18. yy ve 19. yy aydınlarının “Din, halkların ölümden sonraki hayata bağladıkları ümit dolayısıyla bu dünyadaki mahrum, zavallı ve perişan durumlarına tahammül etmelerine sebep olan bir afyondur. Zira Allah’ın iradesi ile olanları değiştirmek için yapılan her şey Allah’ a karsı gelmektir. Bu nedenle din afyondur. Din insanların ilmi hakikatlere karşı bilgisizliğinin, boş ve anlamsız korkularının ürünüdür.” Sözleri haklıdır ve doğrudur. Fakat burada bahsedilen din hangi dindir?
Tarihi bilgi ve belgeler göstermiştir ki insanlar toplumsal yaşamları boyunca inandıkları dinleri vardı. Tevhid dini bu dinlerle savaşmaktadır.
Peki tevhid dini nedir? İnsanları sınıf ayrımına iten, sermaye sahiplerinin ve güçlünün kanun koyucu olduğu, ırka dayalı bir ayırımcılığa müsade eden, düşünmeyen, güçlüden hakkını aramayan/arayamayan, dini afyon gibi kullanıp insanları köleleştiren, şirke ve put a karşı koyan din tevhid dinidir.
Şirk ve put deyince aklımıza çeşitli hayvan ya da insan yapımı tapınaklar, heykeller gelir. Hindistan’da halen görülen örnekleri gibi... Evet tevhid dini insani özgürleştirmek ve birlik adalet sağlama adına bunlar ile de mücadele etmiş ancak en önemli mücadelesini; tevhid dini gibi algılatılmış, belli zümrelerin söz sahibi olduğu, yapılan adaletsizlikleri, müsriflikleri, elde edilen güç ile kendi ruhban takımını kurmuş, sermaye sahibi olduğu halde haksızlıkla mücadele etmeyen bunu da tevhid dini gibi gösteren, gösteriş ve itibar peşinde koşanlara vermiştir/vermektedir.
Peygamberlerin hepsi hayatları boyunca, sınıf ayrılığı, açlık, adaletsizlik, haksızlıkla savaşmak için baş kaldırmaktan geri durmayan dönemin devrimcileridir. Bu kıyamlarında geri adım atmamışlardır. Onların dinine ( güç, sermaye, sınıfsal ve ırki üstünlük, (ki bunların hepsi de günümüzde de