Ömer

Ömer
@OmerAtli
Belki de dünya, başka bir gezegenin cehennemidir. Aldous Huxley
İyi geceler.
Hemen herkesle can ciğer olma. Onlar, hemencecik seninle arkadaş olmak isterler, sana karşı hoş, yumuşak görünürler, arkadaş görünürler, seninle çok ilgilenirler, derdi olan derdini açar sana, insanlar böyledir. Sen kendini hiçbir zaman açmayacaksın. Kapıp koyuvermeyeceksin. Tesirin o zaman iyi olur üzerlerinde. Ağır başlı davranacaksın. Eşkiyalıkta yanındakilere tesir şarttır. Bir zayıf damarını keşfederlerse ömrünün sonuna kadar rahat edemezsin. Onların yanında on paralık onurun kalmaz. İnsanları sözleriyle değil, hareketleriyle ölç! İnce Memed 1/Yaşar Kemal
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
olur da kanatlanırsa kalbim gökyüzüne yazacağım gülüşlerini sen, büyük denizlerden görkemli el değmemiş çağlayan sen, dağlardan heybetli leke sürülmemiş heyecan bir kez daha vurulmak için yine geleceğim kapına ulvi koçu
Dişi keçi derisinden, ofir altınıyla süslü Nasıl yaraşırdı belinin soylu çukurluğuna Seninle öteleri ansırdık. Öteler, baklanın ve pancarın duyarlığı Kedinin varlığı erişilmez kişilik Güneşli bir damda İçimizden gemiler kaldırırdın, Suyunu büyük şölenlerle tazelerdik Bayramımızdın. Kuburlukların bütün kişniş ve badem doluydu. Şimdi dar dünya Ölümün büyük hızı kesildi." Terziler geldiler. Ateş ve kan getirmediler. Hüzünleri kan ve ateşti ama. Uğultulu bir şey Ekspresler garlarda kaldı, ilâçlar çıldırdılar Kenti bir baştan bir başa dolaştım, tıs yok Bütün odalara dağıldılar. Sürahiler tozlu, pabuçlar kurumuş yerlerde kırpıntılar, "Oyulmuş yakalar, kolevlerinden arta kalanlar vatka pamukları, verevine şeritler, kopçalar, düğmeler, ilikler iplik döküntüleri, kumaş parçaları, karanlık akşamüstleri ve sabahlar, dükkân tabelâları, kartvizitler..." Kasıklarına kadar çıkmış, en ufak bir ölüm bile yok.
Şiir
06-08-2025
"Sabahın Bağrında" Toprak, dün gece bir düş gördü: Gökyüzüyle konuştu sabaha dek— “Güneşi ben çağırıyorum,” dedi, “ve her çiğ tanesinde bir sır gizliyorum insana dair.” Rüzgâr, bir çiğdemin yaprağından geçti, inceydi, utangaçtı, ama bildiği çoktu: “En sessiz olanlar, en çok şey söyleyenlerdir.” Gün doğarken bir serçe kondu yanı başıma, ve bakışıyla dedi ki: “Uyanmak, yalnız göz açmak değil; kendine uyanmak demektir.” Ben de sustum. Ve sustukça büyüdü içimde doğanın kadim sesi. Her şey konuşuyordu: toprak, ağaç, çiğdem,
"Aradaki sessizlik"
Hayat, doğumla ölüm arasındaki kısacık bir suskunluktur. Bir nefes arası. Bir gülüş ile bir gözyaşı arasında kalan boşluk. Ama o boşluk, en çok dolu olan yerdir. Çünkü insan orada yaşar. Zorluklar, insana der ki: "Kalk, burası senin sonun değil." Her düşüşte bir öğreniş vardır, her kayıpta saklı bir kazanç. Acı öğretir, çünkü dilini herkes anlar. Ve insan, çoğu zaman ancak acıyınca uyanır. Ama kolaylık dediğin, zorlukların içinden çıkarken fark edilir. Güneşi, karanlık olmadan fark edemezsin. Tatlı suyu, susamadan kıymetli sayamazsın. İyi insanlar da, kalabalıkların ortasında değil; sessizlikte, sabırda ortaya çıkar. Ölüm korkutmaz, aslında. Korkutan, yaşarken içimizin boşalmasıdır. Ruhu diri tutmak ise cesaret ister. Küçük bir iyilikle, derin bir nefesle, dürüst bir sözle… Unutma dostum: Hayat bir düzlük değil, bir iniş-çıkış. Ve biz, tırmanırken güçleniriz. Kolaylık, kaçtığın yerde değil; direndiğin yerdedir.
Edebiyat-Düşünce