Oğuzhan Öztürk

Oğuzhan Öztürk
@OguzozTurk1283
İhtilal Cephesi'nin Sıhhiye Subayı
O'nun ilkelerinden uzaklaştıkça…
Onun ilkelerinden uzaklaştıkça aynı toprakta yaşayan, aynı bayrağın kutsal sevincini taşıyanlar, binlerce, on binlerce, yüz binlerce şehit kanı ile sulanmış olan bu toprakların gerçek değerini bilmez olurlar; ayyıldızlı bayrağın kutsallığındaki tada varamaz, düşman kesilirler.. Durur damarlarındaki asil kan; akmaz olur.. Muhtaç olduğu kudret, onu bu ihanetten dolayı terkeder gider... Soluk alıp verişinde özgürlüğü değil, sömürülmeye yönelişi, tutsaklığa zincirlenşini yaşar.. Gören gözlerinde alabildiğine uzanan kendi yurt toprakları değil, ona göz dikmiş olanların içeridekilerle işbirliği yaparak yangın yerine çevirdikleri, işgal altında bir yıkıntıdır. İçmek için uzandığı tertemiz suda gördüğü, kirli, alçak bir düşman çizmesinin yansımasıdır.. Atatürk ilkelerinden uzaklaştıkça, bu gaflet ve dalalete düştükçe, görebileceğiniz manzaralar, duyabileceğiniz şeyler bunlardır işte..
Alıntı
Bir şey mi yapacaksın Kemal?
Mustafa Kemal hareket öncesi Saray'da Cuma selamlığına gelir. Cuma selamlığında Erkan-ı Harbiye Reisi Cevat Paşa da hazır bulunmaktaydı. Törenin ardından Fahri Yaver-i Hazreti Padişahı unvanı ile Padişaha veda eden Mirliva Mustafa Kemal, Cevat Paşa ile de sıkıca sarılarak samimi şekilde vedalaşırlar. Bu vedalaşmayı Padişahın başyaveri Avni Paşa şöyle anlatmaktadır; "Mustafa Kemal Paşa, iki gün sonra bahriyeden tahsis edilmiş olan özel bir vapur ile acilen Samsun'a hareket etti. Hareket günü olan Cuma günü selamlık töreninden sonra hümayun mahfilinde hürmet ve sayer hasebiyle ayakta durma şerefine nail olmus ve Padişah hazretlerine veda eylemişti. Padişah mahfilinden çıktığı sırada Erkan-ı Harbiye Başkanı Cevat Paşa ile samimi ve benim ile de resmi şekilde veda eyledi. İngilizlerin dikkatlerini çekmemek veyahut yoldan geri çevrilmemek için ayrılması sırasında gelinmemesini rica ile ilave eyledi." Kaynak: Ahmet Yurttakal, 18 Mart Kahramanı Cevat Paşa
Alıntı
Dahiliye Vekili Şükrü Kaya'nın, Atatürk'ün nutuklarında yer verdiği öz Türkçe kelimelerin kullanımının yaygınlaştırılması hususunda Trakya Umumi Müfettişliğine gönderdiği yazı.
Avrupa'dan Müslümanları sürme pratiği, derin ve sarsıcı bir insani trajediye yol açtı. Rusya'nın 1877 yazında, Slav kardeşlerini Osmanlı boyunduruğundan kurtarma iddiasıyla Tuna'yı geçmesi ise bu trajediyi tam anlamıyla bir şiddet seline dönüştürdü. Rus askerleri, Kazak birlikleri ve Bulgar gruplar tarafından gerçekleştirilen zulümler kulaktan kulağa yayıldıkça, yaklaşan felaketi sezen Müslümanlar tek bildikleri vatanı geride bırakmak zorunda kaldı. Kinle beslenen bir intikam duygusu ve açgözlülükle birleşen yağmalar, payitahta uzanan yolları cesetlerle ve alevlere teslim edilmiş köylerle doldurdu. İstanbul'a ulaşabilenler bitap düşmüş durumdaydı. Üstelik kurtulduklarını sanmak için erkendi; bu kez onları açıık, soğuk ve salgın hastalıklar bekliyordu.