Okur

Okur
@Okur_259
Sadece kendime notlar bırakıyorum
Hazreti Amine asrının şiir ve feshatle bilinen ediplerindendi .
Sayfa 13
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tevbe suresi 128. Ayeti kerimesinde cenabı hak şöyle buyurmuştur:-mealen- Kasem olsun , size kendi cinsinizden bir peygamber geldi ki , sizin sıkıntıya uğramanız onun üzerine pek ağır gelir, üzerinize çok düşkündür . Mü’minler hakkında pek şefkatli ve pek merhametlidir
Sayfa 10
Beyaz Diş Beyaz Diş’i okurken 65. sayfada karşıma çıkan şu cümle, bugünün dünyası ve insan ilişkileri üzerine beni derin derin düşündürdü: “Gücünün ya da zayıflığının derecesini biliyor, ona göre davranıyordu. Ne zaman atak, ne zaman çekingen davranması gerektiğini kısa zamanda öğrendi.” Bu küçücük cümle aslında kadim bir erdem olan "haddini bilmek" kavramının en yalın hali. Doğada haddini bilmek bir hayatta kalma disiplinidir; Beyaz Diş ne zaman geri çekileceğini, ne zaman ilerleyeceğini yaşayarak öğreniyor. Oysa insanlar bazen içsel bir derinlik kazanmadan, sadece sesimizi yükselterek var olmaya çalışıyor. Kendini yetiştirmeden en yüksek sesi çıkarmaya çalışmak, aslında insanın içindeki o tatmin olmamış boşluğun bir yansıması gibi... İşin en düşündürücü yanı ise modern insanın içine düştüğü o "imaj hapishanesi". Bugün çoğumuz toplumun onayını kazanmak, dış görünüşümüzü kusursuz göstermek için muazzam bir enerji harcıyoruz. Ama aynı emeği o görünümün altını doldurmak, ruhumuzu beslemek için vermeyi ihmal edebiliyoruz. Oysa kendiniz olmaktan çekinmeyin; kendinizi her şeyinizle sevin. Var olan özellikleriniz toplumun o kalıplaşmış güzellik algısına uymuyor diye onları saklamaya çalışmayın. Onlar sizi siz yapan, sizi diğerlerinden ayıran en kıymetli hazinelerinizdir. Gerçek özgüven, başkalarının onayından beslenen duygular değildir boş bir balon değildir. Gerçek özgüven insanın kendi özünü kabul etmesinden ve Beyaz Diş’in yaptığı gibi o öz’ün en iyi versiyonunu yakalamaya çalışmasından gelir. En büyük eksiğimiz belki de her şeye layık olduğumuzu düşünüp, o yolun gerektirdiği sabrı ve çabayı göstermemek. Beyaz Diş’in önünde bir hedef olduğunda tüm sınırlarını zorlayarak harekete geçmesi bize şunu anlatıyor: Zihnimizde devasa saraylar kurmak yerine, o saraya giden yoldaki
duygularını efendisi’nin her hareketini izleyen bakışlarıyla belirtirdi (alıntı bana şunları hissettirdi birini anlamanın en iyi yolu anlamak istemekdir onu görmek gerçek anlamda, ve onu dinlemektir. Bunları yaptıktan sonra anlaşılan insan için ekstra sevgi gösterilerine gerek yoktur bir bakış bile yeterlidir)
Sevgi onun ruhunun derinliklerine inen bir ışık gibiydi... Efendinin sevgi ışığında Beyaz Diş’in karakteri güneş altında açan bir çiçek gibi gelişiyordu.
Sayfa 161