Ruhumu hafifçe dolduran bir nesneden başka esin kaynağı olmayan o sonsuz aşkın ifadesini, iki yeşil kıyı arasında akıp giden o uzun su şeridinde, hareketli kıvrımlarıyla bu aşk vadisini donatan kavak ağaçlarında, nehrin sürekli olarak farklı şekillerde yuvarlaklaştırdığı tepeciklerin üzerinde, bağların arasında uzanan meşe korularında ve birbirlerini izleyerek kaçışan, hafifçe gölgelenen o ufuklarda buluyordum.