Okuma Guncesi — Aslı

Okuma Guncesi — Aslı
@Okuma_Guncesi
Okuyorum. ins: okuma.guncesi
9/10
·222 syf.··
2024 54. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2024 00:00
“Annem balık.” . Döşeğimde ölürken yazım tarzı ile dikkat çeken bir roman. 19 farklı anlatıcı ve 59 bölümden oluşan kitabın en kısa bölümünü üstte yazdım. . “Annem nerede, Darl?” dedim. “Hiç yakalamadın onu. Biliyordun balık olduğunu gene de bıraktın onu.” . Roman Amerika’nın Güney kesiminde geçen bir aile trajedisini konu ediniyor. Bundren ailesinin, anne Addie’nın ölümünün ardından naaşını 40 mil uzaklıktaki Jefferson’a taşıma hikayesi. Baba ve ailenin beş çocuğu bu yolculuğa çıkarken sadece annelerine verdikleri sözü ve bağlılığı yerine getirmez, aynı zamanda insanın bencil doğası gereği bireysel ihtiyaç ve isteklerini de göz önünde bulundururlar. Döşeğimde Ölürken, yazarın beşinci romanı. Ses ve Öfke’den bir yıl sonra yayımlanmasına rağmen okuması daha kolay bir metin. Bilinçakışı tekniğinden sıkça yararlanan Faulkner, zamanın doğrusallığına bağlı kalarak ana olayı farklı anlatıcıların bakış açısı ile aktarıyor okura. Hem tekil anlatıcının öznelliğini ortadan kaldırıyor hem de metni katmanlaştırarak zenginleştiriyor. Faulkner’ın bu metni sık sık Marquez’in Yaprak Fırtınası (ölüm teması-çoklu anlatıcı) ve Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı (çoklu anlatıcı-ölü anlatıcı) romanlarını anımsattı. Bu üç romanı da herhangi birini sevene tavsiye ederim. İnsan psikolojisi, aile bağlarının karmaşıklığı, iletişimsizlik, toplumsal değişime dair okuru düşünmeye sevk eden bir metin. Yazar ile tanışmak isteyen ve aynı zamanda da farklı tekniklere açık okurlara tavsiye ederim. Ayrıca çevirmen Murat Belge, önsözü ile okuru metne hazırlıyor ama kitaba dair spoiler öğrenmek istemiyorsanız hikaye sonunda okunmasında fayda var. . “Bir gün Cora’yla konuşuyordum. Dua etti benim için, günahı göremediğimi sanıyordu, benim de diz çöküp dua etmemi istedi, çünkü günahı kelimeler olarak
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 20181,641 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·238 syf.··
2024 51. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2024 00:00
Puslu Kıtalar Atlası okurunu 17. Yüzyılda İstanbul’da masalsı bir yolculuğa çıkarıyor. Adeta 1001 gece masallarından fırlamış bu hikayenin hem felsefi, hem tarihi hem de fantastik boyutu düşünüldüğünde hayal gücü zengin bir kalemin eseri olduğu aşikar. “Atlasımı sana emanet ediyorum. Daima yanında taşı ve atıldığın bu macerada yolunu kaybedecek olursan bu düş atlasının sayfalarını karıştırabilirsin. Fakat kendini sakın kaptırma. Adına Dünya dediğimiz kitabı oku.” Mistik karakterimiz Uzun İhsan Efendi düşler aleminde seyahat ederek bir atlas hazırlar. Oğlu Bünyamin’in yeniçerilere katılacağı zaman, hazırladığı bu gizemli kitabı oğluna verir. Puslu Kıtalar Atlası Bünyamin’in macera dolu yolculuğunda hem fikren hem de ruhen rehberlik edecektir. İhsan Oktay Anar’ın ilk kitabı olan Puslu Kıtalar Atlası postmodern romanın Türk Edebiyatındaki en başarılı örneklerinden bir tanesi diyebilirim. Zengin sayıdaki karakterleri hikayeleştirmesi ve bu hikayeleri birleştirerek ana kurguya dahil etmesi güzeldi. Düş ile gerçeğin arasındaki çizgiyle oynayan, insanın varoluşuna dair sorgulayan ve sorgulatan, bilmeye duyulan ihtiyacı açıkça ortaya koyan, kendine has yazım dili olan büyülü bir kitap. Çok severek okudum, bir kez daha okurum.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2024 49. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2024 19:01
“Okumak sadece basılı işaretleri seslere çevirmek değildir. Okumak daha derin bir şeydir. Gerçek okuma kitabın söylediği şeyi duymak ve üzerine düşünmektir, hatta yazarla zihinde bir sohbet yürütmektir.” . Artık nihayet, bu yorumu da yazarak İsa Üçlemesi ile vedalaşmaya hazırım. Okuma yolculuğumda seri kitaplara bağımlı olmayı sevmediğim bir dönemde olmama rağmen bu üçleme beni içine çekti. Yazarı okumayı seviyorum, bu üçlemeden de keyif aldım ama üstteki alıntıda da dediği gibi yazar ile zihinsel sohbetimin derinliği hakkında net bir şey söyleyemem. David’in hayatının masalsı anlatımının ardında farklı okumalara müsait bir metin var. Romanın çocuk kahramanı David artık on yaşlarında olmuş, akranları arasında sevilen ve değer verilen bir çocuktur. Bu kitapta da yeniden ‘aile’ kavramını sorgular, öksüz ve yetim olduğunu söyleyerek yetimhanedeki çocukların arasına katılır. Futbol oynarken sakatlanır ve hikayenin büyük çoğunluğu hastane odasında geçer. David hayatı anlamlandırmaya çalışırken adeta kutsalı olan Don Kişottan da sıkça yararlanır. İsa’nın ölümü üçleme içindeki en karamsar kitap diyebilirim. Varoluş, ölüm, ölümden sonraki süreç, aile ve sevgi üzerine -ve hatta daha birçok konuda- okuru düşünmeye sevk ediyor. İlk kitaptan itibaren David’in farklı olması ve özel yeteneklere sahip olduğu inancı bu kitapta biraz daha ön plana çıkıyor. Gerçi her çocuk biricik ve özel yeteneklidir ama burada David’i farklı kılan bu hikayenin O’na ait olması. Kitabın sonunda Coetzee, kendine has mesafeli üslubu ile okura cevaplandırması zor sorular bırakıyor. Hayata dair durumları, ahlaki çatışmaları felsefi bir bakış açısı ile irdeliyor. Üçlemede bir olay akışı var ama kurgu birçok okuru memnun etmeyebilir. Sonuca değil de sürece odaklanan ve felsefi diyaloglardan hoşlanan
İsa’nın ÖlümüJ. M. Coetzee · Can Yayınları · 2022112 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2024 46. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2024 00:00
İsa Üçlemesi’nin ikinci kitabı olan İsa’nın Okul Günleri; çocuk karakter David’in eğitim hayatı ve çevresinde gelişen olaylar üzerine temellenmiş bir kurgu. David mutlak otoriteyi reddeden, benzeri az bulunan niteliklere sahip bir çocuktur. Koruyuculuğunu yapan Simon ile Ines, geleneksel okul kavramının David’e uygun olmadığını ve eldeki en iyi alternatifin Dans Akademisi olduğunu fark ederler. Dans Akademisinde sayılar ile yıldızlar arasında dans aracılığı ile kurulan bir bağ var, eğitimleri kalıplaşmış uygulamaların oldukça dışında. Bu kısım biraz farklı, yer yer absürd ve benim gibi düşünen Simon için de anlamlandırması zor bir olgu. Simon ile David’in aralarındaki ilk kırılmalar da birbirlerini anlamadıkları için burada başlar. Akademi ile kitaba katılan Ana Magdalena ve Dimitri -şüphesiz bir Dostoyevski karakteri- ile birlikte insanın ruhundaki tutku, suça karşılık ceza olguları derinlemesine işleniyor. Kimlik, aile, aidiyet, eğitim, çocukluk, hayatı anlamlandırma temaları üzerine felsefi temelli diyaloglar ile ilerleyen Coetzee objektif ve mesafeli üslubu ile ilki kadar olmasa da başarılı bir kitap yazmış bence. Çocukluğun bireyselleşme aşamasındaki buhranlarını ve ebeveynin koruyuculuğunu, rehberliğini iyi yansıttığını düşünüyorum. Akıl ve özgür düşünceyi temsil eden David-Simon diyaloglarını okumak benim için bir keyifti.
İsa'nın Okul GünleriJ. M. Coetzee · Can Yayınları · 2022106 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2024 41. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2024 02:14
İsa Üçlemesi’nin ilk kitabı olan İsa’nın Çocukluğu, yazardan okuduğum dördüncü kitap olmalı. Güney Afrika kökenli Nobel ödüllü Coetzee, okuduğum her kitabı ile daha da çok sevdiğim bir yazar oldu. Hala kendisi ile tanışmayan var ise tavsiyem ‘Utanç’ olacaktır. “Çocuklar geçmişte değil şimdide yaşar. Neden biraz onlardan feyz almıyorsun? Başkalaşmayı beklemek yerine neden tekrar çocuk olmayı denemiyorsun?” 5 yaşındaki David ve orta yaşlı Simon -ki bu isimler yeni geldikleri ülkede verilen isimler- okyanus seyahati sonunda Novilla adı verilen, geçmişin unutulduğu ve yeni bir hayatın kurulduğu kente gelirler. Simon, annesi kaybolmuş David’in koruyuculuğunu üstlenirken çocuğa annesini bulmada da yardımcı olacaktır. Novilla’daki kişiler yardımsever ve saygılı olsalar da burada insani coşkulara, duygulara, samimiyete pek yer yoktur. Hem ütopik hem de distopik bir evren yaratan yazar, kitabın ilk bölümlerindeki kurgusu ile Kafkaesk bir anlatı üzerinden ilerliyor. David karakteri adeta İsa Peygamber’in modern bir yorumudur. Coetzee, karakterlerin yaşamlarında benzer olaylar kurgulayarak metaforlar ile alegorik metnini daha da zenginleştirmiş. Ayrıca kimlik, yurtsuzluk, ebeveynlik, aile olma, çalışma gibi temalar üzerine felsefi diyalogları ile okuru bolca düşünmeye sevk eden bir roman. Coetzee’nin mesafeli üslubu ve insani değerleri objektif şekilde ele alışı ile severek okuduğum bir kitap oldu. “Yeni hayatımıza başlamak için kalacak bir yer arıyoruz.” gibi son cümlesi olan eserin devam kitabını da yakın zamanda okuyacağım.
İsa'nın ÇocukluğuJ. M. Coetzee · Can Yayınları · 2021187 okunma