Nedendir bilmiyorum kitabı okurken karakterleşme hissine kapıldım. Kendimi karakterlerin biri olarak hissettim. Hüseyinleştim mesela, İbrahimleştim. İbrahim gibi sorgulamaya başladım hayatı. Huzursuzlaştım. Bence duyguyu derinlere kadar hissettiren bir eser. Acıma duygusunu hem tattıran hem de acımanın yanlış olduğunu yüzüme vuran, hayata bakış açımı değiştiren bir hikaye. "Merhamet de zulmün bir parçasıdır." Diye konuşan Meleknaz'ın gözlerindeki o kelimesiz, tarifsiz bakış beni çok etkilemişti. Önce Meleknaz'a acımıştım sonra ona karşı bir hayranlık duydum. Onun onca çektiği ızdıraptan, zulümden sonra bile dik durabilişine, kararlılığına, gücüne ve özgüvenine. Ve ibrahimin her pazar pastanedeki o sabırlı bekleyişine. "Herkesin bir şemsiyesi var kendini koruyacak, seninse yok, bir an önce şemsiyeni açmaya bak, çünkü bu yağmur hiç dinmeyecek." Dediği yerde kendime sordum? "Ömer senin şemsiyen nerde?" Çünkü çoğumuz şemsiyesiziz
Güzel bir eserdi. Bitmesini istemediğim bir kitaptı. Her güzel şeyin sonu olduğu gibi.. der herkese iyi okumalar dilerim:)