Vedalara alışınca;
Artık hiçbir şey seni şaşırtmaz.
İnsanların gitme ihtimalinden korkmazsın.
Vedalara alışınca,
Yalnızlığa da alışırsın.
Üzgün ya da kalbin kırılıyor olsada bunun hayatını ele geçirmesine izin vermezsin,
Sevilmeye değer bir insan olduğunu bilir ve asla kendinden şüphe etmezsin.
Vedalara alışınca;
İstikrarsızlıklara, tutarsızlığa ve belirsizliklere de alışırsın.
Hayatın hiç düz bir çizgi gibi olmadığı,
Zigzagların, dönüşlerin, yol ayırımlarının olduğunu artık bilirsin.
Yeniden keşfetmeyi, yeniden başlamayı öğrenirsin.
Vedalara alışınca;
Gitmeye de alışırsın.
Kötü davranıldığında uzaklaşmaya alışırsın.
İşler artık senin için sağlıklı olmadığında nasıl ayrılacağını bilir,
Dünyanın sonu gelmiş gibi hissetmezsin.
Ne diyordu mevlana;
"Ey gönül. Ateş için rüzgâr ne ise, aşk için de ayrılık öyledir; küçük olanı söndürür, büyük olanı ise daha da güçlendirir ve iyi bil ki, ey gönül. Aşk; ateşten bir denizi, mumdan kayıkla geçmektir, yanıp kül olmadan asla geçemezsin."