Değiş tokuş, anında nakit ödeme ile yapılan bir işlem değilse, borç yaratır. Borç uzadıkça uzar. Bütün insan ilişkilerini değiş tokuş olarak tahayyül ederseniz, insanlar birbirleriyle ilişkiye devam ettikçe, bu ilişkiler borç ve günahla örülür. Tek çıkar yol borcu ortadan kaldırmaktır, o zaman sosyal ilişkilerde yok olur. Bu, nihai amacı boşluğa ulaşma, mutlak özgürleşme, bütün insani ve maddi bağlantıları koparma olan budizmle oldukça uyumludur, çünkü bütün bunlar sonunda acıya sebep olur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aslında modern hayat, bir ezen-ezilenler ya da efendi-köle ilişkilerinin bir toplamıdır. Önce sistem devlet tarafından eziliyor, modern bir köle durumuna düşürülüyor. Okulda, fabrikada, iş yerinde patronun, otoritenin, gücün karşısında köle oluyoruz, sonra askerde komutanın karşısında bu durum devam ediyor. Kısacık zavallı hayatlarımız ise, köleliğimizin, ezilmişlerimizin bir manzumesi olmaktan ileri gidemiyor. Tek kaçış noktamız ise kendi gerçekliğimizi görmemekten ibaret. Her yanımız görünmez duvarlar ve görünmez zincirlerle kuşatılmış durumda. Duvarımız biraz geniş, zincirimiz biraz uzun olduğunda mutlu oluyoruz ama sanki özgürmüşüz ve bütün bu ilişkilerden bağımsızmışız gibi kendimizi kandırıyoruz, pişmanlıklarla dolu hayatımızın sonuna dek. En kötüsü ise, her çeşit otoritenin, iktidarın gönüllü kölesi olmak. Hayatta daha değersiz ve beş para etmez hiçbir şey yoktur.
Dostoyevski