İnsanın yapmam dediği şeyi yapması, düşmem dediği duruma düşmesi ile inadının arasında bir bağlantı var; ya da evren olumsuzluk ekiyle henüz tanışmamış, yalnızca eylemden anlıyor. Bir kez dilinize sürdüğünüzde, aklınızdan geçirdiğinizde, er ya da geç buluyor o durum sizi.
Hayat, bizi ardı ardına gelen bir şaşkınlık silsilesinin içine bıraktığında her darbede biraz daha kaybederiz hayret duygumuzu; her seferinde biraz daha alışır, kabullenir, sessizleşiriz. Halbuki alışmamamız gerekir. Alıştığımızda kabullenmiş oluruz. Halbuki kabullenmememiz gerekir, çünkü bu da gerçekleştiğinde bizi kalabalığın içinde var eden yegâne şeyden de oluruz; sesimizden.