İnsan, dünyayı nefsinin ihtiyacına, rahatına, özetle keyfine göre görür. Sonra şahsi keyfini başkalarına kanun olarak sunar ve başkalarının da kendisinin gördüğü gibi görmesi için evrensel perspektif ve tarafsız doğru diye görmeye meylettiği ama gerçekte onun nefsine hizmet eden o hususi nazarı hakim kılmaya çalışır.
Sahibi olmayıp da hamalı olduktan sonra taşıdığın şeyin altın olması ile paslı demir olması arasında bir fark yoktur. Hatta bakmadığın için sana altın diye paslı demir taşıtılıyor da olabilir. Taşıdıkların senin olmadıkça, taşıdığın yük safi sevap bile olsa taşıyıcılık sana günahtır. Onuruna, yaratılışına, insaniyetine yazıktır.
Okuması kısa süren, okurken keyif veren ve okuduktan sonra geçmişi anımsatan bir kitap. Çizimleri birbirinden güzel, her öykü birbirinden derin. Kitabın içindeymişçesine...