Sanki her yeni sözcük beynimizin o engin tarlasında halihazırda çiçek açmış bir ağaç olmak zorundaymışçasına birinin bize söylediği her şeyi hemencecik anlamanız önemli değil. Karıklar kazıldığı ve tohumlar ekildiği sürece çiçekler açmaları gerektiği zaman açacaklardır.
Eser benim için oldukça sürükleyici bir okumaydı. Olayların gizemli ilerlemesi kitabı bırakmadan okumama neden oldu. Özellikle karakterlerin geçmişleriyle yüzleşme şekli ve yaşadıkları duygusal karmaşa çok etkileyiciydi.
Kitap boyunca herkesten bir şey saklanıyormuş hissi vardı ve bu merak duygusu son sayfaya kadar devam etti. Ayşe Kulin’in sade anlatımı sayesinde olaylar karmaşık olmasına rağmen okuması hiç zor değildi. Karakterlerin yaşadığı acılar ve hayatta kalma mücadeleleri de hikâyeyi daha gerçekçi hale getirmişti.
Ben en çok kitabın psikolojik tarafını sevdim. Çünkü sadece olayları değil, insanların iç dünyalarını da okuyorsunuz. Bazı bölümlerde tempo biraz yavaşlasa da finalde taşların yerine oturması kitabı benim gözümde daha etkileyici yaptı.
Genel olarak hem duygusal hem de gizem yönü güçlü bir romandı. Özellikle sürükleyici ve merak unsuru yüksek kitapları sevenlerin seveceğini düşünüyorum.
Çünkü maskelerin ardında saklıyız her birimiz. Hepimizin içinden bir başkası çıkıyor ve her yeni yüzümüzle, tıpkı Matruşkalar gibi, biraz daha küçülüyoruz.