Kutsal Sığınak

7,7/10  (10 Oy) · 
21 okunma  · 
7 beğeni  · 
712 gösterim
Popeye, pınarı çevreleyen çalılar perdesi arkasından, adamın su içişine bakıyordu. Yoldan belli belirsiz bir patika geliyordu pınara. Popeye, adamın -uzun boylu, zayıf bir adam, şapkasız, eski kurşuni bir pantolon giymiş, kolunda da tüid bir ceke- patikada belirip, pınardan su içmek için düz çöktüğünü görmüştü.

Pınar, bir kayın ağacı dibinden kaynıyor, dalga dalga kumlar üstünden, kıvrılarak akıp gidiyordu. Gün ışığının, dağılarak içinde kaybolduğu sık kamışlar, şimşirler, servi ve ökaliptus ağaçları vardı pınarın çevresinde. Bir yerde, saklı ve gizli, ama hemen oracıkta, bir kuş üç kere ötüp sustu.
(Kitabın İçinden)
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2000
  • Sayfa Sayısı:
    231
  • ISBN:
    9789754062878
  • Orijinal Adı:
    Sanctuary
  • Çeviri:
    Ender Gürol
  • Yayınevi:
    Cem Yayınevi
  • Kitabın Türü:

Bitirdiğim bir kitabın ardından, kitap hakkında bir şeyler yazmazsam içim içimi yiyor. Bir kısmını sizlerle paylaşıyorum, iyi de oluyor. Böylesi eserlerin daha fazla okunması gerekir diye düşünüyorum. Faulkner eskiden çok okuduğum ve sevdiğim bir yazar. Kitaplığıma yaptığım bir ziyaret sonrası eski bir Cem Yayınevi baskısını buldum. Son sayfası yırtılmış, yaprakları sararmış, cümlelerin altları çizik... Daha önce okumamıştım bu kitabı, belli ki benden önce okuyan kişi iyi bir okur.

Yine ortada parçalar mevcut, tamamlanması gereken. Bu seferki olay bir cinayet. İlerledikçe çözüme kavuşacağını düşünürken aksine daha da dallanıp budaklanıyor, bir türlü olaya hakim olamıyorsunuz. Monologlar bazen ileriye sarıyor, bazen çok eskilere gidiyor. Edebi bir şölen içinde cinayetin detaylarını bulmaya çalışıyorsunuz. Bazı cümleleri defalarca kez okudum, not ettim. Belki ileride ben de böyle cümleler kurabilirim diye düşündüm, çok zor olsa da... Ruhsal çözümlemeler ve ortam betimlemeleri fazlaca güzel. Polisiye bir hikaye gibi gözükse de alttan alta insanın çözümlemesini yapan, yüksek irtifalı bir edebiyat.

Kişilerin davranışlarının nedenlerini anlamakta zorluk çektim. Zaman zaman içimden karakterlere saydırdığım da oldu. Hazmedilmesi zor bir dram mevcut kitapta. Oluşturulan karakterler her ne kadar bilindik olsa da, Faulkner'in dehası sayesinde ustaca işlenmiş. İnsanın kötülüğüne ve yaşayışlarımızdaki anlamsızlığa dem vuruluyor aslında. Kadınlar aşüfte, erkekler ise hovarda ve cani gösterilmiş. Kitap boyunca iyi bir kimseye rastlayamıyorsunuz. Bu durum da kasvetli bir okumaya sebebiyet veriyor. Zamanının politik çıkmazlarına ve yargı mekanizmasına fazlaca dikkat çekilmiş. Derinden hissedilen bir durum olsa da eleştirilerin dozu oldukça kuvvetli.

Kitabı hangi kılıfa sokacağımı bilmiyorum fakat her okurun sevebileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okurken zihninizin de çalışmasını sağlayacak, emin olun. Şimdiden iyi okumalar diliyorum.

Ceyda Çağcı 
14 Ağu 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Kutsal Sığınak bir sanat şaheseridir." -Albert Camus.
Kutsal Sığınak bir trajedidir. Kadınlığı tatmaktır da. Kutsal Sığınak ne değildir? Bilmiyorum. Faulkner, kadınlara "kötülüğe doğuştan meyilli" kurgular çizen ve bütün kadınlarını trajedilerinin odak noktası yapan bir yazar. Ağlatan bir kitap Kutsal Sığınak. Sanki her cümle masaya vurulmuş birer yumruk.

Bazen 
 23 Tem 00:28 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Dikkat ağır spoiler içerir. Hatta yazının tamamı spoiler olabilir.


Şahsen william faulkneri çok severim.Neden severim? çünkü her okuduğumda yoğun bir hissiyatla,duyguların belki en dip haliyle yüzleşerek ayrılırım kitaptan kutsal sığınakda da karanlığın en koyusu ile bizi korkusuzca yüzleştiren faulkner o karanlığın sinirlerimizi bozmasına aldırmadan devam eder öyküsünü anlatmaya.kitapta bizim klasik anlamda iyi diye sınıflayıp geçebileceğimiz hiç bir karakter yoktur.Hatta hemen hemen bütün karakterler insanlığın içindeki safi kötülüğü yansıtıyor gibiydir.Olaylar arasındaki basit geçişler ama bu basitliklerin doğurduğu derin kötülükler.bir kötülüğü en sarsıcı yapan da belkide nedensizliği.
Kaçak viski yapan tekinsiz adamların içine düşen temple evde ordan oraya çaresizce koştururken hareketler,bilinçler akar durur.şimdi kim kimdi,ne yapıyordu nerdeydi çok anlayamayız ama aynı temple in kaçarken ki çaresizliğini,kıstırılmışlığını sonuna kadar hissederiz.sonrasında sevgilisi onu orda bırakıp kaçar.evdeki bölümlerde özellikle tommy nin templa hissettikleri çok iyi verilmiş.tommy templi kollar ama aslında diğerlerinin kafasından geçenlerden çok farklı şeyler geçmiyordur kafasından.Burda rubby ide templa kötü davranan biri olarak görürüz.
gece biter ve bir cinayet beklendiği gibi işlenmiştir.burda bazı cümlelerden Temple a popeye tarafından tecavüz edildiğini anlarız ama garip bir şekilde temple çok da karşı koymaz popeyenin onu kaçırmasına hatta okuldan arkadaşını görünce saklanır.
kitapda popeye ye duyulan derin çekince ve korku her yere sinmiş görünmektedir.öyle ki goodwin suçsuz olsa da popeyenin de orda olduğunu söylemeye yanaşmaz.başta kötü bir karakter olarak gördüğümüz ruby goodwin içeri girince bu sefer mağdur olarak karşımıza çıkar.
kitapta horace ortada kalmış çocuklu bir kadını kollayan bir karakterdir ama ara ara hissettirildiği şekilde aslında üvey kızına uygunsuz hislerini kontrol etmekde zorlanan biridir de.bence kitabın en iyi betimlenen kısımları horace ve üvey kızı arasındaki ilişkidir.sadece bir fotografla faulkner bize horace in en derin arzuları hakkında neler anlatmaz ki.
olaylar ilerledikçe bir de karşımıza red çıkar.şimdi nereden çıktı bu adam derken zaten popeye tarafından öldürüldüğüne şahit oluruz.ve bence kitapdaki kilit noktalardan biridir.öğreniriz ki popenin templa a tecavüz şekli ileride olaya redin de dahil olduğu çarpıklığın dibinde bir üçlü ilişkinin başlangıcıdır sadece.ve bu çarpıklık temple ın red e aşık olması ile daha karmaşık bir hal alıp en nihayetinde bekleneceği gibi popeyenin red i öldürmesi ile sonlanır.
kitap daha önce de söylediğim gibi insan doğasının kötülüğü hakkında güçlü bir sezgi edinmemizi sağlıyor.bunu yaparken bizi olabildiğince rahatsız edip bir şekilde kendi içimizde karanlık tarafa da dokunuyor.hem teknik olarak(olaylar konuşmalar arası geçişlerin pek çoğu bence dahiyaneydi) hem yaşattığı yoğun duygular nedeniyle çok üst düzey bir romandı.william amca sen büyüksün diyerek bu uzun yazıyı burda sonlandırırken büyüklerimin ellerinden küçüklerin gözlerinden öper herkese selam ederim :D

Yazar bu kendi kitabı için şöyle demiş, "düşleyebileceğim en korkunç öykü!"
Evet gerçekten de öyle! Korkunç bir öykü!
Zaten bu kitabı yazar ilk yazdığı hali ile yayıncısına götürdüğünde, yayıncısı, "bu kitabı bu hali ile basarsak ikimizi de hapise atarlar" demiş! Yazar da biraz değişiklik yaparak yeniden yazmış.
Yazar ile ilk tanışmam bu kitapla olmuştu. Şunu söylemem gerekir ki anlatım dili çok karmaşık ve hatta biraz da zordu.
Ama Nobel Ödüllü bu yazar kesinlikle çok farklı ve sağlam tasvir yüklü bir anlatım tarzına sahip bence.
Ben kitapta hatırlıyorum da çoğu yeri tekrar tekrar okumuştum, çünkü o malum korkunç olayla ilgili ayrıntılar, süslü edebi tasvirlerin içine saklamıştı sanki.

Kitaptan 7 Alıntı

Hiçbir şey öğrenmeden harcadığım zamanı bazan düşünüyorum da...

Kutsal Sığınak, William Faulkner (Sayfa 76 - Cem Yayınevi)Kutsal Sığınak, William Faulkner (Sayfa 76 - Cem Yayınevi)

Hey Tanrım, ne derseniz deyin siz, kötü denen şey bulaşıveriyor insana, değmeden uzaktan baksan bile, hatta karşına durup dururken kendiliğinden çıksa bile...

Kutsal Sığınak, William Faulkner (Sayfa 80 - Cem Yayınevi)Kutsal Sığınak, William Faulkner (Sayfa 80 - Cem Yayınevi)

Der dururum, her evli erkeğin, kendine özel bir yeri olmalıdır, istediği zaman başını alır çekilir, kimse de karışamaz yaptığına.

Kutsal Sığınak, William Faulkner (Sayfa 127 - Cem Yayınevi)Kutsal Sığınak, William Faulkner (Sayfa 127 - Cem Yayınevi)

...yılan Havva'yı kimbilir ne zamandan beri görüyordu da, Adem önüne bir ağaç yaprağı koydurtmadan farkında değildi çıplaklığının.

Kutsal Sığınak, William Faulkner (Sayfa 95 - Cem Yayınevi)Kutsal Sığınak, William Faulkner (Sayfa 95 - Cem Yayınevi)

'Kara kara kokuyor' diye düşündü Benbow; 'başını kaldırdıklarında, Madam Bovari'nin ağzından duvağına akan şu kara nesne gibi.'

Kutsal Sığınak, William Faulkner (Sayfa 8)Kutsal Sığınak, William Faulkner (Sayfa 8)

"Hey Tanrım! Ne derseniz deyin siz, kötü denen şey bulaşıveriyor insana, ona değmeden uzaktan baksan bile..."

Kutsal Sığınak, William FaulknerKutsal Sığınak, William Faulkner

"Hiçbir zaman haksızlığı yenemezsin Horace "
dedi.
"Yenemezsem , hiç olmazsa olayların arkasında gizlenen olayı anlarım."
dedi Horace .

Kutsal Sığınak, William FaulknerKutsal Sığınak, William Faulkner