Ataol Behramoğlu, toplumcu gerçekçi şiirimizin öncülerinden olmanın yanısıra şiirleri, yazıları, konuşmaları ve mücadeleleriyle adaletsizliğe, eşitsizliğe ve sömürüye karşı dimdik duran sol edebiyatın güçlü temsilcilerindendir.
"Hayatımız Güzeldir'in sayfaları arasında dolaşan okur, Behramoğlunun kapitalist düzeni reddettiğini, burjuvazinin karşısında emekçilerin ve sömürülen insanların yanında durduğunu görecektir.
Kitapta Behramoğlu'nun günümüze dair düşünsel yorumları okunduğunda, tıpkı şiirlerindeki gibi 1960'larda neye karşıysa bugün de aynı karşıtlığı koruduğu, olaylara ve kişilere doktriner olmaktan çok, insan hakları, aydınlanma, eşitlik ve demokrasi yönünden baktığı görülecektir.
"Hayatımız Güzeldir'in sayfaları arasında dolaşan okur, Beh-ramoğlunun kapitalist düzeni reddettiğini, burjuvazinin karşısında emekçilerin ve sömürülen insanların yanında durduğunu görecektir.
1970'lerde "aşağılık" olarak nitelendirdiği tüketim toplumundan kaçıp gitmek isteyecek kadar kapitalizme karşı içi nefret duygusuyla dolu olan Ataol Behramoğlu, 2000'li yıllarda verdiği bir röportajda da "İnsani değerler çok sarsıldı. İnsanın dünyaya ve varoluşa güveni azaldı. Tüketim toplumu giderek ahlakı, her şeyi ele geçirdi. Bir büyük yıkılış, yıpranma, yozlaşma, yaşanmakta..." der.
Devrimci, sosyalist dünya görüşü, yurtseverliğine engel değildir ve yurtsever olmayı solcu olmanın ön koşulu olarak görür. Behramoğluna göre bilimsel sosyalizm, her şeyden önce emek sömürüsüne karşı oluş demektir. Yurtseverliği ise kişinin ait olduğu toprağı, ülkeyi, halkı ve kültürü tanıyıp sevmesi; sömürüye, ihanete, düşmanlığa ve duyarsızlığa karşı onu koruyup esirgemesi olarak görür.
Behramoğluna göre; Kürtler de Ermeniler de, ülkemizde yüzyıllarca varolmuş tüm etnisitelerin, farklı kültür ve inanç