Lanetli Ekmek ~ Sofıa Mackintosh
Ahhh! Sonunda bitti şükürler olsun
Kitabı okurken bu kadar sıkılacağımı hiç düşünmemiştim. Konusu çok ilgimi çekmişti. Üstelik yaşanmış bir olay olması beni daha da kendine çekmişti ama okurken inanılmaz sıkıldım.
Konuya gelirsek;
"1951 yazinda, Fransa'nın küçük Pont-Saint-Esprit kasabasında kitlesel bir zehirlenme vakasi yaşandı. Bu felakete ilişkin pek çok teori ortaya atıldı. Hiçbiri kanıtlanamadı." Kitabın sonunda not olarak düşürülmüş.
Kitapta, kasabadaki fırıncının karısı Elodie, kasabaya gelen ve kendisini elçi olarak tanıtan bir adam ve karısı Violet ile tanışır. Tanışmanın ardından bu ilişki Elodie için bir tutkuya dönüşür. Sürekli elçinin karısını düşünen, onunla arkadaş olan Elodie, kendi dünyasında hayallere kapılır. Hem elçi hem de karısıyla ilgili müstehcen istekleri olan Elodie, birgün kocasının cebinde bir şişe bulur ve kocasına bunun ne olduğunu sorar. Şişenin katkı maddesi olduğunu ve ekmekleri daha lezzetli yapacağını anlatan fırıncı, denemekte kararsız olduğunu, şişeyi de elçinin verdiğini karısına anlatır. Karısı da onu yüreklendirmek için "Daha lezzetli ekmekler olacaksa neden yapmıyorsun" der. Bu arada kitapta Elodie'den, Violet'e mektup tarzında metinleri var ve bu metinlerde kendi duygularını, yaşamak istediklerini, kendisini Violet'in yerine nasıl koyduğunu anlatıyor.
Elodie bunları yaşarken kasaba halkı elçi ve karısının ilişkisini, hayatlarını çok merak ediyorlar. Elçi ve karısı kasabaya gelmeden önce her şey normalken, elçi ve karısından sonra her şey değişiyor. Bu arada elçi karısına asla ekmek yememesini yoksa öleceğini söylediği bir zamanda Elodie buna kulak misafiri oluyor. O günden sonra Violet'e ekmek yedirmeye çalışıyor ama Violet hiçbir zaman yemiyor.
Kitabın tüm hikayesi aslında son 20 sayfada