Grigoriy Petrov ömrü boyunca miskinleşmiş eğitimsiz, yoksul Rus halkının eğitimi, ekonomik ve sosyal gelişimi üzerine düşünmüş, bu yolda vaazlar ve konferanslar vermiştir, daha sonra detaylıca gezme ve inceleme fırsatı bulduğu Finlandiya’dan çok etkilenerek bu kitabı kaleme almıştır. Kitapta modern bir ulus yaratmak için nasıl bir dayanışma içinde olunması gerektiği, aydını, köylüsü, işinsanı, askeri, din görevlisine kadar kimlerin ne gibi vazifelerinin bulunduğunu zaman zaman iğneleyici ve ateşleyici sözlerle kaleme alınmış, ayrıca içinde “iyi ruh ve kötü ruhun tartışması” gibi içimizde hayatın çehresi yüzünden kimi zaman doğruluk, iyilik için çabalama kıvılcımını alevlendiren hikayeler de mevcut. Atatürk’ün geri kalmış Finlandiya halkının kurtuluş mücadelesinin işlendiği bu kitaptan etkilenişini okuduktan sonra çok daha iyi anlıyor insan.
Domuzlar ve insanlar arasında en küçük bir çıkar çatışması yoktu, olması için bir neden de göremiyordu. Verdikleri uğraşlar da, karşılaştıkları güçlükler de birdi. İşçi sorunu her yerde aynı değil miydi? Bay Pilkington, tam önceden hazırladığı anlaşılan zekice bir espri yapacaktı ki, gülmesini tutamayınca konuşmasını kesmek zorunda kaldı. Tombul yanakları mosmor kesilinceye kadar kahkahalar attıktan sonra, espri patlattı: “Sizler aşağı kesimlerden hayvanlarınızla uğraşmak zorundaysanız” dedi, “bizler de bizim aşağı sınıflardan insanlarımızla uğraşmak zorundayız!”
Espri, masayı kahkahaya boğdu.
Önce bilimsellik, sonra bilim.
Önce sanatsallık, sonra sanat.
Sanatsallık ve bilimsellik, bilgiye ve güzelliğe ulaşma arzusu bir zemin, bilim ve sanat ise bu zeminde yeşererek büyüyen ve gelişen çiçeklerdir.