“Annem balık.”
.
Döşeğimde ölürken yazım tarzı ile dikkat çeken bir roman. 19 farklı anlatıcı ve 59 bölümden oluşan kitabın en kısa bölümünü üstte yazdım.
.
“Annem nerede, Darl?” dedim. “Hiç yakalamadın onu. Biliyordun balık olduğunu gene de bıraktın onu.”
.
Roman Amerika’nın Güney kesiminde geçen bir aile trajedisini konu ediniyor. Bundren ailesinin, anne Addie’nın ölümünün ardından naaşını 40 mil uzaklıktaki Jefferson’a taşıma hikayesi. Baba ve ailenin beş çocuğu bu yolculuğa çıkarken sadece annelerine verdikleri sözü ve bağlılığı yerine getirmez, aynı zamanda insanın bencil doğası gereği bireysel ihtiyaç ve isteklerini de göz önünde bulundururlar.
Döşeğimde Ölürken, yazarın beşinci romanı. Ses ve Öfke’den bir yıl sonra yayımlanmasına rağmen okuması daha kolay bir metin. Bilinçakışı tekniğinden sıkça yararlanan Faulkner, zamanın doğrusallığına bağlı kalarak ana olayı farklı anlatıcıların bakış açısı ile aktarıyor okura. Hem tekil anlatıcının öznelliğini ortadan kaldırıyor hem de metni katmanlaştırarak zenginleştiriyor.
Faulkner’ın bu metni sık sık Marquez’in Yaprak Fırtınası (ölüm teması-çoklu anlatıcı) ve Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı (çoklu anlatıcı-ölü anlatıcı) romanlarını anımsattı. Bu üç romanı da herhangi birini sevene tavsiye ederim.
İnsan psikolojisi, aile bağlarının karmaşıklığı, iletişimsizlik, toplumsal değişime dair okuru düşünmeye sevk eden bir metin. Yazar ile tanışmak isteyen ve aynı zamanda da farklı tekniklere açık okurlara tavsiye ederim.
Ayrıca çevirmen Murat Belge, önsözü ile okuru metne hazırlıyor ama kitaba dair spoiler öğrenmek istemiyorsanız hikaye sonunda okunmasında fayda var.
.
“Bir gün Cora’yla konuşuyordum. Dua etti benim için, günahı göremediğimi sanıyordu, benim de diz çöküp dua etmemi istedi, çünkü günahı kelimeler olarak