Kaderini kendi yazmaya alışmış ve hatta başka insanların kaderi olmuşken; kaderin onu alt etmesine tahammül edemiyordu. Her daim inandığı; kader denilen şeyin kendi yalanlarıyla yazılan bir kitap olduğuydu. Ama şimdi kendini, kaderin gerçeklerle yazdığı bir kitap gibi hissediyordu. Gerçeklerle kaleme alınmış bir kitabın içindeki kocaman bir yalandı. Tıpkı bir kitabın kayıp bir bölümü gibi...