Döşeğimde Ölürken

William Faulkner
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Nevi şahsına münhasır bir absürtlük.
8/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2023 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2023 23:37
!!!SPOİLER İÇERMEZ!!! Alt başlık şu şekilde olmalı: Bir (ön)yargı bombardımanı olarak bilinç akışı tekniği. Peki nedir bu bilinç akışı tekniği? 20.yüzyılın başat sanat akımı olan modernizm deneyselliği ile karakterizedir. Sanat camiasında alışılagelmiş tüm temayüller öyle ya da böyle tersyüz edilmeye başlanmıştır. Bu eğilimin en bariz yansımalarından birisi de 1920’ler itibariyle edebiyat alanında dolaşıma giren ve bir önceki yüzyılda hakim olan gerçekçilik (realizm) anlayışının ileri/uç bir versiyonu olan bilinç akışı (stream of consciousness) tekniğidir. William Faulkner, James Joyce ve Virginia Woolf romanda uygulanan bu tekniğin 20.yüzyılın ilk yarısındaki mahirlerindendir. Bu anlayışın yalnızca bir teknik olduğunu, herhangi bir yazar topluluğu tarafından savunulan bir akım olmadığını belirtmeden geçmeyeyim. Belirli bir düzenin hakim olduğu iç monologdan farklı olan bu yöntemde, mantığın ve cümle diziliminin yerini biçimbozumun aldığı görülmektedir. Cümlelerin tamamlanmayışına ve noktalama işaretlerinin eksik oluşuna tanıklık ederiz. Aslında amaç bellidir: insan zihnini en gerçekçi şekilde resmetmek. Zamanında böyle bir düsturla saflarını belli edip daha sonra “devrimci” olarak nitelenecek olan üstte adını zikrettiğim yazarlara göre insan zihninde “akan” düşünceler lineer değildir; içine hapsolduğumuz zihnimizde ürettiğimiz düşünceler mantıklı, organize ve tamamlanmış değillerdir. O halde yazıya dökülürken de düşünceler olduğu gibi, filtrelemeye/sansüre uğramadan aktarılmalıdır. Filtre ya da sansür kavramını kullanmam tesadüf değil. Önceleri romanda müstehcenliğin bazı normları tehdit ettiği gerekçesiyle otoritelerce tasvip edilmediği biliniyordu. Ancak, 20.yüzyıla gelindiğinde bu anlayış da sarsılıyordu, zira 20.yüzyılın başlarında ortaya çıkan Sigmund Freud’un
Edebiyat & Roman
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 20181,645 okunma
Eyvahlar olsun!
4/10
·222 syf.··
2021 168. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2021 14:33
Hani biri bir eser verir, birkaç sözü geçen kişi de bu eserlere sahip çıkıp pohpohlar ve reklamını yapar, eseri hak etmediği şekilde ilgi odağı hale getirirler, bu eserleri sevmeyen kişiler de sorunu kendinde bulur, der ki; "bu kadar bilgili biri bunu beğendiyse herhalde bende sorun var ve herhalde ben anlamadım." Bu kitabın olayı da bence aynen budur. Kitabı anlamayan ve sevemeyen okurlar otoritelere karşı gelmemek için seviyormuş gibi yapıyorlar. Çünkü kimse otoritenin görüşlerinden şüphe etmez, ben anlamadım herhalde demek daha kolaydır. 15 kişiyi birkaç sayfa arayla konuşturan yazarımız, kendini ifade edemeyip yetersiz kalınca da hemen bir kılıf bulunmuş. Zihin akışı tekniği ile yazıldı, anlaşılması zor bir yazar, düşsel bir dünya, şiirsel bir düzyazı... gibi bahaneler... Birçok zihin akışı tekniği kullanılmış kitap okudum. Birçok şiirsel anlatım ve anlaşılması zor hatta okunması en zor olan kitapları da okudum ama ben böylesine şişirilmiş, boş, balon bir kitap görmedim. Arkadaşlar yazar (başka kitabını okumadım) bu kitabında başarılı değildir. Karakterler konuya bodoslama dalar, çevre ve insan betimlemeleri yetersizdir. Devrik ve yarım kalmış cümle okumaktan gına getirten yazar, edebi anlamda da bana hiçbir şey katmadı. Amacımız sadece edebi metinler okumak değil tabi ki, yani kitaplardan sadece bunu bekleyip sadece bunu almıyoruz ama ne eğlendim, ne öğrendim, ne mutlu oldum ne de keyif aldım. Lafı çok da uzatmadan şunu belirteyim: Elbette her okuyucu her yazarı sevecek, her yazar da her okuyucuya hitap edecek diye bir şey yok. Sizler benim puanımı ve yorumumu es geçip kendi okumalarınızı yapınız, belki de hitap ettiği okuyucu siz olacaksınız.
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 20181,645 okunma
9/10
·222 syf.··
2018 4. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2018 23:46
Uzun süredir böyle bir inceleme yapmıyorum ama bu sefer biraz üstüne düşeyim dedim. İlk Faulkner okuyuşum ve gerçekten de etkileyici bir isim. Kitabı bir çok listede okunması gereken eserlerden olduğu için almıştım. Nasip sırası geldi ve başladım okumaya ama AÖF sınavlarına çakıştığı için biraz geç bitti. Kitabın türü hakkında pek inceleme yapmadan alırım. İsimleri duyulmuş ve seçkin kitapları okumaya çalışırım. Kitabın bilinç akış tekniğinde bilmeden başladım esere. Başlarda çok farketmesem de kendini göstermeye başladı. Bilinç akışı nedir ? “Bilinç akışı karakterin düşünme eylemini olduğu gibi aktarmaya çalışan bir edebi tekniktir. Yapıtlarda iç diyalog şeklinde göze çarpar. Bilinç akışı tekniğini kullanan yazarlara örnek olarak James Joyce, William Faulkner ve Virginia Woolf gösterilebilir. “ Modernizm akımının temeli kabul edilen bir eser bu kitap. Bu akışın zaman zaman dezavantajı aynı sahneleri farklı gözlerle tekrardan okumanız ama aynı zamanda da farklı açıdan, dilden, anlatımdan bakması da avantajınız. Parçaları birleştirmek size kalıyor dolayısıyla geliştiren bir teknik olarak ortaya çıkıyor. Karakter tahlili yapıyorsunuz bir bakıma. İçeriğe gelirsek kitap bir ailenin çöküşünü anlatıyor resmen. Filmini izledikten sonra tam bir dram. Kitapta karakterler genelde aile içi konuşmalardan oluşmakta. Annenin yatağa düşmesi ve mezarının kendi istediği bir yerde olmasını istiyor. Yapılması gereken aslında 5 km öteye bir naaş taşımak ama Faulkner bunu öyle bir anlatmış ki… İste kitabı da güzel yapan bu süreç. Kardeşlerin çalışması sonucu bir tabut hazırlıyorlar ama öylesine yoksul bir aile ki bu aile çok yoksul. Neyse kadının taşınması işinde köprüden geçememe var. Bir erkek çocuğun ayağını kaybetmesi kangren olması. Sonra yangın çıkıp oğullardan birinin naaşı tek
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 20181,645 okunma
Puan vermedi·222 syf.··
2020 70. kitabı
Nobel Edebiyat ödüllü, Amerikalı yazar William Faulkner, Döşeğimde Ölürken’de, Bundren ailesinin fertlerini mercek altına alıyor ve roman, bu ailenin anneleri Addie’nin vefatının ardından, onu vasiyet ettiği gibi yaşadıkları kasabadan uzaktaki memleketine gömmek üzere çıktıkları yolculuk ekseninde ilerliyor. Döşeğimde Ölürken’de, ailenin fertleri, komşuları ve bu yolculukta yollarının kesiştiği birkaç insan olmak üzere on beş farklı anlatıcının zihninden geçenleri okuyoruz aslında ama hiç gözünüzü korkutmasın, bu teknik okumayı zorlaştırmıyor, aksine her bir karaktere yakınlaşmanıza, olayları merak unsuru da eklenerek farklı açılardan görmenize yardımcı oluyor. Çok kolay okunan bir kitap olmamasının nedeni bilinç akışı tekniğinden ziyade, Faulkner’in okuyucuya edebi bir şölen sunan dili, Döşeğimde Ölürken adeta şiir gibi bir roman. Bu nedenle okurken yer yer tekrar tekrar okuduğum cümleler oldu ama çoğu kez bu anlamamaktan ziyade cümlelerin bana çok keyif vermesinden kaynaklıydı. Faulkner’ın beni büyüleyen kaleminin yanında, aile olmak, evlenmek, birlikte yaşamakla ilgili muazzam tespitleri var. Bir yazar hem evli bir kadını, hem bir babayı, hem küçük bir çocuğu nasıl bu kadar iyi anlayabilir ve farklı karakterlerin iç dünyalarını nasıl böyle şiirsel bir dille aktarabilir, hayran kalmamak elde değil. Annenin kaybının farklı yaş ve mizaçtaki çocuklarda yansımaları nasıl olur, evlilik bir kadın için ne ifade eder, anne olunca bu kadın neler hissseder, insanın bencil yapısı nereye kadar ‘aile’ olmaya müsaade eder? Bunları çok güzel sorgulamış. Ben çok sevdim, unutmayacağım kitaplardan biri oldu. Faulkner külliyatına hakim değilim; ama Murat Belge önsözde “yazarın dünyasına iyi bir giriş” demiş ki önsözü kitaptan sonra okumanızı tavsiye ederim.
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 20181,645 okunma
10/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2021 54. kitabı
Çevirisi muazzam. Zira Birleşik Devletler'in güney şivesi, kültürü zorludur. Murat Belge'nin eline sağlık. Faulkner'ın en sevdiğim kitabı oldu. Kitap çeşitli anlatıcıların bakış açısıyla anlatılıyor. Bu türden bir anlatıma da ilk kez bu kitapta rastladım.
Edebiyat
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 20181,645 okunma
“Annem balık.”
10/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2021 15:58
Hislerle dolu, farklı hislerde dolu bir kitap. Farklı hissettim nasıl denir bilmiyorum, zaten hislerimi oldum olası anlatamamışımdır. Öte yandan incelemeler hisleri anlatmak için yokturlar, evet kötüyüm inceleme yazmakta. Neden yazmak için bu kadar çabalıyorum bilmiyorum, bilmiyorum neden her şeyde en iyi olmaya çalıştığımı. Belki de bazı şeyleri boşversem daha mutlu olacağım. Her şeyde sorumluluk almasam, bir bıraksam bazı şeyleri daha iyi hissedeceğim, bayağı iyi hissedeceğim. Belki de sadece biraz sorumsuz olmam gerekiyordur. Her neyse, yine hislerimi anlattım inceleme yapacağım derken, komik, hüzünlü, trajikomik. Bu kitap da böyle, benim gibi trajikomik. Hisler... Karakterlerin hislerini yaşıyorsun, komik ama gülemiyorsun, bazı komikler hiç güldürmez, ama komikler güldürmek için vardır, beğenmedim Faulkner olmamış bu, geçimini sağlamak için mi yazdın bu hüzünlü komiği, aceleye getirmişsin bir de, kırk yedi günde kitap mı yazılır, bilerek mi hem hüzünlü hem komik yazdın, yoksa aceleci mi davrandın bu iki tezatı bir araya getirmek için. Bölümler harmanlanmış adeta, sayıları mı bilmiyor Faulkner, yirmi beşten sonra on yedi gelmez, bunu bilmiyor. Bölümler karışık sanki, anlamak güç, okumak zevkli, olay örgüsü örülmemiş gibi. Sadece “Annem balık.” cümlesinin olduğu bir bölüm var, kitabın en kısa bölümü haliyle, bu cümlenin anlamını on küsür bölüm sonra anlayabiliyorsunuz. Anlıyorsunuz sonra canınız yanıyor. Karışık ama sarsıcı. Olmuş ama beğenmedim, hiç sevmedim. Herkese önereceğim nutkum tutuldu. Bilinç akışı tekniği kullanılmış bir de, böyle herkes tüm kafa karışıklığıyla konuşmuş da konuşmuş, on beş farklı kafa doluluğu var kitapta, on beş farklı bakış açısı, on beş farklı hissiyat, yoruldum ya yeter. Anneleri ölmüş çocukların, büyük abi Cash tabut yapıyor, marangoz
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 20181,645 okunma
FAULKNER İLE TANIŞMA ESERİ
6/10
·222 syf.·
2021 98. kitabı
Çoklu zaman, çoklu karakter, çoklu yorum, çoklu bakış açısı. Kesinlikle not alarak okumak ve aile ağacını çıkartmak anlamlandırmayı kolaylaştıracaktır. Ben kayboldum... Kitap, Picasso resmi gibi. Olaylar bırakıldığı yerden başlamıyor ve bu da yazarın kurgusu tabii ki...bu kitabı orijinal kılan şey. Kahramanlar zamanın faklı dilimlerindeki olayları anlatıyor. Bunu başka bir kahramana geçtiğinizde anlıyorsunuz. Hatta olay/zamanda kahramanlar böylelikle yerini buluyor. Kesinlikle orijinal bir eser. Hani 'eşine az rastlanır' diye tanımlananların ta kendisi. Ben neden (nisbeten) düşük puan verdim; Olay örgüsünü birleştirmek için gerçekten ciddi emek gerektiriyor...(bazı kısımlar için başa dönmeniz gibi) ve ben bunu sevmiyorum. Ve bununla birlikte olayın akışı çapraşık. Ben zaten kafası kalabalık bir dönemde ele aldım, bu belki de benim hatam. Başka zaman ele aldığımda belki çok başka şekilde değerlendireceğim. Ama şimdilik 'hoş' bir tad bıraktı. Aman aman diyemeyeceğim. Yazım tarzına gelince, şairane anlatım bulacaksınız. Bu her şeyi daha mı 'hoş' kılıyor yoksa etkimiyor mu...karar sizin.
Edebiyat
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 20181,645 okunma
Puan vermedi·222 syf.··
2019 5. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2019 20:27
=İki= Faulkner'ın başyapıtlarından birisi olduğu kabul edilen Döşeğimde Ölürken, hakikaten okuması keyifli, ve zahmetli de olabilen, güzel bir eser. William Faulkner'ın en önemli özelliklerinden birisi olan dilin insanı, mekânı anlatmak için yeni tekniklerle kullanılması ve zihinde akıp giden düşünce ve imgelerin amaçlanan doğrultuda kullanılması, bu kitapta da kendini gösteriyor, ancak Ayı kitabının özellikle 4. bölümüyle kıyasladığımızda Döşeğimde Ölürken gerçekten de çok yalın, çok sade kalıyor; ancak bu sadelik de kimi zaman aldatıcı bir özellik taşıyor. Döşeğimde Ölürken 1930'da basıldığında aldığı eleştirilerden biri, 15 farklı karakterin konuştuğu bölümlerde dilin gerçekçi bir his yaratmaması; çünkü bu karakterler böyle konuşmazlar, konuşamazlar diyor eleştirmenler. Oysa aslında konuşmaları değil, zihinlerindeki bilinçli ve bilinçsiz sözcük ve imge akışı söz konusu. Yazarın yapmak istediği şey; yaşanan olaylar ve olayların sürüp gitmesine dahil olan karakterlerin zihinlerinde ne olup bittiğini bazen uzun, kısa sayılabilecek (ve bazen çok çok kısa mesela tek bir cümle ile), devrik ve anlamayı zorlaştırıcı cümlelerle kağıda geçirmek: Faulkner hisleri, duyguları ve olayları anlatmıyor temelde, olaylar oluyor, meydana geliyor, yaşanıyor, Faulkner'ın karakterleri ise bu olaylara zihinlerinde geçmişin ve şimdinin izleriyle, hisleri duyguları ve belirip kaybolan imgeleriyle algılıyor ve onlara tepki veriyor. Yazar olayları art arda aktarırken karakterlerinin zihinlerini yazıyor; karakterlerin zihinleri onların duygularını, tepkilerini yansıtıyor. Çoklu anlatıcının kullanılmasının bir diğer anlamı aynı olayı, gerçeği yaşayan insanların bakış açılarına temas ettikçe başka tepkiler, başka algılar olduğunun bize gösterilmesi olabilir; kendi bakış açısıyla ve bütün
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 20181,645 okunma
10/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2020 87. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2020 00:10
Bu eser hakkında ne söylesem eksik kalacak gibi hissediyorum. Tek oturuşta bitirdiğim ama tekrar okuyup üstünde daha çok düşünmek istediğim bir başyapıt diyebilirim. Öncelikle olayı 15 farklı anlatıcıdan, farklı bakış açılarıyla okumak çok hoşuma gitti zaten kitabı okumadan önce de beni çeken yanı bu olmuştu(tabii konusunun ilgi çekiciliğini unutmamak gerek) Kitabın bazı bölümlerinde olayı anlamakta güçlük çekilse bile(en azından bende öyle oldu) sabırsız olmayın çünkü devamında açıklamaları geliyor ve akılda soru işaretleri kalmıyor. Okurken, ailenin o endişeli ve zorlu yolculuğunu bana bire-bir yaşattı Faulkner. Hatta okurken "Gazap Üzümleri" kitabını hatırladım(o da beni çok etkileyen ve ailenin dramını en içten hissettiren bir eserdi). Bilinç akışı tekniğini mükemmel ve çok çarpıcı kullanan Faulkner, kitabın sonunda da sizi hayretler içerisinde bırakıyor. Herkesin bu benzersiz yapıtı okumaya başlamasını ve başlayıp yarım bırakmış olanlara da mutlaka bitirmelerini tavsiye ederim. Not: Marquez' in en etkilendiği 10 roman arasında yer alıyormuş.
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 20181,645 okunma
Bu dünya ona göre dünya değil; bu hayat ona göre hayat...
8/10
·222 syf.·
2023 236. kitabı
~~~ şu kötü dünyadaki gerçeği ve bir adamın acılarını, çektiklerini. Hiçbiriniz bilmiyorsunuz~~~ İlk olarak 1930'da basılan "Döşeğimde Ölürken" Amerikan Edebiyatının en ünlü ve en iyi yazarlardan biri olarak kabul edilen Nobel Edebiyat Ödüllü yazar William Faulkner 'ın yapı, üslup ve yaşananlar açısından Amerikan kurgusunun en etkili romanlarından biri olarak da görülmektedir. Ölüm döşeğinde olan Addie'nin kendisi ve etrafındaki diğerleri ile dahil olan aile üyelerinin her biri tarafından sırayla anlatılan romanın ruh hali, kara komediden en derin acımalara kadar uzanan bir roman olup, merhum annelerini toprağa vermek için Mississippi kırsalındaki yakındaki bir kasabaya giden Bundren ailesinin ilerleyişini anlatan birçok anlatı sesinin harmanlandığı kitapta bölge içindeki durum ve sorunlara da yine değinir yazar. Ailenin her üyesinin kendi öncelikleri ve gizli amaçları vardır ve roman, onlar seyahat ederken aralarındaki çatışmaları, oluşturdukları işlevsiz birimi, hedeflerine ulaşma yolunu anlatır... Günahı kelimeler olarak görenlerin gözünde kurtuluş da kelimelerdir yalnızca, günah, Tanrı, çekilen acılar üzerine cümleler manidar olup, bir şey yeni, sert, parlak olduğu zaman yalnızca tehlikesiz olmaktan biraz daha iyi bir yönü olmalıdır, çünkü tehlikesiz şeyler yalnız insanların uzun sürelerdir yapagelip sivri köşelerini yumuşattıkları şeylerdir, zira çetin iştir bu memlekette yaşamak, alınterini topraktan süpürülüp gitmiş, terle sularken, dengede durmaz hiçbir şey, Dengeyi sağlamak istiyorsan eğer, once bizim, onların... Denge, manidar, dengede durmak daha da... Düşünmek... İşkenceye maruz kalmak gibidir... yaşamak da talihlilik değildir, özellikle o bölgenin kaderinde, "yaşamak" başka manidar... Bu tarzda okuduğum 3.kitap ilk Gabriel Garcia Marquez den Yaprak Fırtınası nı hatırlarken okurken,
Külliyat Okumalarım
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 20181,645 okunma

Yazar Hakkında

William FaulknerYazar · 31 kitap
Amerikan Modernist yazarların babası sayılan Faulkner, rakip gördüğü Ernest Hemingway'den farklı olarak, uzun ve karmaşık anlatımları benimsemiştir. Uyguladığı teknikler arasında bilinç akışı tekniği ve çoğul anlatı (multiple narration) teknikleri bulunur. 1930'larda Avrupa'daki deneysel geleneği izleyen ilk Amerikan yazarıdır. 25 Eylül 1897'de Mississippi'de doğan Faulkner, buradaki Güney geleneğinden oldukça etkilendiği bir çocukluk geçirdi. Daha sonra hayatının büyük bir bölümünü geçirdiği Oxford'daki Lafayette kasabasına taşındılar. Eserlerinde bahsettiği "Jefferson" Oxford'u, "Yoknapatawpha kasabası" ise Lafayette'i temsil eder. Büyük-büyük babası William Clark Falkner Konfederasyon ordusunda görev yapmış, tren yolu yaptırmış ve adını Tippah kasabası yakınındaki Falkner şehrine verdirmiş Mississippi'nin önemli karakterlerinden biridir. Aile soyadları Falkner olmasına rağmen, büyük ihtimalle görevli memurun hatası sonucu Faulkner olmuştur. Liseyi terkettikten sonra bir işte tutunamayıp "wastrel" (defolu mal) olarak anılmaya başlanmıştır. 1918'de, iki ailenin Faulkner'ın ev geçindiremeyeceğine karar verip ayırdıkları nişanlısı Estella Oldham'ın zengin ve yaşlıca olan Cornell Franklin'le evlenip Çin'e yerleşmesiyle büyük bir üzüntü yaşamış ve Yale öğrencisi olan Oxford'dan arkadaşı Phil Stone'un yanına, New Haven'a gitmiştir. Burada katiplik yapmış, Phil Stone'un onun için hazırladığı okuma programıyla klasikleri ve çağdaş yazarları okumuş, bu sayede Melville, Cervantes, Dostoyevski ve Conrad'ın eserlerine büyük hayranlığı oluşmuştur. Daha sonra Toronto'da yardımcı pilotluk yapıp Oxford'a geri dönen yazar bu sefer Mississippi Üniversitesi'ne girmiş, burada "Marionettes" adlı bir grup kurup aynı adı taşıyan bir oyun yazmaya çalışmış fakat başaramamış ve 1921'de okulu bırakıp New York'a gitmiştir. Burada bir kitapçıda çalışmış ve Sheerwood Anderson'ın ileride eşi olacak olan Elizabeth Prall'la tanışıp arkadaşlık kurmuştur. Aynı yılın Aralık ayında Oxford'a geri dönmüş ve bu sefer de üniversitede postane müdürü olarak çalışmaya başlamıştır. 1924'de The Marble Faun(Mermer Tanrıça) adlı şiir kitabını basmıştır. 1925'de New Orleans'a gidip arkadaşı olan Elizabeth Prall sayesinde Sherwood Anderson'ın "çırağı" olmuş ve onun yönlendirmeleriyle Birinci Dünya Savaşı sonunda entellektüellerde ve toplumda görülen sıkıntı ve büyük üzüntüyü benimseyip, yine Anderson'ın yönlendirmesiyle 1926'da Soldier's Pay'i yazmıştır. 1929'a dek olan yazılarında şeytani özellikler taşıyan karanlık kötü kadın karakterler görülürken, 1928'de Estella'nın boşanıp dönmesi ve William Faulkner'ın onunla evlenmesiyle bu kadın modeli değişmiştir. 1929'da Sartoris'i yazmıştır. Bu eserinin önemli özelliği, Faulkner'ın ünlü Yoknapatawpha kasabası sembolünü ilk kullandığı kitabı olmasıdır. Aynı yıl ünlü eseri The Sound and the Fury'yi (Ses ve Öfke) yazmış ve büyük bir başarı kazanmıştır. 1930'da ise As I Lay Dying'de (Döşeğimde Ölürken) 40 mil ötedeki Jefferson'a gömülmek istediğini söyleyen Addie Bundren'in cenazesinin ailesi tarafında buraya götürülmesi anlatılır. Paraya sıkıştığı bir dönemde, sırf satış yapması için 1931'de yayımlanan Sanctuary'yi (Kutsal Sığınak) yazar fakat beklediği kadar büyük satışı sağlayamaz. Daha sonra devam eden maddi sıkıntıları yüzünden ara ara Hollywood'da senaryo yazarlığı yapar. 1932'de ise Light in August'u (Ağustos Işığı) yazar. Bu eserde, Lena Grave, Joe Christmas ve Peder Hightower'ın geçmişe saptantılı hikayeleri birçok anlatıcı kullanılarak anlatılır. 1936'da Absalom! Absalom!'u yazar. Faulkner eserlerinde genel olarak Güney kültürünün çöküşü ve bozuluşunu, ve aile sevgisi ve gururunun yok oluşunu ele alır. 1949 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandıktan sonra, 1955'de Pulitzer Ödülü'nü alan Faulkner, 1962'de bir kalp krizi sonucu ölmüştür.