Belki de yolun sonudur sevmek

Belki de yolun sonudur sevmek
@Olrcc
Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle?
38 okur puanı
Mart 2024 tarihinde katıldı
nefes daralırken omuzlarımda biriken ağırlık yorgunluk değil bu adı konmamış bir bekleyiş zaman sessiz çünkü sorular cevap olmaktan vazgeçmiş kalbim susmuş diyorum ama aslında çok konuştu da kimse dinlemedi içimde uzun bir yol var ayak izleri silinmiş ne başlangıcı hatırlıyorum ne de varışı sadece yürümüşüm durmuşum beklemişim her durakta kendimden biraz daha eksilmişim anlaşılmayacağını bilerek yazıyorum bunu çünkü bazı hisler dile gelince küçülür yürek dediğin şey kalabalık sevmez derin olsun ister karanlık olsun ister tek başına sessizlik bazen huzur değil bazen en yüksek çığlıktır duyan olmaz çünkü ses içeride yankılanır duvarlar da insan gibi sağırdır ben burada duruyorum yorulmuş ama gitmemiş kırılmış ama dağılmamış kalbi susmuş sanılan ama hâlâ atan biri olarak
Reklam
Adam sustu...
Adam sustu çünkü bazı kelimeler söylendiğinde insanın içi yanmaz kül olur o konuşmadı susmayı seçti belki anlarsın diye belki gözlerinden okursun diye ama kadın sustuğunda adam daha da kayboldu çünkü suskunluk bazen duvar olur adam o duvara çarpa çarpa parçalandı sevmek ağır bir yük oldu göğsünde nefesi yarım kaldı kalbi her atışta biraz daha yoruldu adam çok sevmişti öyle herkesin sevdiği gibi değil kendinden vazgeçecek kadar gecelerini ona bağışlayacak kadar gülüşünü ezberleyecek kadar ama sevmenin dili öğretilmemişti ona anlatamadı anlaşılmadı bir insan anlaşılmadığında yalnız kalmaz içinden sökülür hayattan kopar adamın dünyası sessizce karardı sokaklar boşaldı ışıklar sönükleşti
Kadın; sadece sevilen değil, taşıyandır.
İnsanlar ne çabuk unutuyor… Unutuyorlar çünkü bakıyorlar ama görmüyorlar, duyuyorlar ama hissetmiyorlar. Bir kadının sessizliğinde kaç tane fırtına saklı olduğunu bilmiyorlar. Bir annenin yorgunluğunda, kaç tane vazgeçiş, kaç tane dua olduğunu fark etmiyorlar. Herkes konuşuyor ama kimse diz çökmeyi bilmiyor artık. Oysa söylenmişti bir zamanlar; cennet, bir kadının ayaklarının altına serilmişti. Bu bir mecaz değildi, bu bir uyarıydı aslında. “İncitme” diyordu, “hor görme”, “küçük görme” diyordu. Ama insanlar kibirle yürümeyi seçti, şefkatle eğilmeyi değil. Kadın; sadece sevilen değil, taşıyandır. Hayatı taşır, acıyı taşır, suskunluğu taşır. Herkes sırtını döndüğünde bile ayakta kalmayı becerir. Ve yine de en çok yargılanan, en çok kırılan, en az anlaşılan olur. Bir kadın ağladığında dünya eksilmez sanıyorlar. Oysa bir kadın kırıldığında, insanlık biraz daha yoksullaşır. Bir annenin kalbi sustuğunda, dualar yetim kalır. Cenneti arayanlar göğe bakıyor, Halbuki cennet, saygıda gizli. Bir kadının yorgun ellerine dokunabilmekte, Onu sadece güçlü olduğu için değil, insan olduğu için sevebilmekte. İnsanlar bunu hatırladığında, Ne kadınlar yorulur bu kadar, Ne dünya bu kadar sert olur. Ama unutanlar çoğaldıkça,
yalnızlık bazen bir odada tek başına olmak değil bazen herkesin içinde kendine yer bulamamaktır sesin var ama duyulmuyordur kalbin doludur ama soran yoktur işte insan en çok burada üşür ben çoğu zaman güçlü görünmeyi öğrendim çünkü kırıldığımda tutacak bir el yoktu anlatmayı denedim ama kelimelerim hep yarım kaldı herkes kendi hikayesini anlatırken ben sustum suskunluğum alışkanlık oldu anlaşılmak büyük bir lüksmüş ben bunu çok geç fark ettim çünkü ben kimseye ağır gelmeyeyim diye kendi yükümü kendim taşıdım yoruldum ama bunu bile kimseye söylemedim bazen keşke biri gözlerime baksa ve sormasa bile anlasa diyorum sadece anlasın neden geceleri uykumun bölündüğünü neden kalabalıkta bile içimin boş olduğunu neden gülümserken bile bir şeylerin eksik kaldığını ben vazgeçmedim sadece çok yalnız devam ettim her gün kendimi yeniden ikna ettim