İnanın öğrencilerle, Ankara ilçelerinde çalışan öğretmenlerle yaptığı konuşmalar zararlı bulunarak, İnönü'ye ulaştırılınca,. bu dedikodulara son vererek kendisini de yıpranmaktan kurtarmak isteyen İnönü, bir yemekte Tonguç'a Rauf İnan'ı Bakanlık Müfettişliğine yükseltmeyi düşündüğünü söyler.
Tonguç bunun bir terfi olmadığının farkındadır ve o çok bilindik ve dikkat çekici öngörüsü ile, “Bir kez kelle verme yolunu yeğlerseniz, günün birinde sıra sizin kellenize de gelecekti." yanıtını verir.
(Köy enstitüleri öyle bir proje idi ki, kapatıldıktan yıllar sonra bile Türkiye-İsrail ortak projesi olarak 2 Ocak 1965’te “Şümullü Projesi" olarak İsrail'de uygulanacak ve bu proje için 37 kişilik bir Türk ekibi oluşturulup, Köy İşleri Bakanlığı'nca İsrail'e gönderilecekti.
Kadın meselesi" Tanzimat'la birlikte Türk aydınları tarafından tartışılmaya başlanmıştır. Kadın, batılılaşmanın, bir başka ifadeyle modernleşmenin sembolü olarak görülmüştür.
Temel, köy enstitüsü mezunlarının tarih bilinci ile alakalı yapmış olduğu mülakatta mezunların Osmanlı Devleti ve padişahları hakkında yaptıkları yorumlarda, II. Mahmut gibi Osmanlı Tarihi içerisindeki yenilikçi padişahlara yaklaşımlarının olumlu, diğer yandan II. Abdülhamit ve Vahdettin gibi padişahlar hakkında olumsuz fikirlerinin olduğu sonucuna varmıştır. Son olarak enstitülülere Temel'in yönelttiği "Sümerlilerin Türk olup olmadığı konusundaki soruya cevaben, mülakata katılan tüm enstitülülerin Sümerlilerin Türk olduğunu savundukları görülmüştür. Kanıt olarak da Muazzez İlmiye Çığ'ın eserleri gösterilmiştir. Bu örnekten de görüldüğü üzere Atatürk'ün en başta yer verdiğimiz sözündeki gibi Tarih Tezi üzerinde yürüyen ve durmadan çalışan bir nesil yetiştirilmiştir.
Temel, değerlendirme amaçlı yapılan sınavlarda yo enstitülerde soruların seçiminde bilgi yanında yorum gerektiren sorulara da yer verildiği ve tüm görüşmelerde, enstitülerin sınıfça tarihi yerlere gezi düzenlediği sonucuna ulaşılmıştır.