Tarihe ilgim olmasına rağmen Cumhuriyet tarihi okumayı hiç sevmiyorum. Sebebi ise hem barındırdığı kasvetli hava hem de sağlamlığına pek güvenemeyişimiz. Fakat Melikşah hocanın bu eserini lezzet alarak okudum. İçerisinde yakın tarihimize dair 18 mesele hakkında yazdığı yazılar var. Bu yazılar, başlıklarını açıklasa bile belli bir metot ve şuur kazandırıyor ek olarak. Kaynaklandırma olsun, içeriğin özgünlük ve kalitesi olsun okurken kafanıza hep "ne büyük bir emek harcanmış" dedirtmeden durmayacak. Her yazıyı okurken içinize çöken bir olumsuz hava da olacak onu söyleyeyim. Çünkü biz bu meseleleri okurken bile rahatsız oluyoruz ama bu ülke bu garabetleri, zulümleri bizzat yıllarca yaşadı ve hala yaşamaya devam ediyor. O açıdan bu eserin çok cesurca bir girişim olduğunu, adının hakkını verdiğini kabul edelim. Mayınlı bir arazide yürümek zaten ölümle burun buruna olmak demek iken bir de bunun üstüne karanlığın/gecenin sağladığı belirsizlik ve ayırt edemezlik eklenince en iyisinin hareketsiz kalmak olduğunu ama hareketsiz kalmanın da mesuliyet gerektiğini fark edeceksiniz.