" Seni ne huzuru arayanlara, ne huzuru bulanlara, ne de huzurdan kaçanlara sordum. Güneşin sıcaklığını en iyi kim anlatabilir ki? Sıcaktan düşüp bayılan mı? Hayır, onun aşkı zayıftır. Güneşe yolculuk yapan mı? O da değil, gitse gitse nereye kadar gidebilir ki? Gölgeye sığınanlara ise güneşi hiç sormamalı.
Efendim, söyler misin, nedir bu çektiğim acıların manası? Bu ayrılığın esrarengizliği, yüreğime saldığın alevlerin lavlaşması içinse, yeterince erimedim mi ateş toplarında? Öyle yandım ki;sen yandıkça, ben yanayım! Sen dondukça ,ben donayım! İçime güneş doğmaz oldu artık sen gittin gideli. Saçlarıma aklar düşmeye başlamış, sırf bu aşkın ceremesinden.Unutma , şaheserin olan ben, gün geçtikçe artık viraneye dönüyorum ama sen hâlâ bana dönmüyorsun! Muradım;Rabbi-l âlemin;bu sevdanın kadrini ve kıymetini kimseye muhtaç etmesin." Mevlana Celaleddin-i Rumi