Hekim kardeşim,
Esasında buraya Tarkovski'nin "Nostalghia" filmindeki Deli Domenico'nun tiradını bırakıp gitmek isterdim ama öy- le yapmayacağım. Tiradın bir kısmını hatırlatayım yine de.
Siz sağlıklı olanlar, sağlığınız ne anlama gelir?
İnsanoğlunun bütün gözleri, içine daldığımız çukura bakıyor.
Özgürlük faydasızdır!
Eğer gözlerimizin içine bakmaya;
Yemeye, içmeye ve bizimle yatmaya cesaretiniz yoksa,
Dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler, sözümona sağlıklı olanlardır.
Insanoğlu dinle!
Senin içinde su, ateş ve sonra kül...
Ve külün içindeki kemikler. Kemikler ve küller...
Gerçekliğin içinde veya hayalimde değilken, ben neredeyim?
İşte yeni anlaşmam: Geceleri güneşli olmalı ve Ağustos da karlı.
Büyük şeyler sona erer, küçük şeyler baki kalır.
Toplum böylesine parçalanmaktansa, yeniden bir araya gelmeli.
Sadece doğaya bak, hayatın ne kadar basit olduğunu gö- receksin.
Bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz; yanlış tarafa döndüğümüz noktaya.
Hayatın ana temellerine geri dönmeliyiz, suları kirlet- meden.
Deli bir adam size kendinizden utanmanızı söylüyorsa, ne biçim bir dünyadır burası!
Tarkovski'nin lafıyla da devam edeyim o zaman: "Yaşam, varolmak için kendine koyduğu hedeflere uygun bir ruh ge- liştirmesi için insana tanınmış bir süreden başka bir şey de- ğildir. İnsan bu gelişimi gerçekleştirmek zorundadır. Bu ya- şam denilen dar çerçevede kendimize ve diğer insanlara olan sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışırız. İnsanın vicdanı da buna bağlıdır ve onunla varolur."
Tarkovski'nin sözünü ettiği bu gelişimi gerçekleştirme ko- nusunda başına gelebilecek en şahane mesleğe sahipsin, he- kimsin. Ama bu sahiplik sana imtiyaz değil aksine sorumluluk yüklüyor, bunu öncelikle fark edip razı olmalısın. Çünkü kadim bir hafızanın parçası ve galiba sonuncu