Bazı kitaplar vardır, okursun… biter.
Bazıları vardır, seni bırakmaz.
Aşkın Teorisi tam olarak ikinci tür.
İlk sayfalarda “bir aşk hikayesi” okuyorum sanıyorsun. Ama sayfalar ilerledikçe fark ediyorsun ki bu kitap aslında senin düşündüğün, sustuğun, bastırdığın ne varsa onları açığa çıkarıyor. Aşkı sadece bir duygu olarak değil; bir sistem, bir zayıflık, bazen de bir yanılsama gibi ele alıyor.
En çarpıcı tarafı şu:
Kendini bir anda “ben olsam ne yapardım?” diye sorgularken buluyorsun.
Ve bu soru, kitap bittikten sonra bile peşini bırakmıyor.
Dili ağır değil ama etkisi ağır.
Okurken değil, bitirdikten sonra çarpıyor.
Eğer klasik aşk hikayalarından sıkıldıysan ve biraz daha derine inmek istiyorsan, bu kitap sana sadece bir hikaye değil, bir bakış açısı verecek.
Bazı kitaplar okunur.
Bazıları yaşanır.
Bu kitap… ikincisi.