konuşulacağı bir ortamı merak ediyorsunuz sanırım, bu tam bir cehennem olur. Birinin kendisini başka birine açması ihanetin kapılarını açar ve ihanet insanı çok rahatsız eder değil mi?
İncelenmekten alınan keyif o kadar büyük olurdu ki Breuer yaşlanma, sevdiklerini kaybetme ve dostlarından fazla yaşamadaki asıl acının sizi inceleyen gözlerin bulunmaması olduğuna inanırdı- hiç kimsenin dikkat etmediği bir yaşam dehşetti
"Yolculuğunuz nasıl geçti, Prof. Nietzsche? Anladığıma göre Basel'e heniz geldiniz."
"Bu yalnızca uğradığım bir durak," dedi Nietzsche, dimdik oturuyordu. "Bütün hayatım bir yolculuk haline dönüştü; bense tek yuvamın, her zaman dönebileceğim ve en iyi bildiğim tek yerin hastalığım olmaya başladığını anladım."