Zarafet

8,5/10  (4 Oy) · 
19 okunma  · 
4 beğeni  · 
612 gösterim
"Bir tarafım belki hep çocuk kaldı. Ama bir yandan da, erkenden olgunlaştım. Çünkü genç yaşta acı ve korkuyla tanıştım..." dedi Audrey

"Nasıl yaşanacağını, kenarda durup izlemeden dünyanın nasıl hem içinde hem dışında olunacağını öğrendim. Bir daha asla ama asla hayattan kaçmayacağım. Aşktan da..."dedi Audrey

"Naif görünüşüne rağmen çelik gibidir."
-Cary Grant-

"Audrey, artık kaybolan değerlerin kadınıydı. Zarafet, saygınlık ve terbiye... Tanrı, onu yanağından öpmüştü ve tam karşımızdaydı."
-Billy Wilder-

"Audrey Hepburn gibi görünmeyi düşlemeyen tek bir kadın bile yoktur."
-Hubert de Givenchy-

"Öylesine sıradışı bir çekiciliği vardı ki, herkes ona yakın olmak isterdi. Sanki kendisiyle dünya arasına camdan bir duvar örmüştü. Onu kolayca aşamazdınız. Bu onu fazlasıyla çekici kılardı."
-Stanley Donen-

"Doğuştan gelen bir albenisi vardı. Oysa çoğu insanın sadece kibar tavırları vardır."
-Alfred Lunt-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    362
  • ISBN:
    9786054560073
  • Çeviri:
    Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur
  • Yayınevi:
    Artemis
  • Kitabın Türü:
şerife sena kodaş 
25 Kas 2016 · Kitabı okudu · 24 günde

Audrey Hepburn çok sade, naif ve masum bir kadın.. İlham alınası bir güzelliği ve stili var.. Ona bakmaktan onunla ilgili haberleri okumaktan hiç sıkılmadım. Sonra gördüm ki hayatının yazıldığı bir kitabı var, kapağını kaldırmadan satın aldım. Kitabı eve getirdiğim ilk gün oturma odasında; görünür bir yere koydum ve gidip gelip baktım ona.. Okumak için elime aldığımda korktum daha ilk sayfalarından.. Öyle ansiklopedik bilgilerle başlıyor ki; yeniden eski yerine bıraktım.. Sonra dayanamayarak elime aldığımda bitirebilmem için bana bir ay gibi kısa(!) bir zaman gerekti. Çünkü kitapta kulağa yabancı öyle çok isim, öyle çok detay var ki tüm bunların içinde Audrey’e ulaşmak; onun hakkında birkaç şey okumak hayli zor. Tüm bunlara rağmen kitap bugün bitti. Özetlememi isterseniz yine başta kurduğum cümleleri kurabilirim, sade ve naif bir kadın olduğunu söyleyebilirim. Ha belki birde oynadığı film ve yönetmenleri sayabilirim, o kadar.. Hayatını merak ediyorum, ne olursa olsun okurum diyenler bir yana, tavsiyem dekoratif bir kitap olduğudur

gökhan biçer 
29 Oca 13:50 · Kitabı okudu · 67 günde · Beğendi · 10/10 puan

çok güzel bir kitap audrey hepburn,ün biyografisini okumak çok etkileyci herkesin bu güzel kitabı okuması gerek adeta kitapta bir iyilik meleğinin hikayesini okuyorsunuz yardıma muhtaç insanlara yardıma koşan bir kadının zarif ve duygusal hikayesi mükemmel ötesi

Kitaptan 6 Alıntı

Audrey Hepburn
"Bir tarafım belki hep çocuk kaldı.
Ama bir yandan da, erkenden olgunlaştım.
Çünkü genç yaşta acı ve korkuyla tanıştım..." dedi Audrey.

"Nasıl yaşanacağını, kenarda durup izlemeden
dünyanın nasıl hem içinde hem dışında olunacağını öğrendim.
Bir daha asla ama asla hayattan kaçmayacağım.
Aşktan da..."dedi Audrey.

Zarafet, Donald Spoto (Artemis Yayınları - Audrey Hepburn’ün Hayatı)Zarafet, Donald Spoto (Artemis Yayınları - Audrey Hepburn’ün Hayatı)

Ian&Alex ve Audrey
Audrey, çocukluğunda çekilen fotoğraflarda gözleri cin gibi
parlayan ve güler yüzlü bir kız olarak görülür.
Annesiyle üvey ağabeyleri de fotoğraf karesindeyse kızın yüzünde
genellikle afacan bir sırıtış vardır. Hizmetkarlara daima aileden biri gibi
davranıyor, açık havada oyun oynayıp muziplik yapmaya bayılıyordu.
Ian ve Alex, Audrey’nin kendilerine kır yürüyüşlerinde eşlik ettiğini
ve sessiz sinema oynamaktan çok hoşlandığını hatırlıyor.
Ian’a bakılırsa bazen fazlasıyla yaramazlardı:
“Anneme rağmen ağaçlara tırmanırdık.”
Ama Audrey beş yaşındayken on dört ve on bir yaşlarında olan üvey
ağabeyleri yatılı okula gönderildi ve birlikte geçirdikleri zamanlar kısıtlandı.

Zarafet, Donald Spoto (Artemis Yayınları - Audrey Hepburn’ün Hayatı)Zarafet, Donald Spoto (Artemis Yayınları - Audrey Hepburn’ün Hayatı)

Ella&Joseph ve Audrey
Akıllı, becerikli ve neşeli küçük kız, anne babasının giderek
artan kavgalarının farkına varmaya başladı. Akşamları yemek
masasına oturduklarında ortaya çıkan soğuk savaş Audrey’nin
aklını müthiş karıştırıyordu. Hatta evdeki ortam öyle gerginleşmişti
ki bazen gizlice ağlıyordu. Evet, gizlice. Çünkü başkalarının yanında
gözyaşı dökerse azar işitiyordu: “Çocukken bana dikkati kendine
çekmenin terbiyesizlik olduğu öğretildi.
İlgi çekmek için garip davranışlar sergilemek çok ayıptı.
Daima vaktinde gel, derdi annem. Ya da, önce başkalarını düşün.
Kendinden bahsetme. Sen ilginç değilsin. Önemli olan başkaları, derdi.”
Audrey annesiyle babası arasındaki gerginliği hissetse de tabii ki
evlilik sorunları asla çocuğun önünde konuşulmuyordu.

Belçika dengeli bir yerdi. Fakat 1929’da Amerikan ekonomisinin
çöküşüyle birlikte tüm dünya bir maddi krize girmişti. Brüksel’deki
seçmenler özlerinde muhafazakardı. Hükümet ülkedeki ve yurtdışındaki
(örneğin madencilikten büyük gelir getiren Kongo’da) ticareti düzene
sokmak için acil durum yetkileri almıştı. Radikallerin, devrimci
sosyalistlerin ve Alman etkisindeki ulusal toplumcuların iktidara
gelmesi yasaktı ama sayıları endişe verici boyutlara ulaşmıştı.

1934’te Brüksel’deki tüm resmi dairelerde faşistler vardı.
Üstelik kontrol altında değillerdi ve kesinlikle etkiliydiler.
Audrey babasının aşırı muhafazakar politik eğiliminden o sıralar
haberdar değildi. Joseph, faşist ideolojiyi giderek daha çok
benimsiyor, Naziler’in oluşturduğu politik topluluklara katılıyordu.

Aslında hem Joseph’in hem de Ella’nın, Audrey Hepburn’ü
hayatı boyunca utandıran önyargıları vardı.

1935 ilkbaharında Audrey’nin anne babası, Oswald Mosley
liderliğindeki İngiliz Faşist Birliği için adam ve para topluyordu.
26 Nisan’da Mosley’nin haftalık dergisi The Blackshirt’te Ella’nın
bir fotoğrafı ve kusursuz İngilizcesiyle, kocasının kaleminden
çıktığı belli olan yazısı vardı.

“Faşizmin çağrısını duyan ve zafer yolunu aydınlatan ışığı takip
eden bizler, bunca zamandır karanlıkta olduğumuzu anladık.
Nihayet kölelik zincirlerimizi kırdık ve özgürlük yoluna çıktık.
Sir Oswald Mosley’yi izleyen bizler onda gözünü dünyevi değil,
daha büyük amaçlara dikmiş bir lider bulduk. Onun idealizmi,
İngiltere’yi manevi yeniden doğuşun şafağına taşıyacak.”

Ella ve Joseph bu yazının yayımlanmasından on bir gün sonra
Münih’te Hitler’le öğle yemeği yedi. Yanlarında Mosley’nin en
yakın müttefikleri ve Mitford kız kardeşlerden üçü vardı.
Brüksel’e mayıs ortasında döndüler.
Audrey’nin yaş gününü kaçırmışlardı.

Zarafet, Donald Spoto (Artemis Yayınları - Audrey Hepburn’ün Hayatı)Zarafet, Donald Spoto (Artemis Yayınları - Audrey Hepburn’ün Hayatı)

Audrey
Audrey, İngiltere’deki okul hayatı için -1936 ile 1939 yılları arasında-
başta çok korktuğunu ama bağımsızlığını kazanması açısından iyi bir
deneyim olduğunu söylüyor: “Arkadaşlarımı ve öğretmenleri seviyordum
ama sınıfta öğrenme fikrinden asla hoşlanmadım. Kıpır kıpır bir çocuktum
ve saatlerce aynı yerde oturamıyordum. Tarih, mitoloji ve astronomi ilgimi
çekiyordu ama aritmetikten nefret ediyordum.
Okulun kendisiyse sıkıcıydı ve bittiğinde çok sevindim.”

Ama haftada bir gün Audrey’nin bayıldığı bir ders vardı.
Londralı bir bale eğitmeni kızlara dans dersi veriyordu.
Ella, Audrey’nin onuncu yaş gününde, 4 Mayıs 1939’da, okulu ziyaret etti.
Kızının dans gösterisine yetişmişti. Dansını bitirdiğinde öğretmeni ve
sınıf arkadaşları onu coşkuyla alkışlarken Audrey’nin yüzü ışıldıyordu.

Zarafet, Donald Spoto (Artemis Yayınları - Audrey Hepburn’ün Hayatı)Zarafet, Donald Spoto (Artemis Yayınları - Audrey Hepburn’ün Hayatı)

Audrey Hepburn’ün Hayatı
Audrey, çocukluğunun bir bölümünü Brüksel’deki
Van Heemstra-Ruston evinde geçirdi. Anneannesiyle dedesinin
Hollanda, Arnhem’deki ve Arnhem’in dışındaki Velp’te bulunan evlerini
sık sık ziyaret ediyordu. Ella, kocasının olmadığı zamanlarda Audrey’yi
kuzenlerine de götürüyordu. Joseph çoğunlukla şirketinin Londra’daki
ofisine gönderiliyor ya da evinde ailesiyle kalırken sık sık şehir
merkezindeki politik toplantılara katılıyordu.

Joseph evden ne kadar ayrı kalırsa kalsın, kızı onu hep neşe ve
heyecanla karşılıyordu. Ama söylenenlere bakılırsa Joseph kızına karşı,
Ian ve Alex’e olduğundan daha ilgili değildi. Ella, Audrey’ye okumayı,
resim çizmeyi, çocuk klasiklerinden ve iyi müzikten zevk almayı öğretiyordu.
Küçük Audrey de öğrendiklerini babasına sergilemeye can atıyordu.
Ama Joseph ona hiç ilgi göstermiyor, Audrey de babasının soğukluğuna
her çocuğun tipik tepkisini veriyor, onun sevgisi ve onayını kazanmak
için iki kat çaba sarf ediyordu. Fakat ne yazık ki işe yaramıyordu.

Audrey annesinin ilgisine, korumacılığına ve akıl hocalığına daima
güvenebilirdi ama şefkat bakımından kadın da kocasından farksızdı.
Artık gençliğinin neşe ve doğallığını yitirmiş, tepeden tırnağa bir
Viktoryen baronesi olarak iyice ölçülü bir tavra bürünmüştü.
Ella tüm kalbiyle kızının iyiliğini isteyen ciddi bir anneydi.
Baştan savma bir iyi geceler öpücüğünü bile münasebetsiz ve
taşkın bir sevgi gösterisi olarak değerlendiriyordu.
Audrey daha sonraları, annesinin ilk evliliğinin başarısızlığı
yüzünden çok incindiği ve ikincisinde de aradığını bulamadığı
için duygusal bir çöküş yaşadığı sonucuna varacaktı.

Zarafet, Donald Spoto (Artemis Yayınları)Zarafet, Donald Spoto (Artemis Yayınları)
gökhan biçer 
29 Oca 21:53 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

çok hoş
savaşlar mermilerle değil sadece kanayan kalplerle kazanılabilir bence biz tüm bu güzel ve sessiz çocuklara yardım edebiliriz.zarafet audrey hepburn hayatı .mahatma gandi

Zarafet, Donald Spoto (Sayfa 314 - artemis yayınevi)Zarafet, Donald Spoto (Sayfa 314 - artemis yayınevi)