F.A

Hekim kardeşim, Sağlık bir hizmet değil haktır. İnsanoğlunun doğumuyla birlikte ona ait kılınmış en doğal ve tartışılmaz hak. Bunu unutma! Biz bu hakkın idamesi ve ikamesi için görev yüklenmiş bireyleriz. Ibni Arabi'yi hatırla: "Varlığı anlamlandırmada kesinlik içermemesine neticeler ve kurallar doğurmamasına rağmen iç duyuş ve manevi müşahede yöntemini deney ve gözlem- lerle sonuca varma yönteminden üstün tutmalıyız!" Kardiyalog: yoğun bakım günlerimdeki yaradıklarım) Bilgelikle kuşanmamış bilgi çoğu zaman sadece çöptür. Hekimliğin sana armağanı olan bilginin iktidarından hemen vazgeç. Daha çok bilgi yerine biraz daha bilgelik. Hastalık yoktur, hasta vardır. Hastanla empati kurmak yetmez, diğerkâm ol. Hekim sadece hekim değil, sorumlu ve sorunlu bir bireydir de. Bir sacayağının üçüncüsüsün unutma. Hasta, hasta yakını ve hekim sacayağıdır bu. Hekimin de potansiyel bir hasta veya hasta yakını olacağını aklından çıkarma n'olur. Beden üzerinde hak iddia eden tıp biliminin hevesli polislerinden olma." Yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan da, olan bitene sessiz kaldıklarımızdan da sorumluyuz. Yeryüzü bizden önce de vardı, bizden sonra da var olmaya devam edecek. Bir büyük sofranın tesadüfen bu çağda yerini almış misafirlerinden başkası değiliz. Nasibimize düşeni alıp sofrayı dağıtmadan edebimizle kalkıp gideceğiz.
Sayfa 150·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hekim kardeşim, Esasında buraya Tarkovski'nin "Nostalghia" filmindeki Deli Domenico'nun tiradını bırakıp gitmek isterdim ama öy- le yapmayacağım. Tiradın bir kısmını hatırlatayım yine de. Siz sağlıklı olanlar, sağlığınız ne anlama gelir? İnsanoğlunun bütün gözleri, içine daldığımız çukura bakıyor. Özgürlük faydasızdır! Eğer gözlerimizin içine bakmaya; Yemeye, içmeye ve bizimle yatmaya cesaretiniz yoksa, Dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler, sözümona sağlıklı olanlardır. Insanoğlu dinle! Senin içinde su, ateş ve sonra kül... Ve külün içindeki kemikler. Kemikler ve küller... Gerçekliğin içinde veya hayalimde değilken, ben neredeyim? İşte yeni anlaşmam: Geceleri güneşli olmalı ve Ağustos da karlı. Büyük şeyler sona erer, küçük şeyler baki kalır. Toplum böylesine parçalanmaktansa, yeniden bir araya gelmeli. Sadece doğaya bak, hayatın ne kadar basit olduğunu gö- receksin. Bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz; yanlış tarafa döndüğümüz noktaya. Hayatın ana temellerine geri dönmeliyiz, suları kirlet- meden. Deli bir adam size kendinizden utanmanızı söylüyorsa, ne biçim bir dünyadır burası! Tarkovski'nin lafıyla da devam edeyim o zaman: "Yaşam, varolmak için kendine koyduğu hedeflere uygun bir ruh ge- liştirmesi için insana tanınmış bir süreden başka bir şey de- ğildir. İnsan bu gelişimi gerçekleştirmek zorundadır. Bu ya- şam denilen dar çerçevede kendimize ve diğer insanlara olan sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışırız. İnsanın vicdanı da buna bağlıdır ve onunla varolur." Tarkovski'nin sözünü ettiği bu gelişimi gerçekleştirme ko- nusunda başına gelebilecek en şahane mesleğe sahipsin, he- kimsin. Ama bu sahiplik sana imtiyaz değil aksine sorumluluk yüklüyor, bunu öncelikle fark edip razı olmalısın. Çünkü kadim bir hafızanın parçası ve galiba sonuncu
Sayfa 147·Kitabı okudu
Hekimiz, tüccar değiliz. Kendi meslek örgütümüzün bi- le çoğu zaman kıymet vermediği bir âlemdeniz. Bu yüzden biraz da alınganız. Müslüman mahallesinde salyangoz satıyoruz, satmaya da devam edeceğiz. Özel hastaneyiz ama koruyucu hekim- liğe inanıyoruz. Özel hastaneyiz ama hastayla hekim arası- na paranın girmesinin biteceği günleri özlemle bekliyoruz. İyi bir hastaneyiz ve iyi insanlarız. Bizi tanıyın ve izleyin. Biz, sizi sürekli izleyeceğiz.
Sayfa 135·Kitabı okudu
Metin Erksan
Belki Erksan'la ilgili birkaç notu yazmalıyım buraya. Onu tanımak ve onun arkadaşı, asistanı, çırağı, doktoru olabil- mek için çok uğraştım. Uzun yıllar geçirdim onunla ve bu yüzden çok şanslıyım. Onu tanımamış bir Ercan Kesal eksik biri olurdu, daha güvensiz, daha kibirli, daha cahil ve elbette daha az neşeli! Erksan içinden gelerek kendinden veren bir adamdı. Bunu da büyük bir istek ve heyecanla yapardı. Sa- haflardan zorla aldırttığı bir kitabı okuyup ertesi hafta kar- şısına çıktığımda gözleri parlardı sevinçten. İnsan bir başka- sının okuduğu kitaba niye bu kadar sevinir Allah aşkına! O sevinirdi. Coşkun bir adamdı. Hiç ölmeyecekmiş gibi uzun vadeli planlar yapardı. Onunla konuştuktan sonra yanından onlarca iş planı yaparak ayrılırdınız. Hiç vakit kaybetmeden yeni senaryolar ve filmler yapmak zorunda hissederdim her muhabbetin sonunda. Çok komik ve çocuk gibi neşelenen bir adamdı. Olmayacak yer ve zamanlarda insanı yerlere ya- tıran esprileri vardı. Dünyayı sarakaya alarak da onunla baş edebileceğimi öğretti bana.
Sayfa 133·Kitabı okudu
İçinde keder ve acıdan başka bir şey taşımayan bugünümüz, geçmişimizden başkası değilmiş. Şimdi dediğimiz şey, geleceğin geçmişiymiş ve biz geçmişle gelecek arasındaki o ince yarıkta bir oraya bir buraya sallanıp duruyormuşuz. Geçmişle gelecek arasında... Işıkla karanlık arasında... Salla- nıp duruyormuşuz.
Sayfa 128·Kitabı okudu