Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·245 syf.··
2021 46. kitabı
Tapınak, Faulkner’in maddi kaygılarla yazdığı ve kendisini üne kavuşturan eseri olarak bilinen romanı. Eser, 1930’da Amerika’nın küçük bir güney kentinde, gece beraber dışarı çıkan iki sevgilinin, arabayla kaza yapmaları sonucu, bir kaçak içki imalathanesine yollarının düşmesiyle gelişen olayları anlatıyor. Faulkner deyince akla ilk gelen bilinçakışı tekniğiyle yazılmamış bir eser, bu nedenle nispeten kolay okunan bir romanı olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bu kitapta da Faulkner, zaman akışında ileri-geri gidip gelmeler ve tek anlatıcının farklı açılardan olayı anlatmasıyla karmaşık bir olay örgüsüyle hikayeyi aktarmayı tercih etmiş. İlk 70 sayfada kime ne oldu kafanız biraz karışıyor, ancak özellikle 100. sayfadan sonra kurgu bir yandan netleşirken diğer yandan merak unsuru devreye giriyor ve hayli akıcı bir hale geliyor kitap. Kitabın tarzına alışınca, nerdeyse polisiye bir roman okuyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Faulkner, Amerikan toplumunun harika bir eleştirisini aktarıyor kitapta. Toplumun değer yargılarının ve değer yargıları konusundaki algılarının güvenilmezliğini, toplumsal baskı ve bağnazlığın yok ediciliğini, aynı bağnazlık gibi toplumsal değerleri yıkıma götüren moderniteyi, ve adalet sistemini çok gerçekçi bir şekilde eleştirmiş. Toplumda saygı gösterdiğimiz ya da merhamet duyduğumuz insanların aslında neler yapabileceği, diğer yandan bağnazlık dışında hiçbir dayanağı olmayan toplumsal etiketleri yapıştırıp günah keçisi ilan ettiğimiz insanların masumiyetlerinin ve hayatlarının nasıl karartıldığı çok güzel işlenmiş. Faulkner’ın eleştirisini sunuş biçimindeki hayranlığımın en büyük sebebi karakterlerinin gerçekliği oldu. Çok etkilenerek okudum, özellikle sonu tüylerimi ürpertti. Mutlaka tavsiye ederim.
TapınakWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 2021365 okunma
6/10
·245 syf.·
2019 22. kitabı
William Faulkner’dan bahsederken hep bir sis bulutunun ardından konuşmak lazımmış gibi geliyor bana. İsimleri birbirine karıştırmak, aynı kişiyi kimi zaman ismi kimi zaman da isme benzeyen bir soy isimle ifade ederek iki ayrı kişiymiş zannı uyandırmak; ya da karakterlere cinsiyeti evrensel olarak bilinmeyen isimler vererek karakterlerin erkek mi yoksa kız mı olduğu konusunda (Türk) okuru şüpheye düşürmek… William Faulkner’ın Türkiye’de pek okunmamasının sebepleri bunlarla sınırlı değil; en bariz neden, çoğunlukla bizim yabancısı olduğumuz bir yer ve zamanı anlatması: ABD’nin güneyi, 20. yüzyıl başları. Tüm bu uzaklaştırıcı sebepler düşünüldüğünde, Faulkner’a şöhret kazandıran romanı Tapınak’ı (Sanctuary) okumak bu yazarı keşfetmek için en makul roman gibi görünebilir. Ancak iş tam olarak da öyle değil. Roman her ne kadar okuduğum diğer romanlarına (Ses ve Öfke, Döşeğimde Ölürken) göre çok daha anlaşılır olsa da, Faulkner’ı Faulkner yapan bazı temel ögelerden yoksun. Bunların arasında açık uçlara yer verilmemesini, bilinç akışının görece daha az kullanımını ve çevirideki birkaç eksikliği inceleyelim. Öncelikle, ana hatlarıyla konudan bahsedelim. Roman Horace isimli (soy isimli) bir avukatın romanın ilk yarısına sahne olacak yasadışı içki üretim fabrikasından geçişiyle başlıyor. Bu idealist ama aynı zamanda da beceriksiz avukat, Faulkner’ın eziyet etmekten neredeyse memnun olduğu bir tip. Roman Horace ile açıldıktan sonra çabucak odak değiştiriyor ve romanın anlaması en zor kısımları başlıyor. Temple Drake isimli bir genç kızımız var, erkek arkadaşı Gowan ile bir partiye gitmiş, sonra araba ile ertesi günkü maça gidecek olan trene yetişmeye çalışırlarken kaza yapıyorlar ve Horace’ın şöyle bir gelip geçtiği içki üretim fabrikasına düşüyorlar. Buradaki zenciler için bir
TapınakWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 2021365 okunma
Puan vermedi·245 syf.··
Beğendi
·
2019 11. kitabı
Zorlu bir okumadan selam. Nobel Edebiyat ve Pulitzer ödüllerine layık görülen William Faulkner`ın şu anda dünyanın başyapıt olarak gördüğü romanları kendi döneminde ses getirmemiş, ta ki “Tapınak”ı yayımlayana kadar. Bu kitabı ile beklediği ilgiyi yakalayan hatta önceki romanları da yeniden basılan yazar üslubu ve olay örgüsünün karmaşıklığı ile özgün aynı zamanda da zorlu bir kaleme sahip. Öncelikle tarzından bahsetmek isterim sevgili okur. Her şeyden önce bilmeliyiz ki Faulkner`ın tek kitabını okuyarak onu asla çözümlemiş olamayız fakat üslubu hakkında bir çok fikre sahip olabiliriz; ilki karmaşa! Evet yazarın kronolojik sırayı takip etmeyip farklı zaman dilimlerine gitgeller yaparken bunu okuyucuya belirtmemesi bazen anlamsız cümleler okuyormuş gibi bir hisse kaptırıyor okuru. Bölüm başlarında tarih ya da herhangi tek bir kelime ile dahi geçmişe döndüğünün belirtisi yok. Olayların gidişatına göre uyanık olan okur kimi zaman anlar kimi zaman da maalesef kaçırır ipin ucunu. Anlatıcı tek olmasına karşın kitap boyunca farklı karakterler açısından olayları anlattığı için de okurun kafası karışıyor ve itiraf ediyorum bazı bölümlerde bakış açısı farklılığından olayları çözümleyemedim. Zorlu okuma olmasına sebebiyet veren tüm bu ayrıntılara rağmen garip bir lezzet bırakıyor sizde kitap. Tam burada konusuna geçmek istiyorum. ABD`de içki yasağının olduğu bir dönemde ülkenin güneyinde geçer olaylar. Hatta Faulkner`ın “güneyi karaladığı” gerekçesiyle bazı şehirlerde kitabı toplatılmış. Kaçak içki imalathanesinde (Faulkner burada dönemin içki yasağında yaşanan durumlara gönderme yapmış) yaşanan olaylar ile neredeyse bir polisiye romanın kurgusuyla karşılaşıyoruz. Tecavüz, cinayet, mahkeme süreci ve zanlının çocukluk döneminde yaşadığı şu an ki ruhsal durumuna zemin hazırlayan
TapınakWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 2021365 okunma
Puan vermedi·245 syf.··
2022 8. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2022 03:00
Kötülerin ve kötülüğün her daim kazandığı bir kitap arıyorsanız, doğru adres... Bir kişinin bile yüzü gülmez mi ya... Tecavüz gibi korkunç bir olay işlenmişken üstüne nedeni, nasılı eklendikçe kusmamak için zor durdum. Dehşete düştüm. Bir yerden sonra polisiye bir roman okuyormuşum gibi beni öyle içine çekti ki bırakamadım. Bir kişi bile mutlu olsun, bir tane kötünün bari yanına kâr kalmasın diye azimle bir kerede okudum. Ama olmadı. Hepsinin yanına kâr kaldı. Yalnız o şerefsiz Gowan'a bir şey olmadı ya. Sonuna kadar bekledim onun da başına bir şey gelsin diye ama nafile... Kitap 70.sayfaya kadar biraz karışık ilerlesede sonrasında su gibi aktı. Hem okuyuşu kolaylaştı hemde anlaması.
TapınakWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 2021365 okunma
8/10
·245 syf.··
2021 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2021 23:13
Kitap anlaşılmama üzerine kurgulanmış.Son sayfalara kadar merak uyandırarak ilerliyor. İlk kısımda gerçekleşen olaylar,mekanlar kopuk kopuk aktarılıyor, anlayamıyor sadece zannediyorsunuz. İlerledikçe zannımız boşa çıkıyor,yeni zanlar oluşuyor zihinde. Gerçeğe kitabın sonralarına doğru ulaşabiliyoruz. Cinayet,toplumun suça ve suçluya bakış açısı gibi genel bir konuya sahip olsada,bu farklı üslup için okunabilir bir kitap.
1000k
TapınakWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 2021365 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 2. kitabı
Sanırım son dönemlerde bu kadar zihnimi zorlayan bir kitap okumamıştım.. ya ben yoruldum ya da gerçekten yorucuydu :) algılamak için iki kere okudum. Benim gibi olanlar var mı merak ediyorum
TapınakWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 2021365 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2023 35. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2023 23:16
Adaletin kişilere göre değişip, elden çok kolay kayıp giden bir kavram olduğunu hissettiren bir kitaptı. Faulkner için ''Yazarların okuyacağı kitaplar yazdığını'' söyleyen görüşe hak veriyorum. Bilinç akışı tekniği, kurgunun kronolojik olarak ilerlememesi okumayı zor yapan etkenler arasında. Fakat azmedip devam edildiğinde oldukça iyi bir kitap olduğunu fark ediyorsunuz. Karakterlerin klasik manada ya yalnızca kötü, ya da yalnızca iyi olarak kurgulandığını düşünmekle birlikte her kahramanla birlikte iyiliğin ışığı ve kötülüğün karanlığında kayboluyoruz. Popeye'nin salt kötülüğü Horace ve Tommy'in salt iyiliği karşısında insanoğlunun içine düştüğü ikircikli yolculuğu düşünüyoruz. Yazar bazı yerlerde gizil anlatımlar kullanmış, anlamak için birkaç defa okuduğum yerler vardı. Beni en çok etkileyen karakter Bayan Goodwin oldu. Onun sadakati ve azmi ve aslında Temple Drake'ye yardım etme çabaları çok güzel işlenmişti. Kişilerin adil olup olmamasının en sonunda bir önemi kalmadığını, karma, ilahi adalet artık ne denirse densin bir hesaplaşmanın görüleceğini işaret eden bir sondu ama ne yazık ki bu hikayede kurban diyebileceğimiz insanlar için arzu edilen son hiçbir işe yaramıyor.
TapınakWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 2021365 okunma
Puan vermedi·245 syf.··
2021 100. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2021 01:06
Amerika Edebiyatı Faulkner okumak zordur bence. Modern Edebiyatta olduğu gibi zaman birbirinin içine geçiyor. Kitap ilerlerken geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman arasında gidip geliyor. Ve zamana göre değil dramatik anlara göre şekilleniyor kitap. okurken çok farkli bakisacilari ile yaklaşmak zorunda kalıyor okuyucu Bu durumda roman polisiye olduğu halde sıkıcı, okuru kendinden itiyor ve odaklanamiyor okur. Faulkner ilk defa okudum.James Joyce gibi Bourges gibi kendisinden sonra gelen yazarları etkilemiştir. Bazen düşünüyorum da kimi yazarlar okurlar için değil yazarlar için mi yazmış yazıyor. Ve yazarların tanıtımları anlatımları sayesinde Okurun Edebiyat Dünyasında yer mi buluyorlar?
TapınakWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 2021365 okunma
70. sayfadan sonra ne oldu?
Puan vermedi·245 syf.··
2022 5. kitabı
Bu kitap 70. sayfaya kadar çok güzeldi. Çok sürükleyiciydi. İnsanı çok merak ettiriyordu. Her an çadır karıştı karışacak hissi veriyordu. Fakat 70. sayfadan sonra ne olduysa kitap anlaşılmamaya başladı. Dili mi çok ağırdı ne gerçekten "ne oluyor acaba" diye diye okudum. Eğer siz "dili zor olmasın; bizi kasmasın, yormasın" derseniz ve çok da sürükleyici bir kitap okumak isterseniz sizlere "Rüyadan İntikama" adlı kitabı önerebilirim. O da baya meraklandırıyor sizi. Ayrıca kurgusu da müthiş. İlk iki sayfasını bi okuyun derim. Zaten sonrasını bırakmanız çok zor.
Edebiyat
TapınakWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 2021365 okunma
8/10
·224 syf.··
2024 34. kitabı
Daha önce#sesveöfke #döşeğimdeölürken kitaplarıyla ve bilinç akışı tekniğini ustaca kullanmasından dolayı hayran olduğum 1945 Nobel Edebiyat ödülünün sahibi #williamfaulkner ın #tapınak ı ticari amaçla yazmış ve bunda başarılı da olmuş… Açıkçası bilinç akışı tekniğinin kullanıldığı bir kurgu okuyacağımı düşünürken polisiye havası içinde iyilik/kötülük çatışmasının derinliğinde kendimi buldum… Düz bir anlatımla ilerlemesine rağmen olay ve fikrin iç içe geçmesinden dolayı zor ancak derin,sarsıcı ve güzel bir kitaptı… Kötü bir çocukluk geçiren ve haliyle kötülüğe sevk edilen Popeye karakteri ile İyi niyetli avukat Benbow’un ekseninde gelişen olaylar zinciri gencecik bir kızın da olaya dahil olmasıyla bambaşka bir yere sürüklenir…Özellikle son 100 sayfa kitabı elimden bırakamadım finalde Faulkner’ın kalitesine yakışır bir şekilde şahaneydi… Issız karekterlerin karanlık dünyalarına perde aralayacak kitapların frekansında buluşmak dileğiyle…
TapınakWilliam Faulkner · Yapı Kredi Yayınları · 2021365 okunma

Yazar Hakkında

William FaulknerYazar · 31 kitap
Amerikan Modernist yazarların babası sayılan Faulkner, rakip gördüğü Ernest Hemingway'den farklı olarak, uzun ve karmaşık anlatımları benimsemiştir. Uyguladığı teknikler arasında bilinç akışı tekniği ve çoğul anlatı (multiple narration) teknikleri bulunur. 1930'larda Avrupa'daki deneysel geleneği izleyen ilk Amerikan yazarıdır. 25 Eylül 1897'de Mississippi'de doğan Faulkner, buradaki Güney geleneğinden oldukça etkilendiği bir çocukluk geçirdi. Daha sonra hayatının büyük bir bölümünü geçirdiği Oxford'daki Lafayette kasabasına taşındılar. Eserlerinde bahsettiği "Jefferson" Oxford'u, "Yoknapatawpha kasabası" ise Lafayette'i temsil eder. Büyük-büyük babası William Clark Falkner Konfederasyon ordusunda görev yapmış, tren yolu yaptırmış ve adını Tippah kasabası yakınındaki Falkner şehrine verdirmiş Mississippi'nin önemli karakterlerinden biridir. Aile soyadları Falkner olmasına rağmen, büyük ihtimalle görevli memurun hatası sonucu Faulkner olmuştur. Liseyi terkettikten sonra bir işte tutunamayıp "wastrel" (defolu mal) olarak anılmaya başlanmıştır. 1918'de, iki ailenin Faulkner'ın ev geçindiremeyeceğine karar verip ayırdıkları nişanlısı Estella Oldham'ın zengin ve yaşlıca olan Cornell Franklin'le evlenip Çin'e yerleşmesiyle büyük bir üzüntü yaşamış ve Yale öğrencisi olan Oxford'dan arkadaşı Phil Stone'un yanına, New Haven'a gitmiştir. Burada katiplik yapmış, Phil Stone'un onun için hazırladığı okuma programıyla klasikleri ve çağdaş yazarları okumuş, bu sayede Melville, Cervantes, Dostoyevski ve Conrad'ın eserlerine büyük hayranlığı oluşmuştur. Daha sonra Toronto'da yardımcı pilotluk yapıp Oxford'a geri dönen yazar bu sefer Mississippi Üniversitesi'ne girmiş, burada "Marionettes" adlı bir grup kurup aynı adı taşıyan bir oyun yazmaya çalışmış fakat başaramamış ve 1921'de okulu bırakıp New York'a gitmiştir. Burada bir kitapçıda çalışmış ve Sheerwood Anderson'ın ileride eşi olacak olan Elizabeth Prall'la tanışıp arkadaşlık kurmuştur. Aynı yılın Aralık ayında Oxford'a geri dönmüş ve bu sefer de üniversitede postane müdürü olarak çalışmaya başlamıştır. 1924'de The Marble Faun(Mermer Tanrıça) adlı şiir kitabını basmıştır. 1925'de New Orleans'a gidip arkadaşı olan Elizabeth Prall sayesinde Sherwood Anderson'ın "çırağı" olmuş ve onun yönlendirmeleriyle Birinci Dünya Savaşı sonunda entellektüellerde ve toplumda görülen sıkıntı ve büyük üzüntüyü benimseyip, yine Anderson'ın yönlendirmesiyle 1926'da Soldier's Pay'i yazmıştır. 1929'a dek olan yazılarında şeytani özellikler taşıyan karanlık kötü kadın karakterler görülürken, 1928'de Estella'nın boşanıp dönmesi ve William Faulkner'ın onunla evlenmesiyle bu kadın modeli değişmiştir. 1929'da Sartoris'i yazmıştır. Bu eserinin önemli özelliği, Faulkner'ın ünlü Yoknapatawpha kasabası sembolünü ilk kullandığı kitabı olmasıdır. Aynı yıl ünlü eseri The Sound and the Fury'yi (Ses ve Öfke) yazmış ve büyük bir başarı kazanmıştır. 1930'da ise As I Lay Dying'de (Döşeğimde Ölürken) 40 mil ötedeki Jefferson'a gömülmek istediğini söyleyen Addie Bundren'in cenazesinin ailesi tarafında buraya götürülmesi anlatılır. Paraya sıkıştığı bir dönemde, sırf satış yapması için 1931'de yayımlanan Sanctuary'yi (Kutsal Sığınak) yazar fakat beklediği kadar büyük satışı sağlayamaz. Daha sonra devam eden maddi sıkıntıları yüzünden ara ara Hollywood'da senaryo yazarlığı yapar. 1932'de ise Light in August'u (Ağustos Işığı) yazar. Bu eserde, Lena Grave, Joe Christmas ve Peder Hightower'ın geçmişe saptantılı hikayeleri birçok anlatıcı kullanılarak anlatılır. 1936'da Absalom! Absalom!'u yazar. Faulkner eserlerinde genel olarak Güney kültürünün çöküşü ve bozuluşunu, ve aile sevgisi ve gururunun yok oluşunu ele alır. 1949 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandıktan sonra, 1955'de Pulitzer Ödülü'nü alan Faulkner, 1962'de bir kalp krizi sonucu ölmüştür.