Ama insanoğlu aptal olmasa bile dehşetli nankördür. Nankörün nankörüdür. Hatta bana göre en uygunu, insanı iki ayaklı nankör bir mahlûktur diye tarif etmektir.
Bazen en imkansız, en çılgınca görünen fikirler bile kafanıza öyle bir kazanır ki, bir müddet sonra onun mümkün olduğuna inanmaya başlarsınız. Üstelik bu fikre karşı güçlü bir istek de duyarsınız, en sonunda onu bir ölüm kalım meselesi, bir Yazgı, olmaması imkansız bir durum olarak görmeniz bile muhtemel. Belki bunu tetikleyen başka şeyler de vardır. Bir önsezi duyarlı, belki büyük bir gayret, Bir nevi hayal gücü zehirlenmesi ya da her neyse...
Bazen deli olduğumu ve bir tımarhanenin tam ortasına düştüğümü düşünüyorum. Belki de hala oradayımdır, her şey sadece gelip geçici bir rüyadır belki de.
İnsan soyu zayıf, kırılgan, ölümlü, her türlü hastalığa, kazaya, acıya açık ama kendini avutarak yaşıyor, bunları unutuyor. işte anahtar kelime bu; hayatın özü, büyük sırrı; olmazsa olmazı: unutmak. eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, yaşamda olmazdı. insan, unutmadan hayatını sürdüremez."