Döşeğimde Ölürken

William Faulkner
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Pastoral Bir Ölümün Gölgesinde Kalan ‘Sıradanın’ Trajedisi
10/10
·222 syf.·
2022 14. kitabı
Kendi hayatımızla ilgili sıradan olaylar; farklı dimağlardaki realiteyi algılayış biçimi ve kişisel imgelemlerin benzersiz ritmiyle alışılmadık bir sanat eserine nasıl dönüşebilir? Aheste aheste giden bir at arabasında; etrafa saldığı nahoş kokulardan çürümeye başladığı anlaşılan; cılız bir bedenin peşi sıra yol alan bir süreğen dram.Tepesinde kallavi akbabaların dönüp durduğu,talihsiz bir kafilenin acıklı hikayesi.Bir ölümden yola çıkıp, çeşitli karakterlerin anlatımıyla tamamlanan hikaye; yazarın bilinç akışı tekniğindeki benzersiz retoriği ile renkleniyor, ve bu yorucu anlatım okuyuca edebi bir ziyafet sunuyor. Vefat eden annelerini (kendi vasiyeti üzerine) doğduğu topraklara defnetmek üzere yola çıkaran bir ailenin başından geçen talihsiz olaylar silsilesi, on beş farklı karakterin ağzından naklediliyor.Aynı manzaraya bakan köhne bir binanın farklı pencerelerindeki yansımayı andıran bu anlatım; Amerika’nın Güney eyaletlerindeki yoksul halkın kanıyla yoğrulmuş bir halita, ya da acının yeryüzündeki boğuk izi kadar eski bir ağıt.Bununla birlikte eserde kadın olmanın, birey olmanın, köy ve kent ikileminin, sevginin ve aile kavramlarının da kararlı bir şekilde altını kazıyor Sevgili Faulkner.Bu kadar sade bir üslupla böylesine cerbezeli bir anlatıma haiz olmak Nobel ödülüyle tasdiklenmiş bir yirminci yüzyıl laneti olsa gerek, okuyucunun üzerine yağan.Faulkner’ın cümleleri Zeus’un şimşekleri gibi apansız düşüyor korunaksız zihinlerimizin çatısına.Hepsi birer sessiz infilak!
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınları · 20231,646 okunma
Değişikti…
6/10
·242 syf.·
2024 12. kitabı
Açıkçası çok beğendim çok severek diyebileceğim bir kitap değildi. Değişik bir konusu değişik bir üslubu var yazarın. Ben bu yazarı ilk defa okuyorum açıkçası yazar hakkında da çok fazla bilgi sahibi değilim. Ama benim için en önemli nokta kitabı okuduğumda bana çok fazla şey kattığını hissedemedim. Ayrıca kitabın yazım şekli de diğer romanlara göre farklıydı. genel olarak romanlarda bir tane akış olur ve doğru boyunca ilerler hikaye. Fakat burada olan olaylar karakterlerin gözünden ayrı bölümler halinde anlatılıyor. Bu açıdan değişik bir tür olduğunu söyleyebilirim. İlaveten yazarın anlatımı ve olaylar yer yer kopuk geldi bana.Romanda çok fazla mekan ve zaman yok zaten. Baba ve üç oğlan,bir kız ve bir üvey erkek kardeşin kırsal,tarladaki yaşantıları ,bu sırada annelerinin ölümü sırasında neler yaptıkları ele alınıyor romanda, özellikle anne öldükten sonra olaylar iyice ilginçleşiyor .Ailecek annenin tabutunu elleri ile yaptıktan sonra,onu istediği yere gömmek üzere yola çıkıyorlar.Yollarının üzerinde bulunan bir köprü yıkılıyor ve bu -ırmak - bölgeden karşıya geçerken,tabut suya düşüyor. Burası epey ilginçti. Sonrasında o tabuta noldu tam anlayamadım mesela.Ardından büyük kardeş Cash bacağını kırıyor. Anneyi toprağa vermeye acele ettikleri için,Cash i doktora götürmeyi ertelediler mesela. Değişik açıkçası . Bana çok fazla hitap et onu söyleyemem. Döşeğimde Ölürken William Faulkner
1000 Kitap
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınları · 20231,646 okunma
Harikulâde
Puan vermedi·222 syf.··
2026 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 23:42
William Faulkner’ın okduğum ilk eseri Hatta kısa zamanda ikinci kez okudum. Kitapta her bölümde farklı bir karakter konuşuyor ve olaylara onun gözünden bakıyorsun. Ama şöyle bir şey var: herkesin dili, bakışı, düşüncesi farklı olduğu için bazen ciddi anlamda kafa karıştırıyor. Kısaca konu: Bir aile, ölmüş olan annelerinin son isteğini yerine getirmek için onu başka bir kasabaya gömmeye götürüyorlar. Bu yolculuğa çıkış ve yol boyunca yaşananlar ana temayı oluşturuyor. Bir noktada bu yol bildiğin çileye dönüşüyor. Hem fiziksel hem psikolojik olarak dağılıyor aile. Olumlu taraflarından başlayayım: Gerçekçilik çok iyi. Karakterler o kadar “insan” ki… bencillikleri, çaresizlikleri, tuhaflıkları harikulade bir şekilde aktarılmış. Özellikle bazı bölümler var, insanın içini sıkıyor ama bir yandan da “işte hayat bu” diyorsun. Anlatım tekniği de farklı, klasik roman gibi değil, o yüzden analtım açısından epey güçlü. Ama… gelelim zor kısmına :/ Kitap kolay değil. Akıcı, sürükleyici diyemem. Karakter sayısı fazla ve bakış açısı sürekli değiştiği için kopma ihtimali yüksek. Eğer hızlıca okuyup geçmelik bir şey arıyorsan pek uygun değil. Sonuç olarak: Eğer sabredip pkurum dersen ve farklı anlatım tekniklerini seviyorsan kesinlikle okunur. Ben bu açıdan kitaba bayıldım diyebilirim. Ama “rahat rahat okuyayım, kafa dağıtayım” kitabı değil, onu baştan söyleyeyim.
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınları · 20231,646 okunma
7/10
·222 syf.·
Beğendi
·
2022 53. kitabı
#OkudumBitti #DöşeğimdeÖlürken #WilliamFaulkner #İletişimYayınları Çeviri : Murat Belge / 242 sayfa Merhaba arkadaşlar, İletişim Klasiklerini seviyorum, her kitapta mutlaka kronoloji ve önsöz oluyor bu da kitap hakkında oldukça bilgi veriyor. Faulkner 20. yüzyılın en büyük romancıları arasında. Döşeğimde Ölürken, bilinç akışı tekniği ile yazılmış modernist bir roman, bir başyapıt. Kitap çok övülmüş, birçok yazar çizerden geçerli not almış. Öyle ki Zülfü Livaneli ve Yaşar Kemal 'inde tavsiye ettiği yazar. Murat Belge önsözü ve çevirisiyle. Bu kitap ve Ağustos Işığı çok tavsiye edilen kitaplardan. Benim düşünceme gelince öyle aman aman, bayılarak okumadım. Kitap onbeş farklı kişinin anlatımıyla elli dokuz bölümden oluşur. Anlatıcı çok, olay karman çorman. Bir ara kendimi "off" çekerken buldum. Başından sonuna bir annenin vasiyetini yerine getirmek için seferber olan çocukları ve kocasının çabaları. Koca çabalamıyor, çocuklarını çalıştırıyor hep. Addie beş çocuklu bir anne, dört oğlu bir kızı var. Oğul Jevel evlilik dışı bir çocuk, ondan mıdır bilinmez Jevel 'i ayrı seviyor, koruyor kolluyor. Kocası Anse tembel ve uyuşuk bir adam. Karısı ve çocukları çalışır. Addie hastalanır, "ölürsem beni doğduğum topraklara gömün" diye vasiyet eder. Elli mil ötedeki topraklara gömülmek üzere yolculuk hazırlıkları başlar. Oğul Cash iyi bir marangozdur, anneye tabut yapar. Tabuta gelinlikle yatırılır anne, üzeri kapatılır. Çok eziyetli ve uzun bir yolculuğa çıkılır. Hava çok yağmurlu ve fırtınalıdır, katırlar arabayı zor çekmekte, köprünün biri yıkılmıştır, katırlar yağmurun şiddetinden selde kaybolur. Ailede öfke, hüzün, endişe birbirine karışır. Bir ara hava çok ısınır, ceset kokmaya başlar. Bundren Ailesi, Anse, Cash, Darl, Jewel, Dewey Dell (kızları), Vardaman ;annelerinin
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınları · 20231,646 okunma
7/10
·222 syf.··
2024 11. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2024 10:11
Döşeğimde Ölürken,kitap insanları arkadaş gurubumuzla bu ay okuduğumuz üzerine sohbetini ettiğimiz William Faulkner kitabı.Yazardan daha önce Ses ve Öfke'yi okumustum.Çok zorlu bir metin olmasına rağmen enlerim arasına girmiş muazzam bir kitap olarak zihnime kazınmıştı. Döşeğimde Ölürken adlı eser için aynı şeyleri söyleyemiyeceğim.Kitap beni fazla tatmin etmedi,duygusal bir bağ da kuramadım lakin kitabın yazılış tekniği açısından önemli olduğunu belki sırf bu sebeple bile okunması gerektiğini düşünüyorum. Kırk yedi günde tamamlanmış bu eser,bilinç akışı tekniği ile yazılmış.Ölmekte olan anne Addie, ailesinden onu kırk mil uzaklıktaki kendi topraklarındaki bir mezarlığa gömülmesini vasiyet etmesi üzerine ,çocukları ve eşi harekete geçer.Özellikle büyük oğlan Cash'ın tabut yapması ölüme yapılan en büyük hazırlıklardan biridir. Kitapta on beş farklı anlatıcı,elli dokuz bölüm vardır.Aile bireyleri dışında doktor,komşu gibi kişilerinde bu ailenin o anki durumlarına dair düşüncelerini öğreniriz.Yaş sırasına göre Cash,Darl,Jewel,Dewey Dell ve Vardaman adlı çocukların annelerinin ölümü ile ilgili iç seslerini okurken bir yandan onlara ait bilgiler ediniriz.Metin oldukça karmaşık bir hale gelebiliyor bazen,önsözün burada çok faydası olduğunu söyleyebilirim.Kafa karışıklığını biraz olsun dindirebiliyor. Yazardan yakın zamanda yeni bir okuma yapar mıyım bilemiyorum ama varsa tavsiyeleriniz alabilirim.Kitapla ve sevgiyle kalınız.
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınları · 20231,646 okunma
William Cuthbert Faulkner - Döşeğimde Ölürken
6/10
·222 syf.·
2023 1. kitabı
Kitabımıza geçmeden önce belirtmem gerekir ki William Cuthbert Faulkner Nobel Edebiyat Ödülü almış bir yazardır. Faulkner'ın yazım tekniğinden de kısaca bir bahsedip kitabımıza geçmek istiyorum. Faulkner yazım tekniği olarak bilinç akışı ve çoğul anlatım tekniği kullanmaktadır. Kitabımıza geçecek olursak: Döşeğimde Ölürken, 15 farklı kişinin gözünden anlatılan ve 59 bölümden oluşan bir romandır. Her bölüm farklı anlatıcının anlatımıyla isimlendirilir. Kitabımız ve yazarımız hakkında bilgi edindiğimize göre biraz da kendi düşüncelerimi aktarmak istiyorum: Faulkner, romanın öyküsünü fazla karmaşık bir yapıda sunmamıştır okuyucusuna. Okumak isteyenlere öncelikle belirtmem gerekir ki bir polisiye romanında karşınıza çıkan olay örgüsü gibi olaylar beklemeyin. Çünkü bu kitabın temel yapısı olay üzerinden değil, anlatım tekniği üzerinden değerlendirilmelidir. (!) Bir vasiyet üzerine gelişen olayları anlatan kitabımız beni çok mutlu etti diyemem. Daha güzel yazılabilirdi diyerek haddimi aşmak istemiyorum lakin Faulkner'dan okuduğum ilk kitap olmasına rağmen daha iyi bir eserle karşılaşacağımı umut etmiştim. Kendimi kitabın içerisinde fazla hissedemememin bir sebebi olarak şunu eklemek isterim; her anlatıcı anlatım yaparken aynı şekilde anlatmaktadır. Şöyle bir örnek vermem gerekirse Cash adlı karakter de, Jewel adlı karakter de, hatta diğer karakterler de aynı şekilde anlatım yapmaktadır. Ben olsaydım diyerek haddimi aşmadan şöyle bir şey olsa güzel olurdu diyebilirim: Cash karakteri basit bir şekilde anlatım yaparken başka bir karakter daha karmaşık anlatsa, yani her karakterin kendine özgü bir anlatım tarzı olsa daha güzel olurdu diye düşünüyorum. Kitabı okumak isteyenlerin herhangi bir tavsiyen var mı gibisinden soru sorabileceğini düşünerek şunları söylemek isterim:
İnceleme
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınları · 20231,646 okunma
7/10
·222 syf.··
2025 86. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2025 22:50
Bilinç akışı tekniği ile yazılmış bir kitaptı.Hem okurken zorlandım hem de kişileri,düşünceleri,olayları birbirine bağlamak yordu beni.Kurgu okumaları Kasım kitabımız olduğu için kendimi bitirmeye odakladım ve üzerinde toplulukla konuştuğumuzda bana çok daha fazla şeyler ifade edeceğini düşünüyorum.Her kitap su gibi akmaz bazende farklı tarzlar okuma listene katman gerekir bu da öyle bir klasiklerdendi.
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınları · 20231,646 okunma
Jefferson’a Trajik Yolculuk: Bir Annenin Vasiyeti
Puan vermedi·242 syf.··
2023 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2023 18:39
Kitabı İletişim Yayınları’ndan okudum. Çevirmeni Murat Belge güzel bir iş başarmış ve kitabın ön sözü de övgüye değer. Kitap on beş farklı anlatıcı tarafından bilinç akışı tekniğiyle yazılmış bir roman. Zaman doğrusal ilerlemekte ki bu durum okur açısından avantajlı, anlamamızı çok daha kolaylaştıran bir yanı var. On beş farklı anlatıcı olup da nasıl bu kadar akıcı ilerleyebilir kitap, diye düşünürken Faulkner’ı bir deha olarak ilan etmemek elde değil. Faulkner’in okuduğum ilk kitabıydı ve son olmayacağı da kesin. Kitapta en çok anne olan Addie’nin anlatıcı olduğu bölümden etkilendim. Faulkner şiirselliğini en çok bu din çatışması yaşayan kadının ağzından konuşturmuş. Yaşamaktan duyduğu dehşeti her seferinde vurgulayan bu kadın kelimelerin bir şeye yaramadığı düşüncesinde gitgide aklını kaybedecek bir duruma gelmiştir. Kelimeleri boşluğu dolduracak biçimler olarak değerlendirmektedir. Bana bu yaklaşım Anna Karenina’daki Levin karakterinin Tanrı’yı sorgularkenki halini anımsattı. Levin de inancın kelimelerle ifadesine değil içten gelen bir maneviyat olduğuna inanıyordu. Addie’nin de öyle düşündüğünü şu alıntıdan çıkarabiliriz: “Günahı kelimeler olarak görenlerin gözünde kurtuluş da kelimelerdir yalnızca.” Kitap Addie’nin 40 mil uzaklıktaki Jefferson Mezarlığına gömülmek vasiyeti üzerinedir. Bundren ailesi sellerle boğuşacakları uzun bir yolculuğa çıkar. Bundren ailesinden kimsenin Addie’yi yaşarken gerçek anlamda anladığını sanmıyorum. Addie’nin hep anlaşılmak istediğini düşündüm ben kitabı okurken. Ama köy insanın derdi bambaşka oluyor. İnsanların duygularla ve düşüncelerle uğraşacak takati yok, çalışmak ve para kazanmak zorundalar. Ama en azından vasiyetini yerine getirmek için çeşitli zorluklarla uğraşıyorlar. Bunu bilmek belki de Addie için güzel olabilirdi ancak
Hayat ve İnsan
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınları · 20231,646 okunma
6/10
·222 syf.··
2026 4. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 11:49
Bilinç Akışı yöntemiyle yazılmış hikayeler okumuştum-erskine caldwell'in kısa hikayelerinden "seni izliyoruz agnes"- fakat bir roman olarak okumak daha farklı bir deneyimdi açıkçası çokta tatmin etmedi buna sebep olarak yazarın şiirsel üslubunu söyleyebilirim. Hem bilinç akışı hem şiirsel üslup bazı yerleri kaçırmama sebep oldu bu da açıkçası beklentimin çok daha altında kalmasına neden oldu zira faulkner ismi melville ve mccarthy'nin ismiyle beraber anıldığı için bu yazarların kitaplarına benzer bir kalibrede kitap olacağını düşünmüştüm fakat maalesef çokta öyle olmadı. Neyse boşluk kalan yerleri james franco'nun yönetmenliğini yaptığı aynı filmle kapatmak istiyorum sanıyorum ki yönetmen hiçbir şeyi değiştirmeden verecektir çünkü kitaptan uyarlama olan diğer filmlerinde- ki bunlarda modern abd edebiyatından eserlerin uyarlamasıydı- metne çok bağlı kalmıştı umarım bu da öyle olur ek olarak anse bundren karakterine erskine caldwell'in herhangi bir kitabında karşılaşabilirsiniz o da güneyi anlatıyor demek ki amerikan güneyli tiplemesi tam olarak bahsedildiği gibi.
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınları · 20231,646 okunma
9/10
·244 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 00:44
Her şeyden önce sıra dışı bir metin ve postmodern bir roman. 49 bölümden oluşması kolay okunmasını sağlıyor. 15 farklı anlatıcının yer alması da oldukça orijinal. Bu bölümlerin çoğu kolay okunan, şiirselligi yüksek kısımlar. Ancak bazı kısımlar ise bir parça zorluyor. Bilinç akışının yoğun olduğu kısımlar özellikle. Yer yer trajik, hüzünlü, karamsar ve kasvetli. Ama bazen de absürt ve trajikomik. Bazı cümleler kurşundan bir yük gibi ağır, havalı. Atmosferi, şiirsel dili bazı betimlemeleri hoş. Genel olarak beğendim. Tüm bu saydığım etkenler kolay okunur kıldı kitabı benim için. Son dönemde okuduğum Çanlar Kimin icin Çalıyor'a rakip olamaz ancak orijinalliğiyle bu kitap da benim için iyi kitaplardan biri oluyor.
Döşeğimde ÖlürkenWilliam Faulkner · İletişim Yayınları · 20231,646 okunma

Yazar Hakkında

William FaulknerYazar · 31 kitap
Amerikan Modernist yazarların babası sayılan Faulkner, rakip gördüğü Ernest Hemingway'den farklı olarak, uzun ve karmaşık anlatımları benimsemiştir. Uyguladığı teknikler arasında bilinç akışı tekniği ve çoğul anlatı (multiple narration) teknikleri bulunur. 1930'larda Avrupa'daki deneysel geleneği izleyen ilk Amerikan yazarıdır. 25 Eylül 1897'de Mississippi'de doğan Faulkner, buradaki Güney geleneğinden oldukça etkilendiği bir çocukluk geçirdi. Daha sonra hayatının büyük bir bölümünü geçirdiği Oxford'daki Lafayette kasabasına taşındılar. Eserlerinde bahsettiği "Jefferson" Oxford'u, "Yoknapatawpha kasabası" ise Lafayette'i temsil eder. Büyük-büyük babası William Clark Falkner Konfederasyon ordusunda görev yapmış, tren yolu yaptırmış ve adını Tippah kasabası yakınındaki Falkner şehrine verdirmiş Mississippi'nin önemli karakterlerinden biridir. Aile soyadları Falkner olmasına rağmen, büyük ihtimalle görevli memurun hatası sonucu Faulkner olmuştur. Liseyi terkettikten sonra bir işte tutunamayıp "wastrel" (defolu mal) olarak anılmaya başlanmıştır. 1918'de, iki ailenin Faulkner'ın ev geçindiremeyeceğine karar verip ayırdıkları nişanlısı Estella Oldham'ın zengin ve yaşlıca olan Cornell Franklin'le evlenip Çin'e yerleşmesiyle büyük bir üzüntü yaşamış ve Yale öğrencisi olan Oxford'dan arkadaşı Phil Stone'un yanına, New Haven'a gitmiştir. Burada katiplik yapmış, Phil Stone'un onun için hazırladığı okuma programıyla klasikleri ve çağdaş yazarları okumuş, bu sayede Melville, Cervantes, Dostoyevski ve Conrad'ın eserlerine büyük hayranlığı oluşmuştur. Daha sonra Toronto'da yardımcı pilotluk yapıp Oxford'a geri dönen yazar bu sefer Mississippi Üniversitesi'ne girmiş, burada "Marionettes" adlı bir grup kurup aynı adı taşıyan bir oyun yazmaya çalışmış fakat başaramamış ve 1921'de okulu bırakıp New York'a gitmiştir. Burada bir kitapçıda çalışmış ve Sheerwood Anderson'ın ileride eşi olacak olan Elizabeth Prall'la tanışıp arkadaşlık kurmuştur. Aynı yılın Aralık ayında Oxford'a geri dönmüş ve bu sefer de üniversitede postane müdürü olarak çalışmaya başlamıştır. 1924'de The Marble Faun(Mermer Tanrıça) adlı şiir kitabını basmıştır. 1925'de New Orleans'a gidip arkadaşı olan Elizabeth Prall sayesinde Sherwood Anderson'ın "çırağı" olmuş ve onun yönlendirmeleriyle Birinci Dünya Savaşı sonunda entellektüellerde ve toplumda görülen sıkıntı ve büyük üzüntüyü benimseyip, yine Anderson'ın yönlendirmesiyle 1926'da Soldier's Pay'i yazmıştır. 1929'a dek olan yazılarında şeytani özellikler taşıyan karanlık kötü kadın karakterler görülürken, 1928'de Estella'nın boşanıp dönmesi ve William Faulkner'ın onunla evlenmesiyle bu kadın modeli değişmiştir. 1929'da Sartoris'i yazmıştır. Bu eserinin önemli özelliği, Faulkner'ın ünlü Yoknapatawpha kasabası sembolünü ilk kullandığı kitabı olmasıdır. Aynı yıl ünlü eseri The Sound and the Fury'yi (Ses ve Öfke) yazmış ve büyük bir başarı kazanmıştır. 1930'da ise As I Lay Dying'de (Döşeğimde Ölürken) 40 mil ötedeki Jefferson'a gömülmek istediğini söyleyen Addie Bundren'in cenazesinin ailesi tarafında buraya götürülmesi anlatılır. Paraya sıkıştığı bir dönemde, sırf satış yapması için 1931'de yayımlanan Sanctuary'yi (Kutsal Sığınak) yazar fakat beklediği kadar büyük satışı sağlayamaz. Daha sonra devam eden maddi sıkıntıları yüzünden ara ara Hollywood'da senaryo yazarlığı yapar. 1932'de ise Light in August'u (Ağustos Işığı) yazar. Bu eserde, Lena Grave, Joe Christmas ve Peder Hightower'ın geçmişe saptantılı hikayeleri birçok anlatıcı kullanılarak anlatılır. 1936'da Absalom! Absalom!'u yazar. Faulkner eserlerinde genel olarak Güney kültürünün çöküşü ve bozuluşunu, ve aile sevgisi ve gururunun yok oluşunu ele alır. 1949 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandıktan sonra, 1955'de Pulitzer Ödülü'nü alan Faulkner, 1962'de bir kalp krizi sonucu ölmüştür.