F.A

Edip Cansever'in dizesi geliyor aklıma; "unutulmuş bir çirkinlikten başlıyor güzelliğin..." O kadar doğru ki... Kadınların tuhaf çirkinliklerini severiz, bir düşün. Bir gözü şehladır. Bir tuhaf kusuru vardır yüzünün, vücudunun bir tarafında. Gamze bile kusurdur, biliyorsun; çene kemiğinin kusuru. O kalıyor ama akılda. Kusur iyi bir şeydir. Kusurun sanatı da o yüzden çok hoş... Çünkü kusur hoş... Şaşırmak hoş... Hayatı önceden bilmemek hoş...
Sayfa 118·Kitabı okudu
Reklam
Her şaşkınlık zamanın yenilgisidir. Her alışılmışlık da zamanın galebesi... Hayata alışmışsındır çünkü. Alıştığında zaman seni yeniyor. Şaşkınlık biraz da itirazdır ya... Hayret sayesinde zamanla olan ilişkini değiştirebiliyorsun.
Sayfa 117·Kitabı okudu
Kesinlikle haklısın, bütün hikâyeler yol hikâyesidir. Her şey bir yolculuktan ibarettir. Yol sürer, sürdürülür; yola beraber çıkılır; yolda karşılaşılır, yolda birine rastlarsın ya da yolda iken ayrılırsın. Hikâyenin ritmi de böyledir. Hikâye de eksilir veya fazlalaşır. Şimdi baktığımda anlattığım her şey bir yolcu- luk hikâyesi esasında. Yola çıkmazsan hikâye seni bulmuyor. "Dağda gezen, kurdu görür," derdi annem. Kurdu görmek istiyorsan dağda gezeceksin. Hikâyeye ancak yolda rastlarsın.
Sayfa 106·Kitabı okudu
Bir de yoldaş var. Yoldaşlık var. Ne demek olduğu belli... Aynı yolu yürüyenler... Daha çok sol jargonda kullanılsa da aslında ideolojiler üstü bir anlama sahip... Yine de esas kul- lanımı solda, soldaki ideolojik kardeşliği anlatıyor. Şimdi bu konuda ilginç olduğunu düşündüğüm bir meseleyle karşı- laştım. İspanyolcadaki compañero sözcüğü dikkatimi çekin- ce biraz araştırmıştım. Bu sözcüğün kökeninde “ekmek" ve “paylaşmak” var. İspanya'da, İspanyolca dolayımıyla Latin Amerika'da, bu arada Portekiz'de de ekmeğini paylaşanlara compañero deniyor. Biz bu sözcüğü "yoldaş” diye karşılıyo- ruz. Ama aslında yolu değil, ekmeği paylaşıyorlar. Fransız- cadaki camarade'ı, İngilizcedeki comrade'i, Almancadaki kameradı da "yoldaş” diye karşılıyoruz ama onlar aslında “oda arkadaşı” demek. Mekânı paylaşıyorlar. Çincede "ül- kü paylaşılıyor ve biz onu yine "yoldaş” diye çeviriyoruz. Nihayet, Rusçada tavariş var. Bu sözcük tam olarak “yoldaş” demek. Bizim kullandığımız gibi kullanılıyor, zaten Rusça- ya da eski Türkçeden geçmiş.
Sayfa 93·Kitabı okudu
Benzer yolculuklar mecburi hizmette de sürdü. Keskin'den Ankara'ya gider, Ankara'dan İzmir'e geçerdim. İlk eşim İz- mir'deydi ve öğrenciydi. Bornova'da yaşıyordu. Ege Üniver- sitesi Tekstil Fakültesi öğrencisiydi. Ona doğru yol alırken; sevgilime, eşime koşarken bu defa Keskin'i unuturdum, Anka- ra'yı unuturdum. İzmir'e arkamda bıraktıklarımı unuta unuta giderdim. Yolculuk bu işe yarar. Sahiden yarar. Yolculuk biraz unutmaktır, geride bırakmaktır. İnsana iyi gelmesinin bir sebebi bu olabilir mi?
Sayfa 93·Kitabı okudu
Reklam