Herkese kendi okuduğu kitap güzel gelir.Bu nedenle okunan kitaplarla ilgili objektif bir değerlendirme yapmak cok zordur.Ancak bazı kitaplar bazı şarkılar gibi sizi içine çeker alır.Boyle kitaplarda herkes kendinden bir şey bulur ve tekrar tekrar okunur.
Bu kitapla ilgili söyleyeceğim sözler elbette kendi penceremden yapılan bir yorum olacak.Ama belki herkesin kendinden bir şeyler bulduğu kitaplardan olmayı başarır bu kitap da..
Belki farkındayız veya değiliz ama hayatımız genelde çocukluğumuzda yaptığımız güzel şeylere özlemle geçer veya tersi de olabilir bunun.Bu kitapta çocukluğunda yaşadığı yerlere tekrar dönen ve döndüğü yerde kendini yeniden bulan bir insanın yaşadıkları anlatılıyor.Ama kurgu cok güzel.Bir büyükbabanın torununa yazdığı mektuplar 40 sene sonra ona ulaşıyor.Bu bize yabancı bir durum, çünkü günümüzde hiç bir şey bu kadar uzun soluklu yaşamaz.
Her mektup Kızılderili bilgeliğin bugünlere aktarımı. Ancak bence her insana hitap eden anlatılar içeriyor: Doğa akrabalık yaşam sevgi dostluk arkadaşlık inanç her ne ararsan var bu mektuplarda.Insan okudukça duygulanıyor ve mutlu oluyor.
Dedesi Minominike tarafından ninesi Adik'in de o andaki katkısıyla bir gün okunması inancıyla toruna bırakılan bilgelik emaneti.Kitabın temelinde gelecek kuşaklara bırakılacak bir miras düşüncesi yatıyor.
Bizim hangimiz dedemizden böyle bir mektup aldık hangimiz oğlumuza kızımıza torunlarımıza böyle bir emanet bırakmaya niyet ettik sahiden?
Bizler yani varlık içinde yaşayan manen fakir zamanın insanları bu kitabı anlayamaz.Yarına çıkmaya senedi olmayan bugünün insanı evlatlarına habire mal mülk miras bırakmanın derdine düşmüşken hele de..
İşte ben de Küçük Kuzgun gibi bana sonsuz bir sevgiyle dolu mektuplar bırakılan bir küçük çocuk olmak istedim bu kitabı okuyunca.
Sevgi