Lise son sınıfta bir arkadaşımdan rica ederek almıştım kitabı. Bir kaç saat içinde orada bitirdim. Canım çok yanmıştı, 2017'den beri yıllar olmuş hala hatırlıyorum okurken çektiğim acıyı... O kadar güzel ve bir o kadar da acıklı bir eser. O zamana kadar Bosna Hersek ve Sırplar hakkında pek bilgim yoktu, kitabı okuduktan sonra detaylı bir araştırma yaptım. Günlerce kitabında, gerçekte yaşananlarında etkisinden çıkamadım. Hala unutamadım incir ağacının dallarındaki çocukları, incir kuşlarını... Beni en çok yaralayan kitaplardan biri. Şaka gibi dediğimiz bir insanlık suçunun konu edinildiği, değerli bir eser. Herkesin okumasını tavsiye ederim.
Zarlar, çocukluktan beri kabadayı olarak yetiştirilen, ölmeyi öldürmeyi çok kolay bulan ve hatta kendisini ölümsüz sanan Ziyanın hazin sonunu anlatıyor. Kitap çok sürükleyici Ziyanın genç yaşta birini öldürmesi, kendince abisinin intikamını alması ile başlıyor herşey. Sinop cezaevinde yaşadıkları, oradaki mahkumların çaresizlikleri... Sinop cezaevini ziyaret etmiş ve hikayesini bilen biri olarak bana çok ağır geldi.
Ziyanın Noraya olan aşkı en etkilendiğim kısım oldu. Belki Nora gitmeseydi, Ziya İstanbula geri dönmeseydi güzel bir aşk yaşayabilirlerdi. Bence Ziya baktığı her yerde Norayı aradı... Ne yazık ki kitabın sonunda oyuna geldim bu sefer hileli zarlar geldi dedi ve sonunun geldiğini anladı. 22 yaşında celladının elindeyken bile korkmadan hayata veda etti...