Döşeğimde Ölürken

8,5/10  (15 Oy) · 
43 okunma  · 
10 beğeni  · 
955 gösterim
Faulkner'ın şaşırtıcı yazarlık ustalığını ortaya koyan bir kitap. Bu romana, iç monologlar biçiminde sürüp giden, genel havasıyla ABD'nin güneyinde yaşayan insanların gülmece anlayışına yatkın, çok renkli bir fars da denebilir. Yazar bu kez çökmekte olan soylular çevresini değil, yoksul beyazları konu edinir. Kırsal yörenin bu "acıklı güldürü"sü, beklenmedik şiirsel yankılar taşır.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2015
  • Sayfa Sayısı:
    222
  • ISBN:
    9789754700404
  • Orijinal Adı:
    As I Lay Dying
  • Çeviri:
    Murat Belge
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:

Bazı kitaplar vardır, ne kadar çabalarsan çabala hakkını veremezsin. Bizim burada yaptığımız da kitabı incelemekten ziyade kitabın bize hissettirdiklerini belirtmekse madem, ben de kitap hakkında birkaç şey yazmak istiyorum.

Kitabın ilk elli sayfasında şöyle hissettim; parçalara bölünmüş bir bütünü toparlamam gerekiyor ve bu iş hiç de kolay olmayacak. Bu şekilde bir yazıma daha önce Faruk Duman’ın bir hikayesinde rastlamıştım. Hikayenin adını hatırlayamadım bir türlü ama onda da kişilerin ağzından ilerleyen bir yazım mevcuttu. O zaman çok sevmiştim bu yöntemi. Bu kitap da kahramanların monologlarının toplamından oluşuyor. Aynı olayı defalarca kez okuyorsunuz. Bu durumun sizi sıkacağını düşünmeyin. Aksine farklı bakış açıları sayesinde hikayenin parçalarına yenilerini ekliyorsunuz ve kitap zihninizde çok farklı boyutlara ulaşıyor.

Annelerinin ölümü üzerine, onun vasiyetini gerçekleştirmeye çalışan bir ailenin, özüne inildiği zaman trajikomik hikayesini barındırıyor kitap. //Diyorum ya kitabı yorumlamak da kitabı okumak kadar zor.// Kitapta en çok etkilendiğim kısım, ölmüş olan anne Addie’nin kısmıydı. Postmodern bir anlatı olan bu kısımda kadının toplumdaki yeri irdelenir. Çocuk sahibi olmak, evlenmek gibi toplum kurallarının getirilerine büyük eleştiri getirilir. İnsanın toplum kurallarına adapte olmaya çalışmasını ölümle eş değer tutar. Satır araları iyi okunursa sadece bu kısımdan bile bir roman çıkabilir diye düşünüyorum.

Kitabı okurken elinize bir kağıt kalem alıp, kahramanların birbiriyle olan ilişkilerini saptamanızı, hatta kim kaç yaşında olabilir diye tahmin etmenizi tavsiye ederim. Bu sayfa ileride fazlasıyla işinize yarayacaktır. Yazar, anaforik anlatıma fazlasıyla yer verdiği için, okuma esnasında karışan kafaların yanmaması adına da fayda sağlayacaktır. Hoşuma giden bir detay da yazarın kip kaymasına başvurması oldu.

Nedendir bilinmez kitabı okurken bir yerde aklıma şunlar geldi. Kişinin ölümü, yaşantısının yansımasıdır. Yoksul insan öldüğü zaman bile kurtulamaz bu durumdan. 5 çocuğu ve kocasına rağmen önündeki engelleri ölümünden sonra bile aşamayan bir kadın, belki de bizlere bunları haykırmak istiyordur diye düşündüm. Her ne kadar içinde bulunduğu aile veya toplum bireylerine karşı sorumlulukları varsa da, insan için öncelik kendisidir. Bizler bu garip dünyayı kendimize yaşanmaz kılarken, bir yandan da kurtuluşumuz için mümkün mertebe bencillik sergileriz. Kendi özgürlüğü için çocuklarını dahi sevemeyen bir anne, annelerinin cenazesini taşırken atını veyahut gayrimeşru çocuğunu düşünen çocuklar, bütün bu aileye kol kanat germesi gerekirken dökük olan dişlerini yaptırmayı düşünen bir baba… Aslında herkes kendisi için yaşıyor bu dünyada dedirtiyor insana.

Kitap, çağının sosyokültürel çarpıklıklarına, adalet sistemine ve değişen toplum yapısına büyük göndermeler yapar. Ötekileştirilen grubun çektiği sıkıntılar, eğitimsizliğin götürüleri, dinin insanlar üzerindeki etkileri de irdelenir ayrıca. Eseri özümseyebilmek için defalarca okunması gerektiğini düşünüyorum.

Son olarak da çeviri hakkında birkaç şey yazmak istiyorum. Nedense çoğu insan kitabın çevirisini beğenmemiş ama ben fazla kötü bulmadım. Çevirmen çok genç yaşta böylesine bir çeviriye imzasını atmışsa ve yıllardır da aynı çeviriyle kitap basılmaya devam ediyorsa bize düşen tek şey çevirmeni tebrik etmektir. Kaldı ki eser artık dünya dili olan İngilizce ile yazılmıştır. Orijinal diliyle de okunabilir diye düşünüyorum. İyi okumalar diliyorum.

"Kimi zaman kesinlikle bilemiyorum, bir adamın ne zaman çatlak, ne zaman akıllı olduğunu kimin söylemeye hakkı var.
Kimi zaman diyorum ki hiçbirimiz tam deli ya da tam akıllı değiliz, denge bir yana doğru kaymadıkça."

Faulkner bu kitabında bence anlatım dilinde ustalığını serilemiş.
Yazar romanı, iç monologlar şeklinde ilerletmiş ve her olayı bir ailenin tüm fertleri gözünden bölüm bölüm anlatmış.

Kitabı ve hikayeyi genel anlamda beğendim, lakin bazı bölümlerde kafamda dağınıklıklar yaşadım. Bence bunun sebebi de kesinlikle çevirideki kopukluklardı.

Ayrıca öğrendiğime göre "Döşeğimde Ölürken "kitabı filmi çekilen kitaplardan biriymiş:)

Bu akşam 2013 yapımı filmini izlemeyi düşünüyorum.

Görünürde filminden pekte farkı olmayan, Modernizm akımının en temel eseri. Roman tam 15 farklı anlatıcıyla aktarılıyor-7si başroldeki aile-. Bu sayede yazar neyin doğru olup olmadığını karar verme noktasını size bırakıyor çünkü siz neyin nasıl olduğunu başkasının ağzından değil doğrudan karakterler tarafından ediniyorsunuz. Ayrıca Darwin tarafından ortaya konulan stream of consciousness-bilinç akışı- teorimininde edebiyattaki en güzel örneği belkide. Çünkü bu teoriye göre her insanın bilinci ve çalışma şekli birbirinden farklı olduğundan dolayı, her anlatıcıda anlatım şekli, kullanılan keliemeler ve deneyim aktarımları farklılaşıyor. Klasik ve ayrıca dünya savaşı sonrası insanların inancının azalmasından dolayı işlenen ölüm, hastalık gibi temaların güzel bi örneği.

Hafize Belemir 
10 Nis 14:06 · Kitabı okudu · Beğendi

Bilinç akışı tekniğinin güzel örneklerinden birisi. Eğer bu tarza aşina değilseniz kitabın başı hayli anlaşılmaz gelecektir. Olay akışından bağımsız olarak her kahramanın zihninden geçenleri okuyacaksınız, dolayısıyla aynı sahneyi farklı karakterlerin zihninden okuduğunuz zamanlar olacak. Parçaların bu şekilde birleşmesini şahsen ben eğlenceli buluyorum.
İçeriğe gelecek olursak vefat etmiş bir anne, onun vasiyetini yerine getirmeye çalışan bir baba ve bu uğurda babanın peşinden sürüklenen çocuklar. Baba dünyanın en tembel insanlarından birisi, hiçbir gömleği terden dolayı ağarmamış. Ona göre Tanrı insanın sürekli yer değiştirmesini isteseydi onu dikey değil, yatay yaratırdı. Ama bu tembelliğine rağmen, bütün olumsuzlukları aşarak - daha doğrusu çocuklarına aştırarak- vasiyeti yerine getirmek için yollara dökülüyor ve olaylar gelişiyor...
Özellikle Vardaman'ın dünyasına dikkat etmenizi tavsiye ediyorum. Bir çocuğun gözünde yaşananlar bambaşka... "Benim annem bir balık" Vardaman.

Kitaptan 16 Alıntı

Muzaffer Akar 
16 May 07:37 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Kötüydü böylesi. Kötüydü. İnsan pis işlerden kurtulamıyor. Olmuyor.

Döşeğimde Ölürken, William Faulkner (Sayfa 204)Döşeğimde Ölürken, William Faulkner (Sayfa 204)

Kelimelerin bir şeye yaramadığını anladığım zamandı; kelimelerin söylemek istediklerine bile uymadıklarını.

Döşeğimde Ölürken, William Faulkner (Sayfa 151 - İletişim Yayınları)Döşeğimde Ölürken, William Faulkner (Sayfa 151 - İletişim Yayınları)

... insanlar uzun zaman ölü kalabilmeye hazırlanmak için yaşarlar...

Döşeğimde Ölürken, William Faulkner (Sayfa 149 - İletişim Yayınları)Döşeğimde Ölürken, William Faulkner (Sayfa 149 - İletişim Yayınları)
Muzaffer Akar 
 16 May 07:42 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Ama bilemiyorum ne deliliktir, ne değildir; kim karar verebilir kesinlikle. Çünkü galiba her adamın içinde deliden de, akıllıdan da ötede bir başka adam var ve o adamın delice ve akıllıca işlerine aynı tiksinme ve aynı şaşkınlıkla bakıyor içerden.

Döşeğimde Ölürken, William Faulkner (Sayfa 204)Döşeğimde Ölürken, William Faulkner (Sayfa 204)
Muzaffer Akar 
14 May 21:05 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Yalnız durdu, ölmekte olan anasına baktı, yüreği sözlere boşalamayacak kadar dolu...

Döşeğimde Ölürken, William Faulkner (Sayfa 30)Döşeğimde Ölürken, William Faulkner (Sayfa 30)

Bütün insanlar korkaktır çünkü ve dışardan uysal görünen hayınlığı doğasal olarak kabullenirler.

Döşeğimde Ölürken, William Faulkner (Sayfa 119 - İletişim Yayınları)Döşeğimde Ölürken, William Faulkner (Sayfa 119 - İletişim Yayınları)

Yeryüzüne gelmemiz için iki kişi gerekiyor, ölmek içinse bir kişi yeter.
Dünya böylece varacak sonuna.

Döşeğimde Ölürken, William Faulkner (Sayfa 42)Döşeğimde Ölürken, William Faulkner (Sayfa 42)

Anlayamazsın ki şu kadınları. Tam bir şey demek istediklerine inanmışken, ortaya başka bir şey çıkarırlar...

Döşeğimde Ölürken, William Faulkner (Sayfa 105)Döşeğimde Ölürken, William Faulkner (Sayfa 105)

Kelimelerin bir şeye yaramadığını anladığım zamandı; kelimelerin söylemek istediklerine bile uymadıklarını fark ettiğim ...

Döşeğimde Ölürken, William Faulkner (Sayfa 151)Döşeğimde Ölürken, William Faulkner (Sayfa 151)
2 /