anil çokugurluel

anil çokugurluel
@Oneal1975

anil çokugurluel

, bir kitap okudu
7/10
·136 syf.··
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2021 18:51
·
2021 27. kitabı
Akın Aksu
6.6/10 · 38 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·432 syf.··
2021 26. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2021 22:53
Uzun zamandır yabancı yazarların romanlarını okumuştum. Çeviri fiyaskoları, tam yansıtılamamış dil oyunları, doğru cümle kurulumu, doğru kelime seçimleri yapılabildi mi aceba soruları ile uğraşırken yeni türk yazarları ile tanışmaya karar verdim. Ömer iklim demir tam olarak istediğim, susadığım, beklediğim romanı okuttu bana. Bölüm geçişlerinde kullandığı Zaman atlamaları, kurduğu kısa ama öz cümleler, kelime oyunları çok ama çok güzeldi. "bir filmde olsaydım bu anı ileri sarardım" yada "üstümdeki gökyüzü bile sırtıma ağır geliyordu" gibi nasıl yazılacağını hayal edemediğim cümleleri not almak istedim. Sık sık kullandığı ses efekt kelimeleri de ayrıca güzeldi. (tıng, güm, rata ta ta, cass, mivv vs) Murat hocanın anlattığı yazarlar ile ilgili edebi anekdotlar çok ilginçti. Romandan bence 4 ayrı roman çıkardı. Konuya girilse çıkılamaz :) spoiler vermeden de geçemem ama özetle 2000 lerde başlayan hikaye , 1914 lere ait bir günlüğün bulunmasına paralel olarak devam ediyor, Günlük bitince hikaye bitiyor sandım hatta günlük bittikten sonraki birkaç bölüm sonunda" keşke roman artık bitseydi " diye içimden geçirdim ancak romana devam ettikçe konu bir manolyanın yaprakları gibi açıldı genişledi. Masalsı, efsanevi hayal gücüne şapka çıkartılacak emek verilmiş çok da güzel kaleme alınmış bir roman olmuş. Roman sonu "yeşil yol" a selam çakmış gibi dursa da hiç ama hiç yadırgamadım. Bir ölüm sahnesinin bu kadar etkileyici anlatıldığını daha önce sadece Masumiyet Müzesinde görmüştüm. Hemşirenin ölümünü anlattığı o paragrafta gözüm doldu. Romanın sonunda, romanda adı geçen şarkılardan oluşan bir play list var ve ben anı yaşamak adıma listenin hepsini dinledim. Kulaklarımda mazhar fuat dan -o zamanlar özkan yokmuş :)- bu şarkı kaldı Adımız miskindir bizim, Düşmanımız
Kum TefrikalarıÖmür İklim Demir · Yapı Kredi Yayınları · 20202,237 okunma
9/10
·95 syf.··
2021 37. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2021 15:09
Bir Yapbozun parçalarını düşünün. Her bir parça; zamanı, kişiyi, nesneyi, duyguyu, sesi ya da bir duyguyu temsil etsin. Roman boyunca bu parçalar değişik kombinasyonlarda kendi aralarında birleşip başka başka yapboz manzaraları oluşturuyor bize. Kurgu bu şekilde ve okudukça baş döndürüyor. Anlatıcımız bir sarhoşluk anı ya da bir trans halinde yaşıyor. Gördüğü rüyalar, hayaller, gölgeler, sesler, nesneler, kişiler sürekli karşısına çıkıyor ve hiç peşini bırakmıyor. Zaten her şey süregelen bir tekrardan ibaret bir düzen içinde başlıyor ya da bitiyor. Her acı aynı ancak yaşayanlar farklı, ya da kişiler aynı ama zaman farklı, ya da zaman aynı nesneler farklı veya nesneler aynı ama kişiler farklı.. Bu şekil anlatınca pek anlam taşımıyor ancak romanı ben 1 günde neredeyse soluksuz bitirdim. Kahramanımız bir hayal ya da rüya görüyor daha sonra birden kaybolan bu hayalin peşine düşüyor. Oradan çocukluğuna gidiyor, annesi, babası, amcası, halası ile tanışıyoruz en son da halasının kızı. Yani karısı ile.. Hastalıklı şekilde karısına bir aşk duyuyor. (aşk-hastalık-nefret arasında gidip geliyor) Kendi ile, karısı ile, duyguları ile çatışmalarını okuyoruz. "Aynadaki aksimle her an boğuşmaya hazır 2 kedi gibi bakışıyorduk" cümlesini çok sevdim. Yaşadığı Gel-git ler, paralel evrenleri, zaman paradokslarını ve metafizik konularını hatırlattı bana. Bu zamanlar arasında başıboş gibi dolaşan "şal, testi, mumluk, şarap şişesi, bıçak, tabut" gibi nesneler, yine başıboş gibi dolaşan "anne, baba, amca, eş, küçük kardeş, kambur adam, kasap" gibi karakterler, ara sıra duyulan aynı şarkı, buruk salatalık tadı bir sarmal şeklinde olay çevresinde karşımıza çıkıyor. Romanın İran da neden yasaklandığını, bıçakla parçalanan bedenlerden, tanımlanan tanrı ya da din kavramlarından, şiddetten,
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,7bin okunma
7/10
·155 syf.··
2021 25. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2021 12:55
Bir çırpıda okunacak, bir cinayet çevresinde geçmesine rağmen naif bir roman. Bir aldatma sonucu dağılan iki ailenin; anne baba ve çocuklar olarak her bir ferdinin değişen hayatları, iç dünyaları ve duyguları. Dağılan ailelerden birinin çocuğu olan Cletus un, çocukluk arkadaşının dilinden anlatılıyor hikayemiz. Anlatıcı da annesinin ölümünden sonra babasının azalan sevgisi ile ve üvey annesine de alışamamış bir durumda buruk bir çocukluk ve ergenlik geçirmiştir. Ancak esas yarası, babası katil olarak ilan edildikten sonra Cletus ile irtibatını ve arkadaşlığını kesmesi olmuştur. -ki yıllar sonra bu olayın tekrar üstüne gidip fark etmeden bu yaptığının açtığı yaraları kapatmaya çalışmaktadır. Doğal olarak içsel analizler, çocuk ve erişkin gözüyle ayrılıklara farklı bakışlar, sevgi sadakat ve arkadaşlık kavramları ana kavramlar olarak olay örgüsünde bize sunuluyor. Romanın başlarında "her anlatıcı, hikayeyi anlatılırken hikayeyi biraz değiştirir, dolayısı ile her masal biraz yalandır" cümlesini beğenmiştim. Özellikle Cletus un, annesinin, babasının, Lloyd un iç dünyaları güzel aktarılmış olmasına rağmen konuya yardımcı olarak giren -ve kendine ait hikayeleri detaylandırılmış- diğer bazı kahramanların iç dünyaları yada hayatları çok yüzeysel geçilmişti sanki. Çeviriden mi kaynaklıdır bilemem ancak Başlayan bir paragrafta konusu geçen Yer, zaman ve karakterleri ayırt etmek bazen zorladı. İçinden çıkılmaz bir hal almasa da bir kaç cümle öteye gidip tekrar okuduğum paragraflar oldu. Erişkin dünyasında yaşanan bir boşanmanın, tanık olunan bir sevgisizliğin ve bundan doğan yalnızlığın hem erişkin hem de çocuk gözüyle anlatılması çok etkileyici idi. Ama romanın bombası, hikayenin finaline doğru çiftliğin köpeğinin gözünden olayları seyretmek oldu. Harikaydı. Doğru ya da
Hadi, Yarın GörüşürüzWilliam Maxwell · Jaguar Kitap · 2017241 okunma