Ağustos Işığı

William Faulkner
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·446 syf.··
2019 20. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2019 18:17
Ne kadar muazzam bir edebiyat eseri "Ağustos Işığı". Okuması zahmetli, ama yine de büyük keyif veren bir eser. Faulkner eserlerini doğru bir sıralamayla okuduğuma seviniyorum, zira ilk önce bu kitabı okusaydım, olasılıkla diğer eserlerine devam etmezdim, ama Ağustos Işığı'nı doğru zamanda okuduğumu düşünüyorum. Bu kitap da yazarın biçim arayışları açısından kendini hissettiren bir eser: yazarın seçimi birleşik sözcükler, uzun akışlı cümleler, zihin akışı örneği olarak cümleler arasına sıkışmış başka cümleler kitap boyunca sürüyor. Ancak hepsinden önemlisi Ağustos Işığı, Faulkner'ın betimleme gücünün zirvelerini yansıtıyor gibi: çok sayıda karakteri, bu karakterlerin iç dünyasını, sürçmelerini, düşünmelerini, korkularını bütün kitaba yayılan güçlü üslûbuyla ilmek ilmek örerek bu kadar karmaşık bir romanda öylesine net, berrak görülebilen, sezilebilen ruhsal dünyalar ortaya koyabiliyor Faulkner. İşte bu, çok büyük bir tad yaratıyor, ve gerçekten tadına doyulmuyor kitabı okumanın. Öyle ki aslında Joe Christmas, Hightower, Lena, Byron Bunch, Lucas Burch/Brown, Doc Hines vb birkaç karakterle beraber Faulkner birbiri içine sığdırılmış birkaç kitap birden yazıyor diyebiliriz: Faulkner her karakteri kendi iç dünyası, ruhsal yapısıyla güney ve güneyin ahlâki kodlarından oluşmuş mekânlar içerisinde canlı canlı anlatıyor, öyle ki bu karakterler arasında öne çıkan ve temelde kitabın hikâyesini anlattığı Joe Christmas karakteri yarı zenci yarı beyaz oluşuyla kendi kişisel tarihinde çocukluğundan yetişkinliğine dek geçen sürede öğrendiğimiz lanetlenmişliğini ve bunun bedelini ödemesini duru, berrak bir sudan bakar gibi okuyoruz, Joe Christmas'ın yanında Ses ve Öfke'deki yine kötü bir karakter olarak Jason Compton sığ kalıyor denebilir; Joe Christmas bir trajedi karakteri
Ağustos IşığıWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 2017397 okunma
Ağustos Işığı
9/10
·446 syf.··
2023 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2023 01:10
Faulkner'in okuduğum ilk kitabı Ağustos Işığı. Adı, huzuru çağrıştırsa da huzursuz bir kitap bana göre. Ama anlatımı ve teması baştan sona en sevdiğim tarzlardan olan şiirsel bir anlatıma sahip. Necip Fazıl'ın "Çile" si ve Oğuz Atay'ın "Tutunamayanlar"ının arasındaki bir şiirsellik. Neredeyse tamamını yüksek sesle okudum bundan ötürü. Çok fazla okuyanlar, hiç unutmayacaklarını düşünseler de bir çok kitabı unuturlar bir süre sonra, hiç değilse detaylarını. Çok ve hızlı okumaktır kanaatimce bunun en büyük sebebi. Ama ne Faulkner unutulabilecek bir yazar, ne de Ağustos Işığı unutulacak bir kitap. Zencilik ve beyazlık Amerikan tarihinin en baskın konusu olmuştur yüzyıllardır. Ağustos Işığı'nda da bu tema var. Romanın baş kahramanı ne zencidir, ne beyaz. Ya da hem zencidir, hem beyaz. Bu nedenle daha da sıkışıp kalmıştır bu iki cephenin arasında. Ne olduğunu bilememenin çaresizliği içinde, bir çemberin etrafında dolanıp durmaktadır. Zencilerle beyazlar arasında gider gelir, aslında iki dünyanın da yabancısıdır. Faulkner, romanda olayları kronolojik sıraya göre değil, kişiler için psikolojik önemlerine göre sıralar. Bu yüzden bir geçmişte, bir bugünde olur okur. Ama öyle çarpıcı şekilde bağlar ki birbirine, önce yadırgansa da sonunda tekniğinin ne kadar başarılı ve çarpıcı olduğu görülür. Kelimeleri birleştirmesi, ayrıştırması, değiştirmesi özgün kılıyor Faulkner'i. Olayların şiddetini, sertliğini, yumuşaklığını cümlelerle yaşatıyor okura. Öyleki cümleler bir araç olmaktan çıkıyor, olayın anlatım tarzı olayın kendisi oluveriyor. Yazarın diğer kitaplarını da okuma listeme aldım. Diğerlerinde de aynı teknik var mı yok mu, yoksa tamamen farklı bir üslup mu var doğrusu çok merak ediyorum.
Edebiyat
Ağustos IşığıWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 2017397 okunma
Toplumun esiri olan zayıf ruhlar
Puan vermedi·446 syf.··
2023 84. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2023 04:08
Bu kıtabı okumak zor oldu, çünkü hiç gitmedi ilerlemedi, arada bıraktım, devam ettim. ''Ağustos Işığı''nda toplumdaki diniy fanatizmi ve ahlak düşüşünün örneklerini görüyoruz, ama ana tema ırkçılık meselesidir bence. Ana karakter Joe Christmas, beyaz gibi görünse de kendisini siyahi olarak görüyor ve kıtabın sonuna kadar doğumunun gizemi çözülmüyor. Yetim Joe, beyazlar için bir yetimhanede büyütülüyor, sonrasında"zenciler" için bir yetimhaneye atılıyor, Noel kendisine neden bu şekilde davranıldığını anlamaz ve herkese küser. Hikaye boyunca kahramanımız kendini tanımlamaya çalışır ama beceremez. Kendini küçük düşürdüğü için "siyahlardan", kendilerini diğerlerinden üstün gördükleri ve hayvani davranışlardan dolayı "beyazlardan" nefret eder. Ancak Joanna Burden adlı kadının evine sığındıktan sonra bir süre sakinleşir. Başkalarının gözünde bu kadın, çoğu kişinin aksine ırkçı değildir. Ancak mutluluğu uzun süremez, çünkü kadının bir nemfoman olduğu ortaya çıkıyor. Bu ilişkide madur olan Noel, depresif durumundan dolayı bir şekilde suça doğru ilerler. Joe Christmas, toplumun ondan beklediği kişiye dönüşüyor - bir siyahi katil, insan kılığına girmiş bir canavar, çapkın, ateist, pişmanlık duymayan bir günahkar. William Faulkner, bu kitabında Joe Christmas gibi insanların kötü, ahlaksız bir toplumun kolektif çalışmasının sonucu olduğunu göstermek istemiştir.
Hayat
Ağustos IşığıWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 2017397 okunma
Sıradışı bir eser...
7/10
·446 syf.··
2019 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2019 17:35
Pek çok ünlü yazarın ilk 10'unda olan bir kitap olduğu için hemen okumak istedim. (Zülfü Livaneli'nin en iyilerindenmiş!) ●Önsözünü okumasaydım kesinlikle zor ilerlerdim ama önsözde çevirmen, yazarla ve eserle ilgili çok önemli notlar paylaşmış. Bu nedenle mutlaka bu yayınevinden okuyun okuyacaksanız! Bilinç akışı tekniği ile yazılmış bir eser. Hatta yazar bu tekniğin ustalarından sayılıyor. "Ses ve Öfke" kitabından önce bununla tanışabilirsiniz. (Ses ve Öfke kitabı en zor okunan eserler arasında sayılıyor edebiyat dünyasında.) 》Çok ilginç bir kitaptı ama akıcıydı, konusu ve kurgusu cok güzeldi ama bitince şöyle dedim: " Şu ana kadar okuduğum en ilginç ve özgün kitaptı!"
Edebiyat
Ağustos IşığıWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 2017397 okunma
6/10
·446 syf.··
2021 21. kitabı
·
93 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2021 22:10
Yıllar önce okumak isteyipte başarılı olamadığım bir kitaptı. Kaç defa yine bırakmak istesem de sonunda okudum bitirdim. Hani bir kitaba başlarsın olaylar bazı kitaplarda önce biraz karışıktır, kitap ilerledikçe açılır akıcı bir şekilde gider. Ama bu kitapta sona kadar olayların karışıklığı hiç bitmiyor. Kitap William Faulkner’ın en iyi eserlerinden biri. Herhalde bir kere daha okumak gerekiyor. Oysa o kadar enerjim yok. Okumak isteyenlere bol şans diyebilirim.
Ağustos IşığıWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 2017397 okunma
Puan vermedi
Çağımızın en büyük romancılarından olan William Faulkner, Amerikan yaşantısının iç yüzünü anlatırken yirminci yüzyıl insanının portresini de somutlaştırarak bizi aydınlatıyor. Aydınlatmaktan kastım karanlığın utancı örten perdesini kaldırması... Tüm çıplaklığıyla ortada kalan insanlığın ar damarını çatlatması... Olaylar dizisindeki karmaşıklık bence okumayı zorlaştırmaktan ziyade merak unsurunu çok daha etkili kılmış. İlk 80 küsur sayfada neredeyse hiç adı geçmeyen baş kişisi Joe Christmas, zencilerle beyazlar arasında gidip gelir, iki dünyanın da yabancısıdır. Kim olduğunu, ne olduğunu bilemez ama yazar bize onu o kadar iyi anlatır ki ölümsüz bir kahraman kazandırır edebiyat evrenine ve şöyle unutulmaz replikler çıkar ortaya: “Çünkü bir insan her zaman şimdi çektiği sıkıntılardan çok ileride çekebileceği sıkıntılardan korkar. Bir değişikliği göze alamaz da, alışık olduğu sıkıntılara dört elle sarılır.” Kitapta bizi karşılayan ve uğurlayan ise Lena Grove. Onun hikayesi adeta insanlığın olumlaması gibidir. Mesela elinde hiçbir adres olmadan yola çıkar ama bir şekilde yolunu bulur. Yoluna çıkan herkes ona yardım eder. Adeta doğanın akıp gitmesi gibi sakin ve kendinden emindir her zaman. Onun sayesinde Amerika’nın karşıt, çelişik yönleri görünür hale gelir. Birçok farklı kahraman girer çıkar olay örgüsü içinde ve hemen hemen hepsi belirgin bir özelliği temsil eder. Bu karmaşanın içinde müthiş bir uyum vardır ama. Bir kişinin bile gereksiz olduğunu düşünmedim roman boyunca. Hepsi olması gerektiği yerde, olması gerektiği kadar kaldı ve birçoğu çerçeveye farklı açılardan bakmamı sağlarken bazıları da tabloyu tamamlayan fırça darbeleri oldular. Faulkner, Ses ve Öfke’ye kıyasla daha sade bir üslup kullanmış bu romanda ve Murat Belge de çeviri eserlerde az rastlanır bir
Edebiyat
Ağustos IşığıWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 2017397 okunma
6/10
·446 syf.··
2019 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2019 21:47
Nobel ödüllü ABD'li yazar Faulkner'ın bu eseri; hikayesi eskimiş ve artık gündem dışı olsa da (Siyah-Beyaz karşıtlıkları ve ırkçılık), roman tekniği açısından oldukça başarılı bir klasik... Murat Belge'nin çevirisi de özellikle övgüyü hak ediyor.
1000Kitap
Ağustos IşığıWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 2017397 okunma
Okumasi kolay degildi
7/10
·446 syf.··
2025 99. kitabı
·
69 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2025 08:43
Kitabi bir film izler gibi okumak okunmasini kolaylastirdi diyebiliim cubky kitapta kronolojik bir sira yok ilk zamanlar karakterleri ve birbiri ile iliskisini de yorumlamak zor oldu Faulkner ‘in hikayaedeki tanimlamalarini sevdim diyebilirim Okurlarin biraz sabra ihtiyaci var, sans verilebilir
Ağustos IşığıWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 2017397 okunma
Puan vermedi·446 syf.··
2016 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2016 10:18
Yazarın Ses ve Öfke romanını yıllar önce yarım bırakmıştım. Yazar Ses ve Öfke için: “Hikâyeyi anlatabilmek, kendimi rüyadan kurtarabilmek için bu romanı beş sefer yazdım” demiştir. Böyle bir yazarın romanı Ağustos Işığı; kesinlikle zorluk derecesi yüksek bir kitap, eksik bırakılmış ve çeviri hatası gibi izlenim bırakan cümleler yıldırıyor insanı. Ağustos Işığı, Ses ve Öfke’den daha zor geldi bana… Anlatım teknikleri bakamından farklı teknikler kullanıyor ve bu tekniklerde bence çok başarılı. Roman Amerika’daki zenci sorununu; babası zenci olan beyaz tenli Christmas’ın etrafında şekilleniyor. Romanın yarısına yaklaştığınızda kurgu netleşmeye ve anlatım teknikleri de okuyucu tarafında bir çizgiye oturuyor. Kitabın tamamı eksik, devrik, anlaması güç cümlelerden oluşsa, çeviri hatası diye bir kenara atıp bırakırsınız. Öyle olması mümkün değil elbette, yazarın tarzı bu. İnsanların iç dünyasındakileri, karmaşık şekilde, süzgeçten geçirmeden ifade etmeye çalışıyor. Buna belli bir süre sonra alışıyorsunuz okuyucu olarak, lakin yine de okurken ofladığınız anlar olmuyor değil. Zinde olmalısınız, kendinizi iyi hissettiğinizde okumalısınız, öyle yaptığınız takdirde kitabın tadını alıyorsunuz. Tuhaf bir şey, çay demlemenin sırları gibi, Wlliam Faullkner’i okumanın sırları… İkisi de doğru yapıldığında alınan zevk farklı oluyor. Bizzat denenmiştir, bana güvenebilirsiniz. Lakin kimseye kitabı tavsiye edemem, o kadar cesur değilim. Şunu da biliyorum ki, bir gün okuyacaksınız, okumaya kalkacaksınız. Çünkü otoriteler, kitaba o değeri vermişler zaten. Yazar Nobel ödülü almış bir değer elbette, ödülü alırken yaptığı konuşmada ödülün “insan ruhunun daha önce yaratmadığı metinler yaratmak olan çalışmalarıma…” verildiğini düşünüyorum diyor. Yazarla ilgili olarak ayrıca bir söyleşide
Ağustos IşığıWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 2017397 okunma
Puan vermedi·446 syf.··
Beğendi
·
2021 43. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2021 09:27
"Bir insanın umabilecegi bütün her şey kendi insanlarının arasinda sessizce yaşamasına izin verilmesidir" (s.76) Faulkner kalemine hayran olunacak yazarlardan biri. Tek düze, kronolojik sıralı klasik okumalardan "sıkılan" okurların, kendimi nasıl daha fazla zorlayabilirim sorununa çözüm bulmuş kendileri :) Bu kitapta öyle sayısız karaketer yok. Kitabin ismi her ne kadar yaz tadında gibi dursa da olayların gidişatı ve yazarin üslubu kasvetli bir hava çiziyor. Bu nedenle "kış kitabi" demek daha doğru olur. Faulkner olayları psikolojik sırayla anlatmayı seven bir kalem. Bu nedenle kitap Lena ile başlasa da ana kahraman Christmas isminde beyaz mı zenci mi olduğunu yer yer sizin de karıştırmanızı istedigi bir karakter. Joe'nun kendini ve toplumdaki yerini bulma yolculugu diyebiliriz kısaca. Örgüye dahil edilen Hightower gibi dışlanmış bir rahip, Lena gibi gayrimeşru bir cocuk taşıyan hamile kadın, Bayan Burden isimli hesapsız bir başka karakterle topluma da bir bakış atıyoruz ve işin güzel tarafı anlatıcı her şeyi tüm gunahlara sevaplara rağmen hiç sorgulama yapmadan anlatıyor bize. Ölü koyunlar yaşanılacak cinayetlerin sembolü mü? Genişleyen zaman daralan ruhun işareti mi siz karar vereceksiniz tüm bunlara! Yer yer kelimeleri birleştiriyor. Bu durum bir baskı hatası değil. Yazarın bilinc ile bilincsizligi buluşturmak istedigi zamanlarda tercih ettiği ve bu kitapta fazlasıyla kullandığı bir yöntem. Okunmasi yorucu ama bir o kadar keyifli bir kitaptı. Kitaba dair tek dileğim umarim baska bir ceviriden daha okuma fırsatımız olur. Gercekten iletisim yayınları bu kitabi tekrar gözden geçirmeli diye düşünüyorum. Herkese keyifli okumalar dilerim.
Ağustos IşığıWilliam Faulkner · İletişim Yayınevi · 2017397 okunma

Yazar Hakkında

William FaulknerYazar · 31 kitap
Amerikan Modernist yazarların babası sayılan Faulkner, rakip gördüğü Ernest Hemingway'den farklı olarak, uzun ve karmaşık anlatımları benimsemiştir. Uyguladığı teknikler arasında bilinç akışı tekniği ve çoğul anlatı (multiple narration) teknikleri bulunur. 1930'larda Avrupa'daki deneysel geleneği izleyen ilk Amerikan yazarıdır. 25 Eylül 1897'de Mississippi'de doğan Faulkner, buradaki Güney geleneğinden oldukça etkilendiği bir çocukluk geçirdi. Daha sonra hayatının büyük bir bölümünü geçirdiği Oxford'daki Lafayette kasabasına taşındılar. Eserlerinde bahsettiği "Jefferson" Oxford'u, "Yoknapatawpha kasabası" ise Lafayette'i temsil eder. Büyük-büyük babası William Clark Falkner Konfederasyon ordusunda görev yapmış, tren yolu yaptırmış ve adını Tippah kasabası yakınındaki Falkner şehrine verdirmiş Mississippi'nin önemli karakterlerinden biridir. Aile soyadları Falkner olmasına rağmen, büyük ihtimalle görevli memurun hatası sonucu Faulkner olmuştur. Liseyi terkettikten sonra bir işte tutunamayıp "wastrel" (defolu mal) olarak anılmaya başlanmıştır. 1918'de, iki ailenin Faulkner'ın ev geçindiremeyeceğine karar verip ayırdıkları nişanlısı Estella Oldham'ın zengin ve yaşlıca olan Cornell Franklin'le evlenip Çin'e yerleşmesiyle büyük bir üzüntü yaşamış ve Yale öğrencisi olan Oxford'dan arkadaşı Phil Stone'un yanına, New Haven'a gitmiştir. Burada katiplik yapmış, Phil Stone'un onun için hazırladığı okuma programıyla klasikleri ve çağdaş yazarları okumuş, bu sayede Melville, Cervantes, Dostoyevski ve Conrad'ın eserlerine büyük hayranlığı oluşmuştur. Daha sonra Toronto'da yardımcı pilotluk yapıp Oxford'a geri dönen yazar bu sefer Mississippi Üniversitesi'ne girmiş, burada "Marionettes" adlı bir grup kurup aynı adı taşıyan bir oyun yazmaya çalışmış fakat başaramamış ve 1921'de okulu bırakıp New York'a gitmiştir. Burada bir kitapçıda çalışmış ve Sheerwood Anderson'ın ileride eşi olacak olan Elizabeth Prall'la tanışıp arkadaşlık kurmuştur. Aynı yılın Aralık ayında Oxford'a geri dönmüş ve bu sefer de üniversitede postane müdürü olarak çalışmaya başlamıştır. 1924'de The Marble Faun(Mermer Tanrıça) adlı şiir kitabını basmıştır. 1925'de New Orleans'a gidip arkadaşı olan Elizabeth Prall sayesinde Sherwood Anderson'ın "çırağı" olmuş ve onun yönlendirmeleriyle Birinci Dünya Savaşı sonunda entellektüellerde ve toplumda görülen sıkıntı ve büyük üzüntüyü benimseyip, yine Anderson'ın yönlendirmesiyle 1926'da Soldier's Pay'i yazmıştır. 1929'a dek olan yazılarında şeytani özellikler taşıyan karanlık kötü kadın karakterler görülürken, 1928'de Estella'nın boşanıp dönmesi ve William Faulkner'ın onunla evlenmesiyle bu kadın modeli değişmiştir. 1929'da Sartoris'i yazmıştır. Bu eserinin önemli özelliği, Faulkner'ın ünlü Yoknapatawpha kasabası sembolünü ilk kullandığı kitabı olmasıdır. Aynı yıl ünlü eseri The Sound and the Fury'yi (Ses ve Öfke) yazmış ve büyük bir başarı kazanmıştır. 1930'da ise As I Lay Dying'de (Döşeğimde Ölürken) 40 mil ötedeki Jefferson'a gömülmek istediğini söyleyen Addie Bundren'in cenazesinin ailesi tarafında buraya götürülmesi anlatılır. Paraya sıkıştığı bir dönemde, sırf satış yapması için 1931'de yayımlanan Sanctuary'yi (Kutsal Sığınak) yazar fakat beklediği kadar büyük satışı sağlayamaz. Daha sonra devam eden maddi sıkıntıları yüzünden ara ara Hollywood'da senaryo yazarlığı yapar. 1932'de ise Light in August'u (Ağustos Işığı) yazar. Bu eserde, Lena Grave, Joe Christmas ve Peder Hightower'ın geçmişe saptantılı hikayeleri birçok anlatıcı kullanılarak anlatılır. 1936'da Absalom! Absalom!'u yazar. Faulkner eserlerinde genel olarak Güney kültürünün çöküşü ve bozuluşunu, ve aile sevgisi ve gururunun yok oluşunu ele alır. 1949 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandıktan sonra, 1955'de Pulitzer Ödülü'nü alan Faulkner, 1962'de bir kalp krizi sonucu ölmüştür.