Seni anlıyorum demek yetmiyor bazen,
çünkü bazı karanlıklar kelimelerle anlatılmıyor.
Gündüzün ortasında bile içini üşüten o sessizliği biliyorum.
Herkes “geçecek” derken,
senin geçmekten çok derinleştiğini hissettiğin anları…
Güçlü görünmek zorunda kaldığın için
yorgunluğunu sakladığın günleri.
Sana yaklaşmak istiyorum,
ama hızla değil;
ürkek bir kalbin anlayacağı kadar yavaş.
Çünkü sen kırıldığında,
ses çıkarmadan dağılan insanlardansın
ve ben bir daha dağılan bir şeye sebep olmaktan korkuyorum.
Yaralarına iyi gelmek istiyorum,
onları kapatmak gibi bir iddiam yok.
Bazı yaralar kapanmaz,
sadece yanında biri varken daha az sızlar.
Ben o “yanında duran” kişi olabilir miyim bilmiyorum,
çünkü ben de geçmişimde
iyileşemediğim yerleri saklıyorum.
Korkuyorum, evet.
Tekrar kırılmaktan,
yeniden inanmaktan,
bir kez daha “bu kez farklı” deyip
içimdeki umudu harcamaktan korkuyorum.
Kalbim hâlâ eski acıların izini taşıyor
ve bazı geceler