anil çokugurluel

anil çokugurluel
@Oneal1975

anil çokugurluel

, bir kitap okudu
7/10
·320 syf.··
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2021 20:06
·
2021 30. kitabı
Güray Süngü
8.2/10 · 852 okunma
Reklam
7/10
·108 syf.··
2021 29. kitabı
Ömür İklim Demir den "Kum Tefrikaları" nı okumuştum. Dilini, anlatım sadeliğini, günlük hayattaki küçük detayları olayların içine nasıl büyük yerleştiğini çok sevmiştim. Bu hikayelerde de aynı tadı aldım. Güzel detaylar küçük ayrıntılar olaylara konulara nasıl ince ince yedirilmiş gördüm. Yine ses efekt leri kullanmış.. sevdim(zıırrn zırrn , gümm vs) En olmadık acıklı sahneleri gözümüze gözümüze naifçe sokmuş..etkilendim Konulara hayal gücü ve ters köşe katmış.. şaşırdım Kısa şık cümleler kurmuş.. zevkle okudum. Tüm hikayeler kendince güzel, ilk 3 hikaye birbiri ile direkt bağlı olsa da diğer öykülere de atıflar be birbirlerine göndermeler var. Bir öykünün kahramanı diğer bir öyküde -ana kahraman olmasa da - yer alıyor. Evet 105 sayfasıyla kısaydı zaten ama yine de Bir günde okuduğum ve bitirdiğim kitaplar listesine girdi :) Bir edgar keret olmasa da bizim de güzel anlatımlı ve ters köşe ile biten öyküler yazan bir yazarımız var. Kum Tefrikaları ile romancılığını da sevmiştim, bu kitabıyla öykü yazarlığını da sevdim. Her öykü favorim neredeyse :) Çok tekrara düşmemiş konu seçimlerinde yada anlatımlarında. Zevkle sıkılmadan okudum. Yine de Kum Tefrikaları bi başkaydı :)
Muhtelif Evhamlar KitabıÖmür İklim Demir · Yapı Kredi Yayınları · 20239,2bin okunma
7/10
·136 syf.··
2021 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2021 16:53
kendi ile ilgili her şeyi unutmuş olarak hafızasız bir şekilde bir otel odasında uyanan bir adam ile başlar hikaye. Biraz Nolan ın Memento sunu andıran sahneler akla getirdi roman bu en başta. Önce otelin görevlisi ile kendini bulmak için yola çıkar. Kendi ile hiç bir şey hatırlamadığından kendine bir isim bir meslek bir din bir ülke yada konuştuğu bir dil bulmaya çalışır. Bu şekilde kendini güvende ve korumada hissedecektir. Ancak bu çok kolay olmayacaktır. Zira önemli olan insanın kendini hatırlaması değil kendini bilmesidir. Yoluna çıkan türlü bedenlerde zaman bekçilerinden yardımlar alır. Bekçilere göre Önemli olan bulmak değil aramaktır. Denizler aşar, kıyıdan uzaklaştıkça daha rahat kürek çektiğini fark eder, devasa kalelere girer. Adı Adem dir, insanın en saf en sıfatsız halidir. Tabii sahnede Adem varsa bir de elma olmalıdır ve kendini hatırlayabilmesi için bir "ahu" nun uzattığı elmaya kayıtsız kalamaz ve işler karışmaya başlar. Daha önce karşılaştığı karakterlerin vücutlarında kendini görür bu arada kendini de aramaya devam etmektedir. "Bir ben vardır benden içeri" lafı gibi herkeste de biraz kendi vardır ve karşımızda kim varsa aslında gördüğümüz sadece kendimizdir ancak belki başka zaman yada başka bir paralel evrende. Her şeyin özü sevgidir, sevgi dönüşür, dönüştürür. Adem'in hikayesi de aşkla başlamış aşkla dönüşmüştür. Ancak hikayede aşk varsa tabii ki o elma yenmelidir :) Sarmal bir kurgusu var kitabın. sadık hidayet ten Kör baykuş okur gibi oldum. Biraz da Netflix ten Dark tadında paralel evren sahneleri :) Ama özellikle sona doğru bölümler arasındaki geçişler çok güzel yapılmış. Bu arada çok komik anlatımı var yazarın. Hele Zaman bekçisi olan "ahu" Ademe elmayı 2. kez vermek için yaklaştığında Ademin "selamın aleyküm bacım" demesine sesli
İnsanın Acayip Kısa TarihiGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 20212,387 okunma
7/10
·136 syf.··
2021 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2021 18:51
Yolları haritada bile gözükmeyen bir kasabadan ilçeye gitmek için başlayan, bir müdür ve bir öğretmenin yaptığı bir yolculuk öyküsü. Bir amacı olmayanların yaşayamacağı, kimsenin bile isteye gitmeyeceği, her duyguyu kar ile gömen, kaybeden bir kasabadır yaşadıkları yer. Yalnızlık ve boşluktur oranın yabancısı için heryer. Şanssızlıklarının yada günahlarının bedelidir kasaba. Bu kasabada ya İnsan körü körüne allah'a atıp her şeyi dindar olur ya da inancını kaybedip dinsiz. Devamlı görülen ve yaşanan şeyler körleştirir insanı, çıkmaya cesaret edemez yada kaçıp kurtulmayı unutur. Öğretmenin talebi ile müdür ve öğretmen en yakın ilçeye bir araç alımı için yola çıkarlar ancak olmayacak kadar karlı ve fırtınalı bir günde hem de otoyoldan değil köy yolundan. Yolun İlerisini göremedikleri sanki boşlukta ilerledikleri bir yolculuk yaparlar. Yolculuk sırasında doğaüstü bir ışık görürler üstelik ay da tam o gün tutulmuştur. Bu olayları kimsenin olmadığı bir yolda beraber yaşamaları onlara bir kader ortaklığı olarak gözükür. Yolları açan buldozer şoförü ile yine tesadüfen karşılaşırlar ve adam onlara bunun bir tesadüf olamayacağı bir ilahi işaret olduğuna inandığını söyler. Her ikisi de donmuş bir nehir ve şelalede ara verirler yolculuğa. Zamanın akmadığı bir yer gibi betimlenen bu yerde, bu kadere ve ilahi güce , tanrıya yaklaştıklarını hissederler. Öğretmen inançsızdır ve bu duyguyu hissetse de kaçmaya çalışır. Geçmişleri ile korkuları ile iç hesapları ile dolu yolculukları bu şekilde devam eder gider. Zaten önemli olan hedef değil o yola çıkmaktır. Uzun bir Nuri Bilge Ceylan filminden bir yol sahnesi gibi okudum romanı. "Ben girdiğim çemberde kısılıp kalmayı severim" diyen öğretmen gibi pek de bişeyler çözmeye gerek yoktur belki de. Kapak tasarımında da yer verilen Anne
Ay IşığıAkın Aksu · Doğan Kitap Yayınları · 202138 okunma