1940’ların işgal altındaki Fransa’sında,
savaş yalnızca cephede yaşanmaz.
Mutfaklarda, sessizlikte, bekleyişte ve korkuda da sürer.
Bülbül, tarihin kenarında kalmış iki kadının hikâyesini anlatır.
Silahsız ama cesur,
yüksek sesle değil, kalpleriyle direnen kadınların…
Isabelle’in gözü kara cesaretiyle,
Vianne’in hayatta kalmak için verdiği sessiz mücadele,
bize şunu fısıldar:
Kahramanlık her zaman bayrak taşımak değildir;
bazen bir çocuğu saklamak,
bazen susarak dayanabilmektir.
Kristin Hannah bu romanda savaşın tarihini değil,
savaşın insan ruhunda açtığı yarayı anlatır.
Ve özellikle kadınların,
kimse bakmazken nasıl ayakta kaldığını…
Ağlamanıza engel olamayacaksınız